Channing'in dediği gibi Afrika'nın ücra köşelerindeki ülkelerin bize yabancı olması gibi bazı insanlar da kendi kendilerine yabancıdır. Bakışlarını asla dış dünyadan kendilerine çevirmeyi bilmezler. Daha doğrusu ilgilerini dışarıda olan bitene o kadar çevirmişlerdir ki var oluşlarını bulup keşfetmek için kendi içlerine inmeye cesaret edemezler. Bu şu anlama gelir; hayat tersine gidiyor, dış olaylara kapılan, kendini kontrol edemeyen, ilgisiz, alakasız tıpkı rüzgarda savrulan yaprak gibidirler. Tecrübelerinden koca bir hiç edinirler. Onca şeye bakarken aslında hiçbir yere bakmadığı anlaşılır.
Yunan filozof Epiktetos olayları ikiye ayırır. Bizden kaynaklananlar ve bizden kaynaklanmayanlar. Bizden kaynaklanmayanların da acılarımızdan, hayal kırıklıklarımızdan kaynaklandığını söyler.
"okurlarımı aşka davet edecek değilim ... Bu dünyada aşk gereklidir ama zaten fazlasıyla var. Aşk için fazladan çaba harcamanın bir anlamı yok çünkü aşk için uğraştığınız zaman yapacak başka bir şeyiniz yoktur. Yazarın okuruna vereceği çok daha değerli ahlaki mesajları olmalı. Acıma duygusu, çocuk sevgisi, hoşgörü, bağışlama ... "- Manzoni