Özgürlüğün, zincirlerini farkedene kadar…
Puan vermedi·352 syf.··
2026 169. kitabı
George Orwell’in 1984’ü üzerine konuşurken çoğu insanın aklına baskıcı bir devlet, yasaklar ve Büyük Birader gelir. Benim aklımda kalan ise başka bir soru oldu: Özgür müsün, emin misin? Bu kitapta insanlar zincire vurulmuyor. Daha korkuncu yapılıyor; neye inanacakları, neyi hatırlayacakları ve hatta ne hissedecekleri belirleniyor. Gerçek sürekli değiştiriliyor. Dün söylenen bugün inkâr ediliyor. İnsanlar gözleriyle gördüklerine değil, kendilerine söylenene inanıyor. Kitabı okurken ister istemez kendime şu soruyu sordum: Bir insanın özgürlüğü elinden alınmadan önce aklı mı elinden alınır? Winston’un mücadelesi sadece bir rejime karşı değildir. O, hafızasını korumaya çalışır. Çünkü hatırlayan insan sorgular. Sorgulayan insan ise tehlikelidir. Parti’nin asıl savaşı insanların bedenleriyle değil, zihinleriyledir. 1984’ü okurken en çok ürküten şey anlatılanların tamamen yabancı gelmemesidir. Kalabalıkların aynı şeyi düşünmesi, farklı seslerin susturulması, insanların gerçeği değil tekrar edilen sözü benimsemesi tanıdık duygular yaratıyor. Bu kitap bana baskının en tehlikeli hâlinin korkuyla değil, alışkanlıkla kurulduğunu düşündürdü. İnsan bir süre sonra zincirlerini fark etmezse özgür olduğunu sanabilir. 1984 bir distopya değil sadece. Aynı zamanda bir uyarı. Çünkü Orwell geleceği anlatmaktan çok insanın değişmeyen zaaflarını gösteriyor. Kitap bittiğinde aklımda kalan soru şu oldu: Gerçeği saklayan mı güçlüdür, yoksa gerçeği görüp yalnız kalmayı göze alan mı?
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
Bazıları daha eşit...
Puan vermedi·152 syf.··
2026 168. kitabı
Hayvan Çiftliği, ilk bakışta hayvanların başrolde olduğu kısa ve sade bir hikâye gibi görünüyor. Ama sayfalar ilerledikçe insan, hayvanları değil kendisini, toplumu ve iktidarı okumaya başladığını fark ediyor. Kitapla ilgili en ilginç şeylerden biri, yıllardır farklı kesimler tarafından farklı şekillerde yorumlanması. Kimileri Orwell’ın komünizmi eleştirdiğini söylerken, kimileri kapitalizmi hedef aldığını düşünüyor. Benim gördüğüm ise Orwell’ın belirli bir sistemi övmekten ya da yermekten çok, gücün doğasını eleştirdiği. Çünkü kitapta dikkat çeken şey, iktidarın insandan hayvana geçmesi değil; gücün kimin eline geçerse geçsin zamanla onu değiştirmesi. Kitapta en sevdiğim ve bence bütün hikâyeyi özetleyen cümle ise şu oldu: “Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir.” Bir cümle bazen yüzlerce sayfanın anlatacağını anlatabiliyor. Eşitlik iddiasıyla başlayan bir düzenin, zamanla ayrıcalık üreten bir düzene dönüşmesini bundan daha iyi anlatmak zor. Hayvan Çiftliği’nin en güçlü yanlarından biri de her yaşta okunabilecek bir kitap olması. Bir ilkokul öğrencisi onu hayvanların hikâyesi olarak okuyabilir. Yetişkin bir okur ise satır aralarındaki siyasi ve toplumsal eleştirileri görebilir. Yaş değiştikçe kitap değişmiyor ama okurun kitaptan aldığı anlam değişiyor. Yazım dili son derece sade, akıcı ve anlaşılır. Ancak kitap tam da bu sadeliğin içinde derinleşiyor. Okuması kolay, üzerine düşünmesi uzun süren kitaplardan biri. Belki de bu yüzden yıllar geçse de güncelliğini koruyor. Çünkü sistemler değişse de güçle kurulan ilişki pek değişmiyor.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
Reklam
Sistemi değil yönetimi eleştiren kitap
Puan vermedi·152 syf.··
2026 4. kitabı
Bence Hayvan Çiftliği sadece komünizmi eleştiren bir kitap değil. Orwell’ın asker geçmişinin de etkisiyle İngiltere’yi bir adım önde tutup Ruslara karşı net bir tavır aldığı hissediliyor. Bir yandan liberalizmi daha özgür bir düzen gibi gösterirken diğer yandan eşitlik için çıkan devrimlerin bile baştakilerin çıkarına dönüşebildiğini anlatıyor. Halk değişim için uğraşıyor ama güç kimdeyse sistem yine ona hizmet ediyor. Bu yüzden hâlâ güncel kalan çok sert bir fabl.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 54. kitabı
Her yüzyılda geçerliliğini koruyacak fikirlerle dolu bir kitap. Okuyucuyu duygudan duyguya sürüklemesinin ötesinde, içinde bulunduğumuz yüzyıldaki köhne düzenin neden bu şekilde inşa edildiğini de sorgulatıyor. Herkesin okumasının gerektiğini düşündüğüm kitaplardan biridir.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 51. kitabı
Doyumsuz emperyalist ve gerici faşist sistemin en yalın haliyle; gerizekalıların bile anlayabileceği sadelikte, kolaylıkta ve akıcılıkta anlatıldığı popüler bir kitap ve bu popülerliğini her zaman koruyacak. Çünkü, emperyalist ve faşist sistemin sahipleri ve uşakları dünya yerle bir olana dek maalesef ki aramızda olmaya ve hak etmedikleri nefesi almaya devam edecek... Okumayan kaldıysa kesinlikle tavsiyemdir.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Nehir Yayınları · 1994296,4bin okunma
Garip, çok garip... Gölgeler bazen sahiplerinden önce geliyor
10/10
·136 syf.·
2026 46. kitabı
Bu kitabı övmek için "güzel", "etkileyici" ya da "başarılı" gibi sıfatlar yetersiz kalıyor. Bazı yazarlar vardır; onları okurken yalnızca sizden daha iyi yazdıklarını düşünmezsiniz. Aynı zamanda sizinle aynı çağda yaşadıklarından, aynı havayı soluduklarından bile şüphe edersiniz. Bu kitaptaki hikâyeler ve hikâyelerin etrafında dolaşan isimler, edebiyatın gündelik zekânın çok ötesinde bir uğraş olduğunu yeniden hatırlatıyor. Binlerce kitabın konuşulduğu bir platformda bile insanların büyük çoğunluğunun metinlerle kurduğu ilişkinin ne kadar sığ olduğunu görmek şaşırtıcı değil ama yine de üzücü. Bir yazarı "Kafka değil, Orwell değil"* diyerek değersizleştirmeye çalışanlar, bütün eleştirisini "zaman kaybı" gibi boş bir hükme indirgeyenler ya da anlamadıkları her şeyi "edebiyat değil" diyerek kenara itenler arasında dolaşırken insan, okuma eyleminin her zaman anlama eylemine dönüşmediğini fark ediyor. Bu yorumların çoğu kitaptan çok yorum sahibinin ufkunu ele veriyor; çünkü metinle hesaplaşmak yerine onu birkaç ezber yargıyla mahkûm etmek, eleştiri değil yalnızca entelektüel tembelliktir. Son zamanlarda bu nedenle, vakit geçirmekten keyif aldığım bu platformda bile eskisi kadar bulunmak istemediğimi hissediyorum. Çünkü kitapların sayısı arttıkça okurluğun derinleştiğini değil, çoğu zaman yalnızca kanaatlerin çoğaldığını görüyorum. Bir eseri anlamaya çalışmaktan çok ona hızlıca hüküm vermenin teşvik edildiği bir ortamda, yorumların sayısı artsa da edebiyat üzerine düşüncenin aynı ölçüde derinleşmediği açık. Bu hikâye kitabı ise bütün bu gürültünün arasında sessiz ama kalıcı bir ağırlığa sahip. Beğenmekten öte, insanın zihnini incelten, okuma ölçülerini değiştiren kitaplardan biriyle karşı karşıya olduğumu düşünüyorum. Edebiyatın hâlâ
Garip, Çok GaripKolektif · İthaki Yayınları · 202525 okunma
Reklam
Reklam