DİKKAT SPOİLER İÇEREBİLİR!!!!
9/10
·50 syf.·
2026 31. kitabı
Ruhumun ilacı dergilermiş ya :) İnsan hayatında en az kaç kez aşık olabilir. Bu duygu bir insanda varsa gayet de 3-4 kez aşık olabilir yani bence. Ama böyle Gerçek bir aşk böyle tutkulu seven biri .Şahsen ben kolay kolay aşık olamıyorum hani oldum mu da bittim, ben de bitiyor mantık devre dışı kalıyor yani .Çok güzel bir duygu gerçekten iyi hani .Özellikle seviyorsan seviliyorsan ki bu karşılıklıysa çok güzel bir şey tabi.Böyle istemsiz yüzünde bir gülümseme oluyor , gözlerinin içi parlıyor güzel bir şey ya ben de direkt anlaşılıyor. Sırf bu yüzden aşık olunabilir bence ya:) Sonu hüzünle de bitsede aslında o süreç güzel. Bazen çünkü elde edince ya aşkın söndüğüne inanmıyorum ama aşk eskisi gibi olmuyor etkisini yitiriyor sanki tabi ki şahsiyetlere bağlı .Neyse yoksa ben sabaha kadar bunu anlatırım:) Nazım Hikmet Ran kendisine fazla hakim değildim ama onu okumak istedim .Çünkü şiirlerini beğeniyorum kendisiyle tanışmak istedim. Nazım Hiķmet ooooo. Biraz şaşırmış olabilirim açıkçası benim aklımda sadece bir kadın vardı. Hayata çoğunlukla aşk ile geçmiş ve hapishanede geçmiş çok şey yaşamış yani Davası uğruna mücadele veren bir adam . Aşka tutunmuş ya. Aşkın varlığıyla hayata tutunmuş yani diyebilirim. Gerçekten sevgisini de çok güzel ifade eden bir şair ,aşklarını çok güzel yansıtmış şiirlerinden anlaşılıyor. En çok piraye ile olan aşkı beni etkiledi. Bir yazdığı mektuplar , ki ben zaten aşk mektuplarını çok seviyorum. Büyük insanların coğunun hapishanedeki o psikoloji ile yazdığı eserler aslında insanları derinden etkiliyor .Ki böylesine Büyük adamlar büyük acılar yaşayıp o acılardan esinlenerek aslında çok güzel eserler çıkarıyorlar.Bazen acılar büyük de olsa ilham kaynağı da olabiliyor aslında evet doğru cümleyi kurabildiğimi düşünüyorum.
KafkaOkur - Sayı 19 (Eylül 2017)KafkaOkur Dergisi · Kafka Okur Dergisi Yayınları · 2017701 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2025 75. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 22:51
#biomortem ile merhaba.. Yaşadığımız dünya ve gideceğimiz dünya arasında sıkışıp kalmak, gitmek mi kalmak mı? O tünele girip geri dönebilmek mi? Mesela siz yeryüzünün ilk aşkını biliyor musunuz? Arkea ve Mithe.. Ya çürümenin fizyolojisini? Sevdiğinizi cam bir tabutla gömebilir misiniz toprağın altına, onun çürümesini görmek ne hissettirir size? Bu dünyadan ayrılırken valizinizi yanınıza aldınız mı? Valiziniz kayıpsa nereye gideceksiniz? Seçimlerimiz, ilişkilerimiz hayatımıza yön verenler, hayatımızın yönünü değiştirenler. Peki ya biobot nedir? Damarına kan yerine.... Ooooo. O kadar çok şey var ki. Toprağın kalbine emanet edilenlere, ne güzel bir ifade diyorum ve okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,812 okunma
Reklam
BERBAT VE OKUMANIN ZAMAN KAYBI OLDUĞU BİR KİTAP
1/10
·416 syf.··
2025 9. kitabı
