Ahab, Ahab'dan sakınsın
10/10
·735 syf.··
2026 4. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 23:59
Bu kitap için kitaplığımdaki en özel kitap diyebilirim. Bir balina avı gemisi olan  Pequod'un son deniz seferi anlatılır bu romanda. Balina avı gemilerinin amacı balinayı avlayıp yağını kullanılabilir duruma getirmektir. Balina yağı ampulün icadından önce aydınlanmada kullanılan kaliteli, is çıkarmayan bir çeşit yağ ve balina gemileri de o zamanın bir bakıma ticaret gemileri sayılabilir. Kitabın anlatısında yazarın hayatından otobiyografik ögeler bulunduğunu söyleyebilirim. Melville de gençlik yıllarında pek çok balina avı gemisinde seferlere tayfa olarak katılmış ve bu seferlerde oldukça deneyim edinmiş, türlü maceralara sürüklenmiş. Bu deneyimlerinin kalemine yansıdığı da söylenebilir. Kitabın birçok yerinde balinaların anatomisi ayrıntılı biçimde anlatılır. Biz, okur olarak yaşananları gemiye tayfa olarak binen İsmael'den dinleriz. İsmael uyuşan kanına hız kazandırmak ve yeni bir maceraya yelken açmak amacıyla bir deniz seferine katılmayı kararlaştırır. Bu amaçla balina avının anavatanı sayılan Nantucket'e  gelir. Gece olunca kaldığı handa Kızıldereli bir zıpkıncı olan Quequeeq'le tanışır. Ertesi gün bu ikili sefere çıkmak için gemi ararlar ve Pequod isimli gemiye tayfa olarak binmeyi kararlaştırırlar. Gemi sefer halindeyken Quequeeq ateşli bir hastalığa yakalanır. Bu hastalıktan kurtulamayacağı umulan Qequeeq için geminin marangozuna bir tabut yaptırılır. Qequeeq ise birkaç kötü gün sonunda iyileşir. Gemi dünyanın pek çok ülkesinden sefere katılmış tayfalarıyla adeta kendi çapında küçük bir dünyayı simgeler. Geminin kaptanı ise gizemli biridir. Kaptan Ahab yıllar önce çıktığı bir deniz seferinde Deniz Ejderi olarak da anılan Moby Dick adındaki beyaz balinaya tek bacağını kaptırır. O günden sonra Kaptan Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyadaki tüm kötülüklerin ete
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Nuray Orak Ergolen ;Kerbela Hakkinda
Puan vermedi
Kerbela olayi ve sosyolojik, siyasi temelleri ile ilgili okuduğum en güzel en akıcı eser. Kendi siyasi ve ideolojik görüşlerini katmadan dönemin karsit görüşlerine de yer vererek anlatan harika bir çalışma olmuş. Zaten kullanilan dil ve kaynaklarin geniş yelpazesi gercekten emek verildiginin bir göstergesi. Son kısımdaki olayin Türkiye Türkleri uzerindeki edebi ve siyasi etkileri baska bir kitabin konusu olmali. Biraz eksik ve yerelde kalmış gibi bence
1000Kitap
KerbelaNuray Orak Ergölen · Panama Yayıncılık · 201370 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Masal Şehrinin Sır Yağmurları
9/10
·152 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 17:38
