“Beklerken, soluğumu biriktirmek, her türlü olabilirliğe karşı sesimi ayarlamak, ya da kelime dağarcığımı altüst edip kelimelerimin en güzelleriyle en çirkinlerini, en yumuşaklarıyla en sertlerini, en ateşlileriyle en soğuklarını tek tek gözden geçirmek, birbirleriyle karşılaştırmak, tozlarını almak ve anlamlarının ağırlığını yeniden tartmak gibi birtakım hazırlıklar yapıyordum hatta;”
“Hangi yönden estiği bilinmeyen bir rüzgârın, birtakım seslerle birtakım kıpırtıları hızla büyüttüğü, yelkenleri zaferle sonuçlanmış bir sefere yeniden hazırlanırcasına hışır hışır dalgalandırdığı ve güneş ışıklarının altında gerçekleşen bu dalgalanışla dev bir gölgeye dönüşerek, güvertenin ıslak tahtaları üzerine, yelkenlerin şeklini almış yorgun bir tayfa gibi sere serpe uzandığı görülüyordu sözgelimi.”
“Üstelik, rengi başka bahçelerin ruhuna kök salmış gizli bir gülün, öteki güllerin duruşlarında kuruyan yokluğuna bir başkasının elleriyle sessizce su verircesine yapacaktı bunu.”