Öncelikle kitap berbattı bunu belirtmiş olayım ancak burada size neden berbat ve zaman kaybı olduğunu açıklayacağım.Öncelikle yazım dili aşırı kötüydü anlatım bozuklukları noktalama yanlışları yanlış deyim kullanımı ne ararsanız var ayrıca betimlemeler berbat doğru düzgün betimlemeler yoktu cümleler iyi bağlanmamıştı diyaloglar sırf havalı vb. dursun diye yazılmış gibiydi ve hiç gerçekçi değildi. Mantık hataları çoktu karakter hiç gerçekçi değildi gerçekçiden kasıtım hiç soru sormuyordu her şeyi saniyesinde onaylıyordu bir anda arkadaşını öldürüyordu mesela sonra farklı bir evrende buluyordu kendini bir adam onu kaçırıyordu ve hiç tepki vermiyordu yani aşırı zorlama yazılmış gibiydi.Karakterlerin derinliği hiç yoktu cidden hiç mi olmaz dediğinizi duyar gibiyim ve evet hiç yoktu. Bundan ayrı bir de kitap hiç sarmıyordu yani normalde aksiyon olan yeni evrenler olan kitaplar kannımca sarar lakin bu kitap hiç ama hiç sarmıyordu.Karakterlerin sayfada neyin nesi olduğu yazıyordu ama yani kitapta onu bize yayarak olaylarla harmanlayarak yazmaktansa ilk sayfadan bir kaç bilgi karalanarak yazılmasını tercih etmiş yazar ne diyeyim bilemiyorum. Güya düşmandan aşka mıymış neymiş kitap Alessia ana karakterimiz ve Müphem erkek karakterimizin lafta “düşmandan aşkası” ile doluydu yani ne diyeyim siz söyleyin.Sitrinler Labrodoritler vb. türler olmasına rağmen yazar bunları kitapta düzgünce anlatamamıştı çünkü tek amacı lafta düşmandan aşka yazmaktı ya. Ben bu kitabı fantastikten çok rastgele bir evren yazıp içine de Alessia ve Müphem’in aşkının koyulduğu bir kitap gibi geldi.Almayın okumayın okutturmayın sakın ha sakın.Kitaba ben de birçoğumuzun başladığı gibi güzel ve renkli bir evren çeşitli karakterler umuduyla başladım lakin hayal kırıklığıydı verdiğiniz paranın bir
Edebiyat
Fantom Etkisi - Doğa DönüyorSelin Solaris · Artemis Yayınları · 2024465 okunma
8/10
·216 syf.··
2025 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 08:30
Gerçeklik nedir? Anılar mı? Yaşanılan ve paylaşılan hikayeler mi? O halde hayal gücüyle oluşturulan hikayeler nedir? Onlar gerçek midir? Veya yeterince anlatılırsa gerçek mi olurlar? Peki ya hikayelerle oynanan oyunlar? O oyunlar inanılarak oynanılırsa sonunda gerçek mi olurlar? Ya da gerçeklik dediğimiz şey bir oyun mudur? Belki de öyledir. Belki de hepimiz birilerinin oyunundaki hikayeyizdir ve zarları bir başkası atıyordur. Fakat Tanrı da zar atmaz, değil mi? Semih Ellialtı, Kemikler Ve Kartlar ile işte bu soruları merkezine alıyor ve cevapların etrafına hayal gücüyle ilmek ilmek enfes bir fantastik evren örüyor. Gerçekliği, oyunlar ve hikayeler üzerinden sorguluyor ve bizlere bu sorgulama çerçevesinde oyunlarla bezeli bir hikayeler dizisi sunuyor. Kitabın açılışı kapılarını sadece sabaha karşı ve o da yalnızca 1 saat için açan, tek oyunu zarlar olan, bilinmezliğin merkezi Duryodhana kumarhanesiyle yapılıyor. Yazar burada yaşanan olayları öylesine gizemli, öylesine çarpık ilerletiyor ki; zihnimizdeki asla yaşlanmayan*, çevik ve atik merak duygumuzu yattığı yerden kaldırıp işe koşarak daha kitabın ilk sayfalarından bize kancayı takıyor ve bizi kitabın içerisine hapsediveriyor. Hem de üstelik bunu yalnızca on beş sayfa ile başarıyor. Müthiş dışında başka ne denilebilir ki? *Yaşlanmaz ama yetersiz beslenme yüzünden halsiz ve yorgun düşebilir. Bu gibi durumlarda şahsi kitapçınıza veya kitap zevklerini beğendiğiniz kişilere başvurmanız önemle tavsiye edilir. **Şahsi Kitapçılar, Kütüphaneler Birliği tarafından kişilere atanan özel kişilerdir. Birlik yeterince kitap okuduğu belirlenen adaylara bir dizi test uygular ve testi geçen adayları birliğe dahil eder. (Bahsi geçen testler için Bknz. Eyes Wide Shut) Peki nedir bu kanca? Nesi ilginç Duryodhana
