“Hiç kimse kendi kişiliğini gözleri kapalı olmadan doğru algılayamaz, ışık toprak yanımızla daha uyumlu olsa da sanki karanlık gerçekten de özümüzün en has parçasıymış gidir.”
"Nereye gideceğim? Keşke polis kuşkulanıp karakola götürseydi beni. Değişik bir gece olurdu. Belki onu da bulup getirirlerdi. Birlikte çıkardık. Sonra, sıkıntı. O bitti. Haset'te kitap arayacağım. Niye koşuyorsun? Davete geç mi kaldınız? Her zaman geç kalanlar bulunur. Hindi dolması daha bitmemiştir. Bu gece insanların hindi yemesi gerekir.
Bulamayanlar üzülür.Yılbaşı hindisi... Ooooo!Eğlenmek de zorunludur.Sinemalar,barlar doludur. Evlerde toplantılar vardır.
“İnsanların çoğu fark etmez ama her lezzet mutlaka ve mutlaka bir hatırayla, maziden gelen bir duyguyla alakalıdır. Lezzetler insanın geçmişidir ve duyguların bir başka lisana tercümesidir…”
Bir dala konmuştu Karga Cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın Tilki kokuyu almış olmalı;
Ona nağme yapmaya başladı:
Ooooo! Karga Cenapları, merhaba!
Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa,
Tüyleriniz gibiyse sesiniz
Sultanı sayılırsımz bütün bu ormanın.
Keyfinden aklı başından gitti Bay Karganın;
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını düşürdü nevalesini.
Tilki kapıp onu dedi ki
Efendiciğim, Size küçük bir ders vereceğim;
Alıklar olmasa iş kalmaz açıkgözlere;
Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire.
Karga şaşkın, mahçup, biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına.
"Çetesiyle Konya'ya geçen Delibaş Mehmet adlı gerici eşkıya, dün gece Karaman'da adamları tarafından öldürülmüş."
Hepsi doğruldu:
"Ooooo!."
Kâzım Paşa meraklanmıştı: "Niye öldürülmüş?"
"Din perdesi altında düşman hesabına çalıştığını anlamışlar. İsmet Paşa, "Bu hain ve katil yobaz geçen yıl köy köy dolaşıp 'Yunan ordusu Halifenin emriyle geliyor, karşı durmayın' diye telkinde bulunuyordu.." dedi, "..yazık ki etkili de olmuştu. Bu kez yanındaki haydutları bile kandıramamış. Bu iyi bir gelişme."
M. Kemal Paşa mendiliyle yüzünün terini aldı:
"İlerde halkımızın, bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirlerinden ayırdedeceğini ümit ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız. Başka?"
"Bu kadardı efendim."
"Yalakalık, dalkavukluk, yıkama yağlama, boş övgü uzmanlık alanlarıydı. Onları yalakalık yaparken seyrettiğimde hayretten bayılacak olurdum, kullandıkları övgü kelimelerinden ördükleri zincir dünyanın çevresini üç kere dolaşırdı. S�n on yılda sayıları katlanarak artıyordu"