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere güzel mitolojik bir romanla geldim. İstanbul aşığı kişilerin severek okuyacağı bir eser. İstanbul'un tarihinden ve güzelliklerinden bahsetmeden geçmemiş yazarımız. Size kısaca yazarımızdan bahsedeyim biraz sonra kitabın konusuna geçelim. Asıl mesleği Noterlikten başkatip olarak emekli olan yazarımız, biyoenerji ve Quantum nefes, modern şifa, Matrix gibi birçok alanlarda çalışmaları olmuştur. Polisiye ve metafiziğe ilgi alanı olan yazarımız bu konuda bilgilerini kitaba da yansıtmış. Gelelim konumuza... Selman başkomiser ve ekibi hiç durmadan olaylar çözüyorken polisliğin getirdiği zorlu mücadelelerden geçtiklerinden bahsediliyor. Selman başkomiser'in eski (rahmetli) nişanlısı Belkıs bilinmeyen sebeplerden ötürü denize kendisini atarak intihar etmiş. Şu anda dost, arkadaş ve belki daha yakın gördüğü Asya'sı ile görüşürken Asya'nın ona aşık bir eczacı hayalperest bir kadın olduğunu biliyor. Selman ise onun bu duygularını biliyor ve ondan geçmişini unutmak acılarını sonlandırmak için zaman istiyor. Selman ve ekibine gelen yeni bir olay ve çözülmesi gereken yeni bir keşif vardır. Deniz ve Derin iki kardeş küçük yaşta zorba, vahşi ve psikopat bir babanın kurbanı olan bu iki kızın annesi bu adam tarafından öldürülüyor. Deniz başından vuruluyor ve komada kaldıktan sonra gözlerini kaybediyor. Derin ise ayağından vurularak aksak kalıyor ve yağmur yağdığı günlerde acı çekiyor. Babaları kendisini de vurup intihar ediyor. Deniz ve Derin yetimhanede kaldıkları dönemde Deniz'e yetimhanenin müdürü Burhan Orak tecavüz ederken Cevdet denen çalışanda kızı ona getirerek yardım ediyor. Bu konu o dönemde kapanıp gidiyor ama Derin unutamıyor. Deniz her türlü kardeşine bakmaya çalışsa da Derin'in ruhsal çöküntüsü bitmiyor bir türlü ve kendini denize atarak
Roman
Masal Şehrinin Sır YağmurlarıNilgün Atalay · Kadran Yayınevi · 201913 okunma
10/10
·426 syf.··
2026 9. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 15:24
Son zamanlarda Kemalist düşünce üzerine daha derin okumalar yapmak ve özellikle Attila İlhan’ı yakından tanımak için elime aldığım bir kitaptı. Bize Attila İlhan çok yanlış anlatılıyormuş, bunu çok net anladım. Hep edebi kimliğiyle öne çıkan bir isim olarak pazarlanıyor ama o bundan çok daha fazlasıymış. Her şeyden önce gerçek bir aydın, gerçek bir omurgalı duruşa sahip solcu; sırrı abici dümeninde güdülen Emperyalist aparat solculardan değil anlayacağınız. Üstelik Mirsaid Sultan Galiyev çizgisinde anti-emperyalist bir sosyalist. Tüh! Orak ve Kızıl Hac önünde secde edenlerin gözü yaşlı. :( Kitap özellikle tam olarak günümüzde derin bir şekilde etkisini hissettiğimiz Ulusal olmayan, emperyalizm güdümünde sömürülen, ekonomik bağımsızlıktan habersiz ılık götlü Atatürkçülüğü eleştiriyor. Atatürk’ten sonra Kemalizm’in içinin nasıl boşaltıldığı üzerinde ısrarla duruyor. Anti-emperyalist ve ekonomik bağımsızlıkçı damar törpülenirken, geriye daha yumuşatılmış, daha zararsız, sadece Laikliğin ön plana çıkarıldığı bir versiyon bırakılmış. Yani mesele tam bağımsızlık. Bu göz ardı edildiğinde ortaya Kemalizm değil, onun ehlileştirilmiş bir kopyası çıkıyor. Sarı saçlım mavi gözlümcü ılık götlü Atatürkçülere haşırt diye geçiriyor Attila İlhan. Özetle, Kemalizm’in radikal damarını hatırlatan ve bugünkü yüzeysel yorumlara ciddi bir eleştiri getiren bir deneme olmuş. Kemalizm'in radikal yönünü kabul etmeden Kemalist olamazsınız, olsa olsa Modern Tanzimatçı olursunuz. Neyse, okuyun bu kitabı efenim. #299172293
Deneme
Hangi AtatürkAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20031,566 okunma