Kemikler ve KartlarSemih Ellialtı · İthaki Yayınları · 20248 okunma
BİR KUZEY MACERASI VE SARAYDA YAŞATINCA SEVİLEN MAFYA
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
Merhabalar! Bugün sizlere Jack London'ın kısa ama bir o kadar da etkileyici bir kitabını anlatacağım. Kitabımız #k:100272. Bu kitap Naass adlı bir kabile reisinin evlendiği gün karısı denizden çıkıp, Naass'ı kandırarak karısı Unga'yı kaçırışını ardından Naass'ın karısını aramak için çıktığı zorluk dolu yolculuklarını ve onların hikayesini anlatıyor. Jack London'ın dili gerçekten çok güzel ve konuyu da çok güzel işlemiş. !SPOILER! Yani Jack London'ın kitaplarındaki kadınlar niye bu kadar gıcık?! Adam dönmüş dolaşmış sebi bulmuş sen onu bıçaklıyorsun. Gerçek eşini. Yanındaki seni güzelliğin nedeniyle kaçırmış ama o seni sarayda yaşattı diye ooooo. Açgözlü seni. !SPOILER BİTTİ! Bu kitabı kesinlikle öneriyorum başları biraz sıkabilir ama devamı akıyor. Kendinize iyi bakın ve kitapla kalın!
1000Kitap
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,4bin okunma
Lütfen herkes kitap yazmasın!
2/10
·272 syf.··
2025 32. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 08:06
Gülşah ve Şahin'in aşkı(!): Gülşah Türk şahin Kürt'tür birbirlerine bir gün aniden asik oluyorlar. Fakat afedersiniz ama Gülşah'ın aşkı da aşk değil yaa bildiğiniz saplantı haline getirmiş. Gülşah, Şahin'e uzaktan bakan yanından geçenlerden kıskanıyor adamı, bu kadınlara gıcık ve sinir oluyor. Şahin'i arkadaşlarıyla tanıştırmıyor. Uçan kuştan bile kıskanıp trip atacak kadar sinir bozucu. Bununla yıllarını hayatını tüketiyor. Daha ne.. Bu aşk değil artık bu saplantı ve bu bir aşk romanı değil. Şahin de sözde güzel bir ideal uğruna sürekli kadını her seferinde ortada bırakıp habersiz bırakıp sonra hop nasılsa aynı yerde kalır diyerek geri dönüyor sonra yine duman. İkisine ayrı gıcık oldum ama Gülşah'a ayrı sinir oldum. Kaç yıl geçiyor ama kadın vazgeçmiyor, Şahin'in ailesini arayıp duruyor, Diyarbakır'a gidiyor hatta KPSS'ye çalışıp Diyarbakır'a atanmak istiyor sevdiği adamın şehrinde olmak için atanamayinca özel okula gidiyor. Fakat yine aileden birileriyle bağlantı kurmaya çalışıyor ve Şahin'i durmadan arıyor.. Şahin'in kendine göre haklı nedenleri var belki ama yani 3 yıl aramadan sormadan Fransa'ya gidip hiç haber vermemesi çok saçma, Gülşah da bunlara rağmen peşinde. Her seferinde giden hep kadın, özür dileyen hep kadın, hastalanıp yataklara düşen, her zaman hep ilk arayan kadın oldu. Ayrıca her seferinde Şahin'i bekleyen Gülşah en sonunda kendine uygulanan şiddeti de hak görüyor, bunu bir ceza görüyor ve bununla yaşamaya karar veriyor. Bu nasıl bir kendini önemsemeyiştir yaa adam gitmiş kaç yıl olmuş ne aramış ne veda etmiş sana ama sen ısrarla ariyorsun 3 yıldan sonra da adam arıyor ne işin var Diyarbakır'da git memleketine diye. Sözde Şahin Gülşah'ı korumak için yaptı ama bu anlatılamayacak bir şey değildi. Sonra Şahin 3 yıldan sonra Gülşah'ı arıyor, kadın
1000Kitap
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma
Reklam
Reklam