İnsanlık, kendini öldüren ilk insan tarafından ihanete uğramıştır. Ancak sadece zamanın lehine işleyen zamanla zekâsının katili ve kurbanı olan insan, intihar etmeyi utanç verici bulmuştur. Ölümsüzlüğün, hayatta kalmaktan geçtiğini öğrendiği için varlığında yamanamaz delikler açarak kendine tecavüz etmeyi öğrenmiştir. Böylece insanlığın unutamayacağı ve tanık olabileceği en korkunç gösteri başlamıştır. Kendisini hamile bırakan insan kendisini doğurmuş ve bir tecavüz bebeği olarak atasının bıraktığı yerden ihaneti devralmıştır.
"Hiçbir şeyi onaylamam, garipsemem de. Bu hayata karşı takınılmayacak türden saçma bir tavırdır. Biz bu dünyaya ahlaki önyargılarımızı sergilemeye gelmedik. Sıradan insanların söylediklerini hiçbir zaman dikkate almam. Ve hiçbir zaman çekici insanların yaptıklarına karışmam. Eğer bir insan hoşuma giderse, o hangi tavrı takınırsa takınsın bu değişmez"
Ülke halkının çoğunluğunun böyle ilkel, görgüsüz ve eğitimsiz olmasına seyirci kalmak ayıptır, suçtur. Uygarlık ışığıyla aydınlanan bir insanın buna duyarsız kalması cinayettir.
Devlet kavramı; üst katları geniş pencereli, yüksek tavanlı, sütunları olan, bol ve temiz havalı ve aydınlık; alt ve bodrum katlarıysa karanlık, rutubetli, dar ve penceresiz olan bir şato değildir.
Ülke insanının çoğunluğunun eğitimden yoksun bırakılması bir cinayettir. Devletin kendi kendini yok etmesi, intihar etmesi demektir.
İnsanlık her zaman koca bir çocuğa benzemiştir. İnsanlar, kendi aralarındaki anlaşmazlıkları kavga ve gürültüyle çözmeye kalkışırlar. Tanrı inancı' ve 'sevap işlemek gibi istek ve düşüncelerini bile şiddet yoluyla savunmak isterler. Felsefe konularını oyun ve eğlence haline dönüştürürler.