Ne mutlu meşalesi Kur’an olan bir ümmete!
9/10
·139 syf.··
2026 10. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 20:45
Ramazan ayında, oruç temasının ruhuna uygun bir okuma yapmak isteyen herkese bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Bu eseri tek kelimeyle ifade etmem gerekseydi, hiç tereddüt etmeden “Diriliş” derdim. Yazar, şiirsel ve akıcı dili, kısa ve yoğun bölümlerle birleşince, okuyucuyu yormadan derin bir yolculuğa çıkarıyor. Ramazan’ın gelişi, çocukluk hatıraları, Kadir Gecesi ve bayram sabahı; hepsi zarif ve etkileyici bir üslupla, adeta yaşatılarak anlatılıyor. “Oruç, insanın her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir.” Yazarın ifadesiyle bu, seçkin ruhların davetli olduğu bir gök sofrasıdır: Samanyolu’nda bir ziyafet… Kitap, kalbini açarak okuyan kişide sessiz ama derin bir dönüşüm başlatıyor. İnsanı, dünyaya daha aydınlık bir gözle bakmaya; kalbin üzerindeki gölgeleri kaldırmaya davet ediyor. Oruçla gelen bu ruh şölenine katılmayı ve bu şölende sadece bedenin değil, ruhun da doyurulması gerektiğini hatırlatıyor. Nasıl ki bir ev yılda bir kez temizlenir, onarılır ve adeta yeniden inşa edilirse; insan ruhu da böyle bir arınmaya ihtiyaç duyar. Bu yönüyle oruç, yalnızca bir ibadet değil; ruhun ve bedenin kapsamlı bir yenilenmesi, bir tür içsel dezenfeksiyonudur. Bakara Suresi 138. ayette ifade edildiği gibi: “Allah’ın boyasıyla boyandık. Boyaca O’ndan daha güzel olan kim vardır?” Ramazan, insanın ilahi bir renk kazandığı, iç dünyasının yeniden boyandığı müstesna bir zamandır. Yazarın çocukluk Ramazanlarına dair anlattıkları ise ayrı bir derinlik taşıyor. Tekne oruçları, çocukluğun saf denemeleri olarak tasvir edilirken; bu deneyimlerin ruhumuzda kalıcı izler bıraktığı hatırlatılıyor: “Bu denemeler yavru serçenin, yuvadan uçuş için ilk kalkışlarıdır. Yavru kuş, ilkin en yakın yerlere konar ve hemen yuvaya döner. Sonra daha uzak bir hedef «tayin» eder. Çocuk da ilkin
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,591 okunma
10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 10:00
Ege ve Akdeniz taşrasında geçen hikâye, Abuzer ve annesinin Arabistan’dan köle olarak İstanbul’a gelmesiyle başlıyor. II. Meşrutiyet’le başlayan anlatı üç kuşağa yayılarak 1950’lere ve 1990’lara kadar uzanıyor. Özellikle doksanlı yılların siyasi ve aktüel olayları ince ayrıntılarla verilmiş. Okurken kimi zaman gülümseyerek (Özal’ın kızının davulcuya kaçması), kimi zaman içim burkularak (cezaevi operasyonları, ölüm oruçları…) bizim kuşağın hafızasında yer etmiş olayları hatırladım. Tıpkı Yadigâr’ın kazdığı tünellerde dolaşır gibi kendi hafızamın dehlizlerinde dolaştım; sanki kendi definemi aradım. Türkiye taşrası define hikâyeleri, spiritüel anlatılar ve batıl inançlarla dolu. Pek çok yazar bu malzemeyi kullanıyor ama Osman Özarslan, Hafriyat ile bunu gerçekten çok iyi bir yere taşımış. Romanda üç kuşağa yayılan bir taşra ailesinin hikâyesini okuyoruz. Ama burada “aile” güçlü bağlardan çok, daha çok biyolojik bir bağ anlamına geliyor. Birinci kuşak II. Meşrutiyet’in, ikinci kuşak 50’lerin, üçüncü kuşak ise 90’ların kaybedenleri. Hepsi bir şekilde atalarının gölgesi altında, yazarın deyimiyle “atalarının hafriyatı altında” yaşamaya çalışıyor. Zaman atlamalarıyla kurulan anlatı kimi yerde masalsı, kimi yerde politik bir gerçekliğe yaslanıyor. Özellikle kullanılan yöresel dil romana çok güçlü bir atmosfer katmış. Uzun yıllara yayılan bir emeğin ürünü olduğu belli. Ben çok sevdim, gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202534 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Efsunlar /Tılsımlar
Puan vermedi
Hem çok farklı hem çok tanıdık bir roman ile geldim Dil bildiğim, sevdiğim bazı kitapları hatırlattı. Farklı kelimeleri, deyimleri ile oyunbaz, ele avuca sığmaz bir kitap Anadolu’nun mizahi, mistik, absürt olayları, söylenceleri, adetleri olay örgüsünün içine o kadar doğallıkla yerleştirilmiş ki yadırgamadan su gibi akıp gidiyor . . Ama dikkatle okunması gereken bir kitap. Kişilerin aile bağları, kim kimdir bazen karışabiliyor. Çünkü tempo yüksek, sanki bir solukta anlatmak istiyor yazar her şeyi. . Ege’nin ve Akdeniz’in köy ve kasalarında geçen hikaye , Abuzer ve annesinin Arabistan’dan köle olarak İstanbul’a gelmesiyle başlar. II.Meşrutiyet’le başlayıp 3 kuşağa yayılan hikaye 1950’ler ve 1990’lı yıllarda devam ediyor. Özellikle doksanlı yılların