İçimizdeki Ermeni 1915-2015

8,0/10  (3 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
477 gösterim
Yüz binlerce Ermeni yurttaşımızın ölümüne ve hayatta kalabilenlerin çoğunun da ata topraklarından, yurtlarından göç etmesine neden olan "1915 olayları"nın üzerinden yüz yıl geçti. Bu Büyük Felaket'in "ad"ı ve kurbanlarının "sayı"sı konusunda kavgaya saplanıp kalmış olmak; dahası "1915"i hâlâ nefret söylemiyle tartışmak aynı toprağı, yurdu paylaşan halklar arasına saplanmış zehirli bir hançerdir. Bu hançeri çıkarmanın, ortak bir vicdanda buluşmanın zamanı gelmiş, geçmektedir.

Üç kuşaktan saygın otuz beş edebiyatçının burnumuzun dibinde veya uzaklarda, belleklerimizde, düşlerimizde; ama bir şekilde hâlâ "içimizde" yaşamayı sürdüren, ülkemizin harcında yer etmiş Ermenileri konu alan metinlerinin buluştuğu İçimizdeki Ermeni (1915-2015) başlıklı derlemenin çıkış noktasında, meselenin işte bu insani boyutu vardır. Ne de olsa edebiyat, insanı kavramak ve anlatmak, bireysel ve toplumsal belleği canlandırıp sağaltmakta en güçlü kozlara sahip "insani" uğraşlardan biri değil midir?
(Tanıtım Bülteninden)
Aysun 
17 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

öyle etkileyici bir kitaptı ki kısaca anlatmak gerekirse -ki bu kitaptan kısaca bahsetmek biraz zor- derleyen, 1915 olaylarının üzerinden geçen bir koca yüz yılın edebiyat dünyamızda nasıl vukuu bulduğuna dair net bir bakış sunuyor okura. derleyen dedim çünkü kitap Yiğit Bener önderliğinde hazırlanmış 35 yazar/düşünür tarafından kaleme alınmış hikayelerden oluşan bir derleme. Yiğit Bener`in kapanış yazısıyla beraber yazar sayısı 36 ya çıkıyor. Murathan Mungan, Ece Temelkuran, Adalet Ağaoğlu, Murat Uyurkulak, Karin Karakaşlı, Selim İleri gibi pek çok yazarın katkısını kimi zaman hikaye kimi zaman açılış konuşması vb şeklinde görüyoruz. Dokunulması zor bir konu edebiyat için ama tam da bu sayede edebiyatın zırhına sığınarak “insana dair”, insanın içine dokunan hikayeler yer alıyor kitapta. konu zor çünkü konu tabu. bu konudan bahseden birisinin sadece araştırma sevdalısı olması kabil değil illaki bir tarafta durmak zorundaymışsınız gibi yoksa bahsedilemiyor bile bu meseleden. oysaki durmamız gereken taraf “insan” tarafı.
kitaba göre yaşanan tüm acılara objektif olarak bakıldığında “soykırım” ile “tehcir” kelimeleri arasında niteleme haricinde aslolan bir fark olmadığı gösterilmeye çalışıyor. projenin hedefi “1915 olayları” hakkında her yazarın bir hikayeyle “niteleme” meselesinden uzak, milliyetçi temelli karşılıklı suçlamaların anlamsızlığını ortaya koyacak bir ortak tanıklık oluşturmak ki bence biraz daha fazlasını başarmışlar; düşündürmek! önyargıları olmayıp, kafasında her konu hakkında her zaman soru barındıran, kendini “insancı” olarak tanımlayabilecek herkesin okumaktan keyif alacağını düşünüyorum