Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu hayvanî duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın eline bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabanî ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki, ne biçeceksin ?
Doğal seçilim insanlar arasındaki bazı coğrafi farklılıkları da kesinlikle açıklamaktadır. Pek çok siyah Afrikalı, tropikal bir hastalık olan sıtmaya karşı onları koruması nedeniyle, örneğin İsviçreliler de görülmeyen, orak hücre hemoglobin genine sahiptir. Bu genin yokluğunda hastalık birçok Afrikalıyı öldürdü. Bazı bölgelere özgü görülen, And dağlarında yaşayan insanların yükseklerde azalan oksijeni daha etkin biçimde almayı sağlayan geniş göğüsleri, ısı kaybını korumaya yönelik eskimoların kompakt vücutları, Güney Sudanlıların ısı kaybını kolaylaştırmaya yönelik ince, dal gibi vücut yapıları ve Asyalıların gözleri soğuktan ve kardaki güneş yansımasından koruyan yarığa benzer gözleri gibi diğer bazı özellikler de açık bir şekilde doğal seçilimle evrimleşmiştir.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Reklam
"Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvanî duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabanî ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada elmişsin! Ne ektin ki ne biçeceksin?"
Sayfa 10·Kitabı okuyor
"Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi biti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin?"
Sayfa 111 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Hititlere her gün bayram :))
Gerçekten bulunan tabletlere göre, Hititler, hiç durmadan bayram yapıyorlarmış. Bir yılda kutlanan 18 bayram biliniyor. Bunlardan bazılarının adları şöyle: Orak bayramı, harman bayramı, bağbozumu bayramı, uzak yerdeki insanların bayramı, yaşlı adamların bayramı, yıkanma bayramı, dağa götürme bayramı, yapı yapma bayramı, yakarma bayramı, Tanrı anaları bayramı, ejder öldürme bayramı gibi.
1000Kitap
Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yasadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasanda bir yabani ot gibi biti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarm sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.
Sayfa 111·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam