Gülşah ve Şahin'in aşkı(!):
Gülşah Türk şahin Kürt'tür birbirlerine bir gün aniden asik oluyorlar. Fakat afedersiniz ama Gülşah'ın aşkı da aşk değil yaa bildiğiniz saplantı haline getirmiş. Gülşah, Şahin'e uzaktan bakan yanından geçenlerden kıskanıyor adamı, bu kadınlara gıcık ve sinir oluyor. Şahin'i arkadaşlarıyla tanıştırmıyor. Uçan kuştan bile kıskanıp trip atacak kadar sinir bozucu. Bununla yıllarını hayatını tüketiyor. Daha ne.. Bu aşk değil artık bu saplantı ve bu bir aşk romanı değil. Şahin de sözde güzel bir ideal uğruna sürekli kadını her seferinde ortada bırakıp habersiz bırakıp sonra hop nasılsa aynı yerde kalır diyerek geri dönüyor sonra yine duman. İkisine ayrı gıcık oldum ama Gülşah'a ayrı sinir oldum. Kaç yıl geçiyor ama kadın vazgeçmiyor, Şahin'in ailesini arayıp duruyor, Diyarbakır'a gidiyor hatta KPSS'ye çalışıp Diyarbakır'a atanmak istiyor sevdiği adamın şehrinde olmak için atanamayinca özel okula gidiyor. Fakat yine aileden birileriyle bağlantı kurmaya çalışıyor ve Şahin'i durmadan arıyor..
Şahin'in kendine göre haklı nedenleri var belki ama yani 3 yıl aramadan sormadan Fransa'ya gidip hiç haber vermemesi çok saçma, Gülşah da bunlara rağmen peşinde. Her seferinde giden hep kadın, özür dileyen hep kadın, hastalanıp yataklara düşen, her zaman hep ilk arayan kadın oldu. Ayrıca her seferinde Şahin'i bekleyen Gülşah en sonunda kendine uygulanan şiddeti de hak görüyor, bunu bir ceza görüyor ve bununla yaşamaya karar veriyor. Bu nasıl bir kendini önemsemeyiştir yaa adam gitmiş kaç yıl olmuş ne aramış ne veda etmiş sana ama sen ısrarla ariyorsun 3 yıldan sonra da adam arıyor ne işin var Diyarbakır'da git memleketine diye. Sözde Şahin Gülşah'ı korumak için yaptı ama bu anlatılamayacak bir şey değildi. Sonra Şahin 3 yıldan sonra Gülşah'ı arıyor, kadın