Ömer Yılmaz ÖZCAN

Ömer Yılmaz ÖZCAN
Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım.
"Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine."
Sayfa 101·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
AÇIKLAMA Annemin sesi öksüz bir çocuğa benziyordu Babam ölmüştü. Çocuklarım gözlerimin önünde bir uzaklıktı. Çoktan sönmüştü kalabalığın kandilleri. Günahlarımdan oluşan bir geceydi karım günü bitiren ve başlatan. Göğsümdeki kederle yumuşatmaya çalışıyordum ağzımdaki taşı. Akıl almaz bir hızla azalıyordu her şey. Ne şiir, ne kitaplar. Aptalca türkü söylüyordum. Sesinden başka suçum, yüzünden başka iyiliğim kalmamıştı. Sana neden sığındığımı anlıyor musun?..
Bir birini her türlü anlayanlara selam olsun.
Anlamak bir ortak dil gerektirir. Ortak dil ise, ortak yaşam / ortak bilgi / ortak birikim /ortak düş kimi yerde, ortak düşüş demektir. Ortak değilse bile, yakın / benzer gibi.
Sayfa 12·Kitabı okudu
"Çölde açlıktan ölmekte olan bir çakal kafesteki karnı tıka basa tok bir aslandan daha mutludur."
Ah ile eyvah ile.
Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın sokakların da, örtüyor ömrümün ilkyazını. İçimde bir çocuk, yalınayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, bir derin iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın?