osman

osman
@oosmvnn
bilmiyorum
Bilmiyorum
sürekli değişen, hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri. şeytan görsün hepsinin yüzünü!
Sayfa 2 - iş bankası·Kitabı okudu
Reklam
Bilmiyorum
“Koşullar liberalleri diktatörlüğe başvurmaya zorlayabileceği gibi, hümanistleri de bilimsel propagandaya zorlayabilir. Düzenin her türlüsü kaostan yeğdir.”
Sayfa 263 - ithaki·Kitabı okudu
Bilmiyorum
Amaçsız çocuklar için sinekler neyse, biz de tanrılar için oyuz; eğlenmek için bizi öldürüyorlar
Sayfa 250 - ithaki·Kitabı okudu
Bilmiyorum
“Öyleyse Tanrının olmadığına mı inanıyorsunuz?” “Hayır, büyük olasılıkla bir tane var.” “Öyleyse niye ?” Vahşi’nin sözünü kesti. “Fakat farklı insanlara farklı gösteriyor kendini. Modernlik öncesi çağlarda kendini, bu kitaplarda tarif edilen biçimde gösteriyordu. Şimdi ise...” “Şimdi nasıl gösteriyor kendini?” dedi Vahşi. “Kendini yokluk şeklinde gösteriyor; sanki hiç yokmuş gibi.” “Bu sizin suçunuz.” “Uygarlığın suçu diyelim. Tanrı; makinelerle bilimsel tıp ve evrensel mutlulukla uyuşamaz. Kendi seçimini yapman gerekir. Bizim uygarlığımız, makineleri, tıbbı ve mutluluğu seçti. İşte bu nedenle bu kitapları kasada kilitli tutmak zorundayım. Müstehcen şeyler bunlar. İnsanlar şok olurdu eğer...” Vahşi sözünü kesti. “Ama Tanrının varlığını hissetmek doğal değil midir?” Denetçi alaycı bir biçimde, “insanın pantolonunun fermuarını çekmesi doğal mıdır diye de sorabilirdiniz,” dedi. “O eski adamlardan adı Bradley olan bir diğerini hatırlatıyorsun bana. Felsefeyi, insanın içgüdüsel olarak inandığı şeyler için, kötü nedenler bulmak olarak tanımlamış, insan herhangi bir şeye içgüdüsel olarak inanırmış gibi! insan birşeylere inanır, çünkü onlara inanmaya şartlandırılmıştır. insanın kötü nedenlerle inandığı şeyler için başka kötü nedenler bulmak işte felsefe budur. insanlar Tanriya inanırlar çünkü öyle şartlandırılmışlardır. ”
Sayfa 232 - ithaki·Kitabı okudu
Bilmiyorum
“‘İnsan yaşlanır; içinde o derin zayıflık hissini, kayıtsızlığı, rahatsızlığı hisseder, bütün bunlar ilerleyen yaşla gelir; böyle hissedince de sadece hasta olduğunu düşünür, bu can sıkıcı durumun belli bir nedeni olduğunu düşünerek korkularını bastırır ve hastalıktan kurtulduğu gibi bu durumdan da kurtulmayı ümit eder. Boş düşünceler! Yaşlılığın bir hastalık olduğu, korkunç bir hastalık olduğu düşünceleri. Yaşlan ilerledikçe insanlan dine yönelten şeyin ölüm ve ölümden sonraki şeylerin korkusu olduğunu söylerler. Fakat kendi deneyimim beni şu inanca yöneltti: böyle korku ve düşüncelerden apayrı olarak, dinî duygular biz yaşlandıkça gelişme eğilimi gösterirler, çünkü ihtiraslarımız ateşini yitirdikçe, hayal güçlerimiz ve duygularımız köreldikçe aklımız daha rahat işler hale gelir, bir zamanlar aklımızı çelen imgeler, arzular ve heveslerden anndıkça Tann, gizlendiği bulutların arkasından görünür, ruhumuz bütün aydınlıkların kaynağı olan bu varlığı hisseder, görür ve ona yönelir, bu yöneliş doğal ve kaçınılmazdır; duygular dünyasına canlılığını ve cazibesini veren her şeyi artık yitirmekte olduğumuz için, o muazzam varoluş artık içsel ya da dışsal etkilerle desteklenmediği için, kalıcı bir şeye, bizi asla yanıltmayacak bir şeye tutunma ihtiyacı hissederiz; bir gerçekliğe, mutlak ve ebedî bir gerçeğe tutunmak isteriz. Evet, kaçınılmaz bir biçimde Tann’ya yöneliriz; bu dinî duygu, doğası gereği öyle saftır ve bunu yaşayan ruha öyle bir mutluluk verir ki, diğer bütün yitirdiklerimizi telafi eder.’”
Sayfa 231 - ithaki·Kitabı okudu