AÇIKLAMA
Annemin sesi öksüz bir çocuğa benziyordu Babam ölmüştü. Çocuklarım
gözlerimin önünde bir uzaklıktı.
Çoktan sönmüştü kalabalığın kandilleri. Günahlarımdan oluşan bir geceydi karım
günü bitiren ve başlatan.
Göğsümdeki kederle yumuşatmaya çalışıyordum ağzımdaki taşı.
Akıl almaz bir hızla azalıyordu her şey.
Ne şiir, ne kitaplar. Aptalca türkü söylüyordum.
Sesinden başka suçum, yüzünden başka
iyiliğim kalmamıştı.
Sana neden sığındığımı anlıyor musun?..
Anlamak bir ortak dil gerektirir. Ortak dil ise,
ortak yaşam / ortak bilgi / ortak birikim /ortak düş kimi yerde, ortak düşüş demektir.
Ortak değilse bile, yakın / benzer gibi.
Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın sokakların da, örtüyor ömrümün ilkyazını. İçimde bir çocuk, yalınayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, bir derin iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın?