Günlerimizi düşünüyordum ben, seyircisi kaldığımız, bir gün aslında bizim olduğunu anladığımız, gençlikten veya gelecek sarhoşluğundan elimizde tutamadığımız, çabucak geçen günlerimizi. Yazılmayacak bir romanın içinde, yazılacakmışız gibi yaşamıştık.
Ne bileyim dedi, herkes... herkesin bir kendisi var, bir de olmak istediği kendisi. Kimi kendisi olmayı, kimi olmayı istediği kendisi olmayı istiyor, karışık bir mesele yani.