Bölük Pörçük Yaşamlar, şair Anne Michaels’ın yazdığı ilk roman ve benim de kendisinden okuduğum ilk eser. Michaels, 1997’de bu kurmaca-otobiyografik eseriyle Orange Prize Ödülü (şimdi ki adı Women’s Prize) kazanmış. Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap’tan biri!
Şair kimliğiyle bir roman yazmak, muhtemelen veya okurların tefekkürüne göre, başarısız bir girişim olma ihtimali epey yüksek. Bölük Pörçük Yaşamlar, bu soruna inat yazılmış bir roman gibi; romanın gerçeklikle olan bağı, aynı zamanda bağımsızlığı; yapısının son derede gerçekçi-sert konuya müsait olması ve yazarın hem şiirsel dilinden kopmayışı hem de gerçeklikten okuru uzak tutmayışı, gerçek anlamda büyük bir başarı. Bu şekilde önyargıya sahipseniz, putları kırmanın tam vakti ve adresi.
Kanada’dan başlayıp komşu ülke Yunanistan’ın semalarına değin uzanan, acılı bir soykırım hikâyesi bu; Bölük Pörçük Yaşamlar, 1940’ta harap olmuş bir Polonya şehrini anlatıyor. Yedi yaşındaki Jacob Beer, tüm ailesini kaybetmiş, çamurlara gömülü bir halde iken, Yunan jeolog Athos tarafından kurtarılıyor ve ikisinin hayatı bundan sonra kesişme ve değişme üzerine şekillenecektir.
Bölük Pörçük Yaşamlar, dağılmış ve romanın teması, işlenişi bakımından, oldukça üzerine oturmuş bir isim; Çünkü geçmiş, gelecek, savaşlar, farklı hayatlar ve daha fazlası, şiirsel bir dil eşliğinde, pinpon topu gibi sektire sektire ilerleyen, dikkat gerektiren ama, zevk vererek okutturduğunu düşünüyorum. Eleştiriyi noktalamadan önce, Yunanistan’da geçen metinleri ayrı bir keyifle okuduğumu tekrar anlamış bulunmaktayım, bu yüzden John Fowles’un Büyücü’sünü merakla okuyacağım.