Rapunzel Ama Travmalı (?) Olanından
2/10
·224 syf.··
2026 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 16:12
Rapunzel bayağı merak ettiğim ve okumayı istediğim bir kitaptı. Adından da anlaşılacağı üzere bir masalın yeniden uyarlaması ya da retelling’i—siz hangisini kullanırsanız artık. Ama karanlık bir versiyonu elbette ki. Öncelikle umduğumu bulamadığımı bir belirteyim, ikinci olaraksa bu romanı okumuş olmaktan hiç de mutlu olmadığımı söylemek istiyorum. Neden mi? Orasına geleceğiz, merak etmeyin; hatta hemen başlıyorum. Hikâye üç perdeye ayrılmış durumda ama özet geçersem ilk ve en kısa olan kısım, bu hayatta gördüğüm en sapık ve berbat adamı içeriyor; sonraki kısımda asıl ana karakterimiz Jacinthe ve cadıyı görüyoruz; son kısım ise bu üç karakterin bir araya gelip nihai mücadeleye giriştiği bölüm oluyor. Böyle söyleyince anlamadınız tabii ama kitapta dikkat etmeniz gereken üç önemli karakter var; yani avcı, Jacinthe ve cadı. Tüm olay da bu karakterlerin etrafında dönüyor, hatta son kısma kadar hikâye büyük çoğunlukla cadı ve Jacinthe ile beraber onun kaçırdığı diğer kızlar arasında geçiyor diyebiliriz. Kitapta gizemli bir kundaklama sonucu yanan bir çocuk akıl hastanesi ve bir de oradan kaçtığı düşünülen bir deli var. Sonrasında kasabada bazı kızlar kaybolmaya başlıyor ve herkes doğal olarak bu deliden şüphe ediyor. Avcımız, yasak şekilde avlandığı ormanda duyduğu şarkı vasıtasıyla karşılaştığı kule(?) ile olaylara dâhil olurken, Jacinthe arkadaşlarıyla akıl hastanesini keşfederken bizzat cadı tarafından kaçırılıyor. Cadımız saç manyağı bir kadın; şekli şemali hastanedeki yangın yüzünden kaymış ve deli kişiliği iyice arşa çıkmış. Aklınca kız çocuklarını kaçırıp kendine taze taze kafa derilerini yüzdüğü saçlardan peruk koleksiyonu yapıyor. Yani neden yapmasın, değil mi? Hikâye boyunca mutlu bir tane bile an yaşanmıyor, zaten bekleyen de kabahat; varsa yoksa kan,
1000Kitap
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025229 okunma
10/10
·189 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 15:45
Her okuduğumda içime işleyen, tüyler ürperten satırlar. Anadolu daha gerçek ve bu kadar temiz nasıl anlatılırdı bilmiyorum. Ama hâla en etkileyicisi bu eser. ‘’Şimdi ne görüyorum? Anadolu… Düşmana akıl öğreten müftülerin, düşmana yol gösteren köy ağalarının, her gelen gasıpla bir olup komşusunun malını talan eden kasaba esnafının, asker kaçağını koynunda saklayan zinacı kadınların, frengiden burnu çökmüş sahte sofuların, cami avlusunda oğlan kovalayan softaların türediği yer burasıdır. Burada, bıyıklarını makasla kırptı diye nice fikir ve ümit dolu Türk gencinin kafası taş altında ezildi. Burada, yüzü düşmana dönük nice vatan mücahitleri savundukları kimselerin eliyle arkadan vuruldu. Burada, millî timsalin, millî bağımsızlık sembolünün yolu kaç defa kesildi ve kaç defa oturduğu şehrin etrafı isyan silahlarıyla çevrildi. Burada, ben, vatan delisi millet divanesi; burada, ben harp malûlü Ahmet Celâl yapayalnızım. Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvanî duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabanî ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma