İyi geceler ben yine bildiğiniz gibi örgüye devam 😂😂
saçını örmeme izin verdi… sandım ki sessiz sakin bi tip meğer kafasında beş kişiyle tartışıyormuş ben örgüye devam güncelleme olursa bildiririm
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Onların yanlış olduğunu düşünmekle kalmıyor var olabilmelerine bile tahammül edemiyorduk. Bir mahfediş yaratmadan affa mazhar olamazdık. Ve fikirler dize geldiğinde kendimizi mahçup hissediyor sonra da bu halimizden tiksiniyorduk. Böyle devam ediyordu. Saçmalık sarmal döngüye tabi Zihinler bulanık bir örgüye.
Edebiyat
Sakin bir akşam. Çok sevilen bir dostla yapılan muhabbetler, özlemeler, hasretler.. Birkaç güzel satırın arasında dinlenmek sonra. Birkaç güzel kelam işitmek. Durmak ve düşünmek, sadece öylesine. Sonra tüketen bir toplumda küçük de olsa bir şeyler üreteyim niyetiyle başladığın örgüye devam etmek, inşaallah bu kış biter diye düşünmek. Hakikatlerden uzak kalmayıp ruhu da beslemeye gayret etmek. Birkaç güzel tınıyla hayaller kurmak. Umudunu tazelemek yeniden. Mutlu olunası bir akşam, şükürlük. Küçük basit şeyler de yetiyor mutluluğa..
1000Kitap
okuduğum kitaplardan sonra durup düşünürüm. bu benim bilinçli olarak arzu ettiğim bir şey değildir, eğitimde buna ne denirdi, terminolojik bağlamda küfüv diyebileceğim bir tanımı var mıdır bilemiyorum yahut hatırlayamıyorum. kırmızı saçlı kadın, bende hiç tahmin edemeyeceğim ölçüde bir etki bıraktı. "orhan pamuk'u severek kendime bir haksızlık mı yapıyorum?"diye sormuştum kendime defalarca. yanıtını garip bir biçimde ikircikli vermiştim, seviyor ve buna esefleniyor ancak yine sevmeye devam ediyor beğenecek damarımı bulup yakalayan orhan pamuk'a lise yıllarımdan beri süregelen hayranlığımı söküp atamıyordum. lise yıllarımda hayatımın en önemli yazarlarından biri olacağını nereden bilebilirdim ki? kendi kitaplarını yine kitaplarının içinde örgüye yedirerek işleyen ve tafsilatlı biçimde izah eden pamuk kafamı allak bullak etti. allak bullak etmesi aynı zamanda bir sarsıntının; haliyle sonradan bir çekidüzen verme isteğinin de tetikleyicisi olacağı anlamına gelirdi, önce bir özümseme - belki eski yargılar demeli- sonra şema dengesizliği ve yeniden dengeye kavuşacaktım. yeniden dengeye ne zaman kavuşacağımı düşündüm kırmızı saçlı kadın'da ikinci kısmı okurken. orhan pamuk'ta kendimi görüyorum, yazmak istediğim cümleleri, anlatmak istediğim dertleri. baba sancısını, belki gündelik işlerin bayalığını ve normalliğin irite eden yanını bununla birlikte normalleşme isteğini. bütün bu çelişkilerle birlikte bir hibrit halini alan örgü motifini de. hepsini yerli yerine koyduğunu düşünüyorum. öte yandan 1. kısımda zaten bahsettiği oidipus hikayesini tekrar 2. kısımda anlatmasını epey garipsedim. aptala söz iki defa anlatılır diye bir nasihatten hasılı mı bu garipseme ayrımına varamadım. ancak defalarca zaten üzerine yazdığı ve bana göre sahiden iyi bir motifi kullandığı bu kitapta
Anlamı Olmaz - Muhammed Işık Yine eve geç geldi yemeğini yedikten sonra televizyonun karşısına geçti. Buna daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Görücü usulü evlenmiş olmamız, bana âşık olmaması, böyle yapmasını gerektirmez ki. Ben onu sevmeye başlamışken onun evliliği hayatın bir parçası olarak görmesini içime sindiremiyorum. Az biraz sevgi ve hoşgörü istiyorum. Hoş sohbetler edip mutlu olmak istemek benim hakkım değil mi? Çok mu şey ümit ediyorum? Çok şey mi istiyorum sanki? Her kadın gibi ilgi, alaka görmek görmeye hakkım yok mu? Ne suç işledim ki ben? Kocamın beni sevmeye başlaması için ne yapmam gerekli? Onu bu boş yaşantısından nasıl kurtarabilirim bilemiyorum. Monotona binmiş bir hayat! Hiçbir güzel söz yok! “ Yemek hazır mı?” “ Çayı demledin mi? Meyve var mı evde?” “ Ben yatıyorum.” Kelime haznesi bu kadar mı dardı bunun? Başka bir şey bilmiyor mu yoksa? Hemen hemen her gün televizyona gözünü dikip sırasıyla istediklerine o kadar alıştım ki saatime bakıp onun ne zaman ne isteyeceğini bile biliyorum artık. “ Çay isteme saati geldi! İşte şimdi yatmaya gidecek.” Şaşmaz mı bir insan bir gün olsun? Mesela “ O elindeki örgüye ne zaman başladın?” diye sormaz mı? “ Bugün günün nasıl geçti?” diye laf olsun diye bile olsa hatırımı sorsa ne kaybeder ki? Değişmesinin vakti gelmedi mi? Ona bu hali ile daha ne kadar sabredebilirim? Umutlarımı birer birer kaybediyorum. İnsan aynı yatağa girdiği eşini hiç mi sevmez veya seviyorsa bunu hiç mi belli etmez? Görücü usulü ile evlenmiş olsak bile ben onu sevmiştim. En azından kocam olacağı için ona bağlandım. O da sever en azından hoş görür sanmıştım. İnsan evlendikten sonra aynı ruh halini devam ettiremez. Bir nebze de olsa eşine sevgi duyar, duymalı. Bir parça ümidi çok görme bana. Akşam elinde gül ile kapıyı açmanı
Televizyon