Said-i Nursi Eserlerinde Kürt Halk Kültüründen Birkaç Örnek) Aydin ÜNEŞİ, M. Zahir ERTEKİNÇend Nimûne ji Çanda Gelêrî ya Kurdî di Berhemên Seîdê Nûrsî da
"{Kela Dimdimê: Destana Kela Dimdimê li ser rûdaneke dîrokî ya rasteqîn hatîye vegotin. Destaneke mêrxasî û welatparêzîyê ye. Kela Dimdimê dikeve başûrê rojavayê Ûrmiyeyê, bi 18 km. yan jê dûr e. Li ser zinarekî bilid ê ku navê wî Dimdim e hatîye avakirin. Ev kele berî Îslamê ava bûye. Emîrxanê Biradostî ew kela kevin ji nû ve ava kirîye. Dorpêça Kela Dimdimê di sala 1608ê de dest pê kiriye û heta dawîya sala 1609ê bi têkçûna bera Xanê Lepzêrîn ê Biradostî qedîyaye. (Kaplan, 2015: 13).
Ji vê beşa destana Kela Dimdimê diyar dibe ku Nûrsî jê îstîfade kirîye. Di destanê de bûyera behsa wê tê kirin di navbera Şah, Xan û şivanekî de dibore. Nûrsî heman meseleyê wekî ku di navbera du şivanên ehlêqelb de dibore vedibêje. Varyantên vê destanê ên din jî hene. Di varyantek din a pexşanî de weke ku ev bûyer di navbera Xan û şivanek de dibore hatiye neqilkirin. (Kızıl, 2016). **“Bir zaman ehl-i kalp iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi Uykum geldi, deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır. Der ki: Ey arkadaş! Acib bir rüya gördüm. O da der: Allah hayır etsin, nedir? Der ki: Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acib bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki başları
Rojava’daki aktivistlerle her buluşmamızda, onlara en iyi dayanışma şeklinin nasıl olacağını soruyorduk. En sık duyduğumuz cevap şuydu: “Kendi ülkenizde güçlü devrimci hareketler inşa
edin.” Bu cevap, dayanışma kavramını yeniden ele almamıza yol açtı. “batı solu”nun tarihinde, dayanışma çoğu zaman “özne-nesne” ilişkisi anlamında kullanıldı. Dayanışmanın “nesne”si, yaşanan güçlü bir özgürlükçü harekete olan özlem ve ihtiyacın bir yansıması olarak duruyor. Batının büyük şehirlerinde yaşayan solcular, kendilerini bu bölgelerdeki “yoksullar”a yardım ederek
ele aldıkları uluslararası dayanışma, geleneksel olarak sanayileşmemiş ve tarihsel olarak sömürülmüş ülkeler üzerinden yürütülen sömürgeci perspektifi yeniden üretir. Bu tek yanlı ve
sorunlu yaklaşım, zamanla her iki tarafın da beklentilerini şekillendirdi. Öyle ki, bu beklentiler her iki taraf için de genelde karşılık bulmaz ve hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır. Beklentiler, tek yönlü
aktarımla batıda romantizme kaydı ve güney ülkelerinde ise maddi talepleri ön plana çıkaran bir gerçeklik üzerinde kendini üretti. Bu sorunlu yaklaşım, batıda on yıllar içinde çoğu dayanışma hareketinde ortaya çıktı ve dünyada dayanışma içinde bulunan veya bulunmak isteyen sol kesimleri de etkiledi. Bu Türkiye’deki solun Latin Amerika, Afrika veya Asya tartışma ve çalışmalarına da
yayıldığını görebiliyoruz.
Oysa Rojava’daki devrimci aktivistlere göre, dayanışma demek siyasal hareketi hep birlikte küresel düzeyde inşa edip birbirinden öğrenmek ve birbirini desteklemektir. Yani iki yönlü ve değiş-tokuşun olduğu bir ilişki örmek lazım.
Ayboğa, Flach, Knapp - Rojava Devrimi, sayfa 316
Merhaba sevgili dostlar,
Takipçilerimizin istekleriyle devam ediyoruz sevgili @Huzurarayan için bir araştırmaya koyulduk, konu yine çok kapsamlı, sonuçlar ve analizler oldukça geniş ancak araştırma ve okuma özetilerimizden şunu söylemeliyim ki bu teknolojiyi gerçek anlamda kullanmayı bilmiş olsaydık, biz süper gücün ötesinde bir devlet, bir millet olabilirdik. "B'ilim, B'ilim, B'ilim"
En başta Güneş kavramına değinmek istiyorum, bizim bildiğimizin dışında bir güneş var. Bu bir enerji, ısı ve ışık yayan güçlü bir enerji, tabiri caizse bu sarı topun, yani güneş'in enerjisine ilk olarak değinmek istiyorum.
Güneş enerjisi sözlükteki anlamı ile herhangi bir zararlı gaz salınımının olmadığı, (Biliyorsunuz ki Gaz, maddenin 16 hâlinden biridir. Bunların içinde çok zararlı ve çok yararlı olan gazlar da bulunmaktadır. Metan[Zarar] ve O2[Nefes almamızı sağlayan en basit terimiyle can damarımız]en iyi örnektir), herhangi bir maddeyle enzinim olmadıkça asla zarar vermeyen, göremediğimiz doğrudan güneş ışığından üretilen temiz bir enerji kaynağıdır.
Güneşin yaklaşık yüzde 90‘ını oluşturan hidrojen gazının çekirdekleri füzyon ile helyum çekirdekleri oluşturmakta ve bu sırada çok büyük bir enerji açığa çıkmaktadır. Şimdi bazı yabancı terimler var arada sıcağı sıcağına hemen anlatmak istiyorum. Füzyon aslen Nükleer füzyon olarak da kullanılan , hafif atom çekirdeklerinin, nükleer reaksiyon sonucunda dışarıya enerji açığa çıkararak daha ağır çekirdekli başka bir elemente dönüşmesi olayıdır.
Güneş enerjisinde İki atom çekirdeğini yan yana getirebilirsek, yeni bir çekirdek oluşturmuş oluruz. Döteryum ve Trityum çekirdekleri oldukça yüksek sıcaklıklarda çarpıştıkları zaman kaynaşmaya uğrarlar ve sonra ayrılarak bir nötron ve helyum çekirdeğine dönüşerek net bir enerji elde edilir.