“Hangi yönden estiği bilinmeyen bir rüzgârın, birtakım seslerle birtakım kıpırtıları hızla büyüttüğü, yelkenleri zaferle sonuçlanmış bir sefere yeniden hazırlanırcasına hışır hışır dalgalandırdığı ve güneş ışıklarının altında gerçekleşen bu dalgalanışla dev bir gölgeye dönüşerek, güvertenin ıslak tahtaları üzerine, yelkenlerin şeklini almış yorgun bir tayfa gibi sere serpe uzandığı görülüyordu sözgelimi.”
“Üstelik, rengi başka bahçelerin ruhuna kök salmış gizli bir gülün, öteki güllerin duruşlarında kuruyan yokluğuna bir başkasının elleriyle sessizce su verircesine yapacaktı bunu.”
““Hayatın akıl almaz derecede oyuna dönüştüğü, hayallerin sınırı aşıp aşıp gerçeklere karıştığı, yerini göğünü ne idüğü belirsiz kıpırtılarla uzun kuyruklu, güzel güzel yalanların doldurduğu ve her şeyin kelimelerle yaşatılıp kelimelerle öldürüldüğü, acayip ve soluk renkli bir dünya ile konuşmasını sürdürüyordu.”