İstanbul'u bir insan gibi değişik kişilikleri, geçmişi, şimdisi, çelişkileri, değişime direnmesi ve can atması, en kötü yanları, en muhteşem yanları kısacası romanda da dediği gibi kendisi olması, olmaması, olmaya çalışmasını müthiş bir kurguyla anlatmış bize Orhan Pamuk.
Canım, güzelim, kederlim, felaketler zamanı gelip çattı, gel bana, nerede olursan ol gel, ister sigara dumanıyla dolu bir yazıhanede, ister çamaşır kokan bir evin soğanlı mutfağında, ister dağınık mavi bir yatak odasında, nerede olursan ol, vakit tamam, gel bana; yaklaşan korkunç felaketi unutmak için perdeleri çekili yarı karanlık bir odanın sessizliğinde bütün gücümüzle birbirimize sarılarak ölümü beklemenin zamanı geldi artık.
Tam yüzyıl önce canlarını, yakınlarını kaybetmiş; mallarını, topraklarını, arkadaşlarını, vatanlarını geride bırakmış Ermenileri anlamamız, adına ne dersek diyelim (soykırım, tehcir vb.) en azından kendimizi onların yerine koyabilmemiz için, 35 yazarın sadece insani duygularla içlerinden geldiği gibi anılarını, öykülerini, şiirlerini yazdığı bu kitabın okunmasını tavsiye ederim.