"II. Charles'in meşru bir vârisi olmayınca yerine 1685'te kardeşi II. James geçti. James açıkça Katolik'ti ancak halk, kendisinden sonra yerine geçecek erkek vârisi olmadığı sürece onu destekledi. Haziran 1688'de James'in katolik eşinden bir erkek vâris doğdu. Katolik bir kraliyet hanedanı korkusu, Protestan soyluları II. James'in Protestan ilk eşinden en büyük kızı Mary ve kocası Orange Prensi William'i bir orduyla ingiltere'ye davet etmeye yöneltti. William ve Mary'ye yetkilerini sınırlayan yeni bir Haklar Bildirgesi'yle krallığın ortak yönetimi teklif edildi." 11 Nisan 1689'da taç giyen III. William ve II. Mary, parlamento tarafından çıkarılan yasaları savunacaklarına dair yemin etti. Bu, Taç Giyme Yemini Yasası’nda yer aldı. Böylece anayasal monarşi doğdu. Ayrıca tahtın Katolik birine verilmesini yasaklayan yasa yapıldı.
Güney Afrika, Avrupalıların yerleşmesi açısından çok daha uygundu.Avrupalıların iç kesimlere yayılması, Napoleon Savaşları'nda Britanyalıların Cape Town'u Hollandalılardan almasından sonra başladı. Yerleşim sınırının iç kesimlere yayılması, uzun süren Xhosa Savaşlarına yol açtı. Güney Afrika'nın iç kısımlarına giriş, Afrikaner ya da Boer adını alacak olan Hollanda kökenli Avrupalıların, ünlü Büyük Göç'lerine başladıkları 1834'te yoğunluğunu artırdı. Afrikanerler daha sonra Afrika'nın iç kesimlerinde, Özgür Orange Devleti ve Transvaal adında iki bağımsız devlet kurdu.
Güney Afrika'nın kalkınmasındaki bir sonraki aşama 1867'de Kimberley'de büyük elmas rezervlerinin, 1886'da ise Johannesburg'da zengin altın madenlerinin bulunmasıyla başladı. İç kesimlerdeki bu maden zenginliği Britanya'yı Güney Afrika üzerindeki kontrolünü genişletmeye itti.