9/10
·226 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:12
Siyah Lale, Hollanda tarihinden gerçek kişileri ve olayları kurgu bir hikayeyle bir araya getiren, benim için oldukça farklı bir klasikti. Dönemin önemli devlet adamlarından Johan ve Cornelis de Witt kardeşlerin, Orange Hanedanı ile yaşanan siyasi çekişmelerin ve Hollanda tarihinde “Felaket Yılı” olarak bilinen 1672 yılının hikayeye arka plan oluşturması ilgimi çeken noktalardan biriydi. Tamamen klasikliğine güvenerek başladığım ve detaylarını hiç araştırmadığım bu kitabın adının daha çok sembolik bir anlam taşıdığını düşünmüştüm. Bu yüzden olayların gerçekten siyah lale yetiştirme çabası etrafında şekillenmesi benim için hoş bir sürpriz oldu. Haarlem’den Amsterdam’a uzanan bu hikaye sayesinde Hollanda’nın şehirlerine, lale kültürüne ve tarihine dair küçük bir pencere aralandı. Bir gün görmek istediğim bu ülkeye karşı merakımı daha da artırdı. Kısa hacmi ve akıcı anlatımıyla keyifle okuduğum bir klasik oldu.
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
10/10
·512 syf.··
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 14:11
Bir çocuk doğuştan kötü olabilir mi yoksa annesinin ihmali sonucu mu kötülüğe sürüklenir? Merhabalar, bugün Lionel Shriver'in kendi korkularından esinlenerek yazdığı "Kevin Hakkında Konuşmalıyız" adlı romanla karşınızdayım. 2005 Orange Roman Ödülü kazanan eser, bence sonuna kadar hak etmiş. Öncelikle Metin son derece karmaşık ve çok katmanlı bir metin. Ama okuması da bir o kadar kolay. Romanda Columbine tarzı bir saldırı gerçekleştirerek sınıf arkadaşlarını, öğretmenlerini ve diğerlerini katleden bir çocuğun hikayesi anlatılıyor. Roman, bildiğimiz tarzdan farklı olarak Kevin'ım annesi Eva'nık eşi Franklin'e yazdığı bir dizi mektuptan oluşuyor. Yani bir kadın ve onun uzakta olduğunu varsaydığımız kocası hakkında bir diyalog okuyoruz. Eva bağımsız, özgür ve dünyayı keşfetmekten zevk alan bir karakter. Franklin ise daha donuk, ölçülü, sınırlarını çizen ve mutlu aile tablosu yaratmaya çalışan bir karakter. En azından Eva'nın mektuplarından gördüğümüz kadarıyla öyle. Metin boyunca Eva'nın bakış açısını dinlediğimiz için aslında hikayeye taraflı başlıyoruz biraz. Bazı yorumlar Eva'nın da çok masum olmadığını söylemiş ama ben okurken pek çok yerde Eva'yı anlatabildim. Eva anne olmayı hayatında bir değişiklik aşaması olarak görüyor ancak Kevin'ın doğumu, bağ kuramadığı bir çocuğa sahip olmanın çok da kolay olmadığını anlamasını sağlıyor. Franklin ise oğlunu sonuna kadar anlamaya çalışan ve bence "fazla" anlamaya çalışan bir karakter. Bu sebeple Eva hep Kevin hakkında en kötü senaryoyu düşünürken, Franklin ise o kadar fazla savunucu ki bazı işaretleri okuyamıyor. Ki ben okurken Franklin'e çok sinir olduğum için de biraz Eva'ya hak vermiş olabilirim. Okuduğumuz metin çocuk suçluluğunda annenin rolünü ve çocuğun doğasını sorgulatıyor. Ancak bir tarafta durmanızı istemiyor.
Kevin Hakkında KonuşmalıyızLionel Shriver · Koridor Yayıncılık · 2025244 okunma
Reklam
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 06:28
Okurken çok keyif aldığım bir manga oldu. Duygusal etkisi çok güçlü. Hikâye hem umut verici hem de iç burkan bir tona sahip. Zamanlar arası mektup fikri özgün ve sürükleyici. Devamı için merakta bırakıyor soluksuz okutuyor. Çizim tarzı temiz, sade ve duyguyu iyi yansıtıyor. Arkadaşlık teması, romantizm kadar güçlü işleniyor. Karakterler sempatik ve gerçekçi, özellikle Naho’nun empati kurabilen kişiliğini çok sevdim. Konusuyla ve karakterleriyle güzel bir manga serisi bence.
