Babam su için evden çıktı o gün
yine. Su . . . Uygarlık, gülümseme,yaşamak, bereket suydu.
Mezopotamya, Dicle ve Fırat arasında. Türlü türlü sularla beslenen Yunan. Nil Nehri'nin suladığı ovalarda Mısır. Su neredeyse, hayat oradaydı. Babam kıraç toprak insanlarının yüzlerinde bereket sevinci görmek istiyordu,damarlarında kan. Kadınların soluk yüzlerinde renk.
Uygarlık gelmek için su istiyordu.
Başka bir evrene gidiyordu o. Bilinmeyen bir nedenle dünyamıza düştü. Acayip yaratıklarla doluydu dünya. iki ayaklarının üzerinde yürüyorlardı ve durmadan birbirlerine bağırıyorlardı. Buna konuşma diyorlardı. Birbirlerini anladıkları yoktu. Bazen anlamış gibi davranıyorlardı ki bu daha da kötüydü.
Nasıl düştüm ben buraya, diye düşündü Cheri.
Ve artık geri dönüşü olmadığı için çareyi köpek kıyafetine girmekte buldu. Ama bunca yaratık varken bu acayip gezegende, Cheri niçin köpek olmayı seçmişti? Şunun için: Köpekler bu gezegende yaşayan en asil yaratıklardı. Sadakat duyguları çok gelişmişti. Sevgiyi bir alışveriş olarak görmüyorlardı. Sevgi, salt vermekti onlar için.
“ insan baştan aşağı bir maskeyle kaplanıyor. sabah kalkıyorsun. arabaya binip işe gidiyorsun. maskeyi çıkarıp senden beklenilir yapıyorsun. sonra yine arabaya binip eve dönüyorsun, yolda maske tekrar seni kaplıyor, böylece evde olan bitenle başa çıkabiliyorsun.”