Kahramanımız, Fransa Krallığı için devrime önayak olan XV. Louis Dönemi'nden nasibini almış aristokratlardan birisi. Şaşalı geçirdiği saray hayatından sonra bir köye sürgün ediliyor. Bu anda bile aslında hikayenin ne şekilde seyredeceğini, kahramanın neler hissedeceğini ister istemez tahmin edebiliyoruz. Ancak yazar, tepeden çakılmanın nasıl bir şey olduğunu iliklerimize kadar hissettirmeyi ustalıkla başarmış. Adeta kelimeleriyle yalnızlığı, yokluğu ve melankoliyi bir kişiliğe büründürmüş. Öyle ki uzansak dokunacak gibiyiz. Kitap biraz da bana Stanley Kubrick'in ''Barry Lyndon'' filmini anımsattı. Ve filmin sonunda yer alan şu sözler tekrar zihnimde belirdi: “It was in the reign of George II. that the above-named personages lived and quarrelled ; good or bad, handsome or ugly, rich or poor, they are all equal now.”