Orange - Cilt 1Ichigo Takano · Komik Şeyler Yayıncılık · 2021759 okunma
1/10
·384 syf.·
2026 20. kitabı
Yazım tarzını aşağı yukarı bilerek okudum ama benim için kötü bir okumaydı. Diğer kitaplarını henüz okumadım ama yazım tarzı çok acemice geldi ki bildiğim kadarıyla ilk çıkan kitabı bu değil, vârislerin oyunu olması lazım. Olabilir tabii. Zamanla gelişir bu. Ayrıca bana genel anlamda, smut ve plot twist çıkarıldığı takdirde Icebreaker'a çok benzer geldi. Icebreaker'ı da hiç sevmemiştim, maalesef Buzdan Kıvılcım'ı da sevemedim. Instagram'da yapılan pr'lar sonucunda Tamay'ı ben kafamda Orange mangasındaki Takako Chino'ya benzetmiştim ama klasik bir popüler kız tiplemesiydi. Güz de daha sessiz sakin görünüyordu, Hufflepuff olmak için zorlanmış ve bu yüzden hep zorla gülüyormuş/neşeliymiş gibi geldi. Genel olarak böyleydi, sırf son kitaptaki motorcu beyi (Akaydı ismi galiba?) merakımdan okuyorum.
Buzdan KıvılcımAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20241,458 okunma
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Açıkçası anlatımı mükemmel ve beni sonunda ağlatan bir kitap hafızamı kaybetseydim ilk okuyacağım kitap olurdu ayrıca gerçeğe bu kadar yakın olması çok iyi madeline miller'in 2012 yılında orange en iyi roman ödülü kazanan kitabıdır. (bkz: ben kirke) ile aşık olduğum yazarın ilk kitabının başlığının olmaması üzdü. tanıtımında yazan yazı;--- spoiler --- tanrılar beni küçük yaşımda sürdüler yuvamdan, itiraz edemedim; çelimsiz, beceriksiz, silik bir evlattım. söyleyecek söz bulamadım, alt tarafı bir ölümlüydüm. yalnız kalmanın, yenik düşmenin nasıl bir şey olduğunu bilirdim sadece. sen böyle yenikken başkasının iyi talihinin nasıl diken gibi battığını da. lakin kader örgüm henüz sonlanmamıştı. sürgünüm aristos achaion’un yanına, güzelliğinin güneşi dibinde diz çökmeye çıkmıştı. mağlup olmuştum lakin böyle bir güzellik karşısında mağlup olmaktan kim utanır ki? hikâyelerimizde o en iyimiz, en kahraman, en kuvvetlimiz olarak geçer. hikâyelerimize göre bunun sebebi damarlarında akan ilahi kandır. hikâyelerimiz yaşlılar tarafından ateş başlarında anlatılır, kahramanlardan bahseder ama kahramanlar yaşlanmaz hiç. hikâyelerimizde savaşı yiğit akha’ların kazandığı anlatılır... hikâyelerimiz gerçeği söylemiyor. savaşın kazananı olmaz. çağlar geçer, üstümüzde takımyıldızlar dönüp durur, ayla güneş her zamanki yollarını bitkin takip eder ve biz, biz felakete uğramışlar, biz sevdiğinden ayrı düşmüşler aşkın içimizi titreten şarkısı kulağımızda, huzursuz yatarız düştüğümüz yerde.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
8/10
·304 syf.··
2022 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2022 00:00
Bölük Pörçük Yaşamlar, şair Anne Michaels’ın yazdığı ilk roman ve benim de kendisinden okuduğum ilk eser. Michaels, 1997’de bu kurmaca-otobiyografik eseriyle Orange Prize Ödülü (şimdi ki adı Women’s Prize) kazanmış. Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap’tan biri! Şair kimliğiyle bir roman yazmak, muhtemelen veya okurların tefekkürüne göre, başarısız bir girişim olma ihtimali epey yüksek. Bölük Pörçük Yaşamlar, bu soruna inat yazılmış bir roman gibi; romanın gerçeklikle olan bağı, aynı zamanda bağımsızlığı; yapısının son derede gerçekçi-sert konuya müsait olması ve yazarın hem şiirsel dilinden kopmayışı hem de gerçeklikten okuru uzak tutmayışı, gerçek anlamda büyük bir başarı. Bu şekilde önyargıya sahipseniz, putları kırmanın tam vakti ve adresi. Kanada’dan başlayıp komşu ülke Yunanistan’ın semalarına değin uzanan, acılı bir soykırım hikâyesi bu; Bölük Pörçük Yaşamlar, 1940’ta harap olmuş bir Polonya şehrini anlatıyor. Yedi yaşındaki Jacob Beer, tüm ailesini kaybetmiş, çamurlara gömülü bir halde iken, Yunan jeolog Athos tarafından kurtarılıyor ve ikisinin hayatı bundan sonra kesişme ve değişme üzerine şekillenecektir. Bölük Pörçük Yaşamlar, dağılmış ve romanın teması, işlenişi bakımından, oldukça üzerine oturmuş bir isim; Çünkü geçmiş, gelecek, savaşlar, farklı hayatlar ve daha fazlası, şiirsel bir dil eşliğinde, pinpon topu gibi sektire sektire ilerleyen, dikkat gerektiren ama, zevk vererek okutturduğunu düşünüyorum. Eleştiriyi noktalamadan önce, Yunanistan’da geçen metinleri ayrı bir keyifle okuduğumu tekrar anlamış bulunmaktayım, bu yüzden John Fowles’un Büyücü’sünü merakla okuyacağım.
Bölük Pörçük YaşamlarAnne Michaels · Timaş Yayınları · 2025294 okunma
Reklam
Reklam