"Hıristiyanlık Batılı yazarın, filozofun kanında alyuvar, yüzünde burun, ayağında tabanmış, onunla koklar, onunla sıçrar ya da tabanları yağlarmış. Bakışı ve duyuşu, algısı, merhameti ve vahşeti bununla şekillenmiş. Sen elinde mevlit şekeri külahı ile ama mevlitten de bir şey anlamadan, külahın dibindeki lokuma bir an evvel ulaşmak için ters çevirir lokumu yer, şekerleri verecek çocuk arar, ihtiyar fakir fukaraya “Okunmuş, buyrun,” der, bu hareketle bile kendinle aranda bir sır peyda edeceğine ferahlarmışsın. Hayırlarını düşündüğünde bunu da sıraya sokarmışsın."