(...) “Husserl’in fenomenolojisinin üzerinde kısaca durmadan önce, gözümde, Batı tefekkürüne âit hiçbir orjinal fikir veriminin olmadığını söylemek durumundayım; ki bu, ona maledilen görüşün doğrudan doğruya İslâm HİKEMİYATI olarak belirişidir! Bu eser [Hikemiyat], benim aynı zamanda hâl ifademi çerçevelediğine göre, kökü, aslı ve esası İslâm tasavvufunda bulunan bu bahis [fenomenoloji] üzerinde, hem de "bilgi" ve "varlık" alâkası dolayısiyle durmalı, İslâm tasavvufu ile Batı tefekkürü kanatları arasında mekân tutmanın bu önemli mevzuunu işaretlemeliyim!” (*)
Fenomenoloji şeklinde Batı tefekkürüne mâledilen görüşün aslı ve esasının İslâm tasavvufunda bulunuşu ve çağımızda doğrudan doğruya İslâm hikemiyatı olarak belirişi, bizi burada fenomenolojiyi araştırmaya iten başlıca sebebtir. Bu sebeb üzerinde yapacağımız araştırma ise, bize, öyle umuyoruz ki, yukarıda tasvirine çalıştığımız Batı tefekkürüne mahsûs temel eksikliği ve İslâm tasavvufunun tamlığını gösterecektir.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996, Hasan Avcıoğlu imzasıyla), Fenomenolojik Bakımdan Roman Okuma ve Yazma Tekniği, -Fenomenoloji ve Hikemiyat-