siyasi ya da aktüel olayları ince ayrıntılarla veriliyor, bizim kuşağın kâh gülümseyerek (Özal’ın kızının davulcuya kaçması ) kâh üzülerek (cezaevi operasyonları, ölüm oruçları…) hatırlayacağı olayların etkisiyle kendi kişisel hafızamın dehlizlerinde, tıpkı Yadigâr’ın kazdığı tünellerde dolanır gibi dolandım.Kendi definemi aradım adeta. . Abuzer‘in tılsımları maalesef ailesinin berduş hayatlar yaşamasına engel olamıyor. Oğlu Zühtü, torunları Bahtiyar ve Yadigâr, dünürü Tıngaz… Feleğin çemberinden geçseler de kitap atmosferi sayesinde okuru boğmuyor, hepsinin hayatı tüm zorluklara rağmen devam ediyor. Yaşam adeta bir karnaval bu romanda:) . Kitapta en çok Koca Dudu’nun Ümmü ‘nün cenazesini yıkayıp defne hazırladığı bölümden etkilendim. Ölüye karşı gösterilen şefkat ve nezaket nefesimi kesti adeta . Haydarpaşa Garı’nı anlattığı sayfalarda gözlerim doldu Kaybettiğimiz tüm maddi ve manevi güzellikler için ağladım. . Bir de ilk defa duydum kelime ve deyimlere bayıldım.Tığ-ı teber şah-ı merdan mesela , ölgülük , ayıngacı gibi
Edebiyat
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202534 okunma
10/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 20:28
Kitabın adından anlaşılacağı üzere; Hüküm ve Hikmetleriyle Ramazan ayı ve sünnet oruçları tüm detaylarıyla ele alan değerli bir eser.. Halis Bayancuk (Ebu Hanzala) Hocanın tüm kitapları hem baskı olarak çok kaliteli hem de içerik olarak çok zengin Özellikle Ramazan ayına girmeden bilinçlenmek adına başvurulması gereken kaynak kitaplardan..
Din İslam
Hüküm ve Hikmetleriyle Ramazan ve OruçHalis Bayancuk (Ebu Hanzala) · Tevhid Kitabevi · 202183 okunma
10/10
·176 syf.··
2025 43. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 23:39
Oturup size saatlerce bu kitabı anlatsam ancak öyle bu kitabın incelemesini yapmış olurdum. Bu eseri İmamı Gazali'nin "İhyâu Ulumud Din" kitabından alınan ibadet kısımların toplamı olduğu bir kitap. Bu kitap ibadetlerin sadece bedenle olmayacağını, yapılan ibadetin manevi boyutlarınında ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir kitaptı. Okurken bir çok sefer kıldığım namazı ,tuttuğum oruçları düşündüm. Bizler ibadetlere hep zahiri yönüyle önem veriyoruz. Asıl önemli olanın batında olduğunu unutuyoruz. Bu kitabın gayeside ibadetlerin batını yönlerine açığa vurmak. Kitaba bayıldım ve herksin okumasını tavsiye ediyorum.
1000k
İbadetlerin Ruhuİmam Gazali · Sufi Kitap · 2023350 okunma
"Mikropları ne kadar övsek az" temalı
Puan vermedi·346 syf.··
2025 97. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 00:24
"Bağırsağınız harika bir mühendisliğin parçasıdır ve umarım bu kitabı okuduktan sonra size benim gibi ona ilgi duymaya başlarsınız fakat birçok yönden sindirim denilen şovun yıldızı, aslında insan vücudunun bir parçası değildir. Asıl yıldız bağırsaklarında yaşayan ve ağırlığı bir iki kiloyu bulan mikrobiyomu oluşturan mikroplardır." Bağırsak biyomu namı diğer mikropları konu alan bu kitapta bir şey öğrenmiş oldum. Eğer yalnızsan mikropların bile terkediyor seni. Tamam. Ne yapalım ağlayalım mı buna da. Demek isterdim ama valla hırsımdan bir miktar ağladım. Kafka'nın kitaplarla ilgili bir sözünü hatırladım çünkü. Diyordu ki, eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki? Ya da bunun gibi bir şey diyordu. O yüzden, bu kitap beni sarstığı için bile iyi bir kitap diyeceğim. Bile diyorum çünkü bu bilim, her şey aksi ispatlanana kadar doğrudur. Haliyle bazı bilgileri yanlış ya da o an inandığı gibi aktarmış olabilir. Neyse. Sarsıcı yere geliyorum. Bağırsaklarımın bayadır bana karşı olduğunu biliyordum. Ama vehametini ya da tam sebebini bilmiyordum. Vahim çünkü gerçekten pek iştahlı biri olmamama rağmen resmen kilo alıyorum. Sebebinin biyomumun yalnızlığı olması da cabası. Gerçekten. Ama gerçekten. Ben artık hiç kimseye dokunmadan yaşıyorum. Eskiden babama sarıldığımı biliyorum. Her sabah bir yarım saat onunla oyalandığımı hatırlıyorum uyandırmak için. Asla ama asla dokunmuyorum şimdi. Çocuklara bile bebeklikten çıkana kadar. Ötesi yok. Mutfak ve banyo kullanım dışında bile sürekli yıkama ihtiyacı hissediyorum. Gerçi her şeye karşı öyleyim. En son yıllar yıllar önce dışardan yemek söylemişimdir. Kesinlikle yıllar oldu. Eskiden öyle olmadığımı iyi biliyorum. Haliyle mikropsuz hava sahasında yaşıyordum güya. Geldiğim
Edebiyat
Akıllı BağırsakMichael Mosley · Yakamoz Yayıncılık · 2022154 okunma