Sunday- Güneş gün
Bir simgebilimcinin Hristiyan ikonları üzerine konuşmaya başlamasına izin vermeyeceksin. Hristiyanlıktaki hiçbir şey orijinal değildir. Hristiyanlık öncesi tanrı Mithra- Tanrı'nın oğlu ve Dünya Işığı diye bilinir- 25 Aralık'ta doğmuştu, sonra bir taş mezara gömüldü ve üç gün sonra yeniden dirildi. Bu arada 25 Aralık aynı zamanda Osiris'in, Adonis'in ve Dionisos'un doğum günüdür. Krişna doğduğunda beraberinde altın, tütsü ve laden reçinesiyle gelmişti. Hristiyanlığın kutsal günü bile paganlardan çalıntıdır. ... Hristiyanlıkta Yahudilerin Şabatı olan cumartesi günü kutsaldır ama Constantine, onu, paganların güneş kutlaması günüyle çakışması için değiştirmişti. Günümüzdeki kilise cemaatinin çoğu, pagan güneş tanrısının övüldüğü gün olduğunu bilmeden pazar -Sunday- ayinlerine giderler.
Kur’anın Tevrattan farkı
Kur’an açısından Hz. Musa bütün Çıkış anlatısı boyunca Kadim Mısır mitolojisinin kurguladığı kutsal politik güç ya da firavunluk ideolojisiyle mücadele etmiştir.Allah’ın Hz. Musa’ya vadettiği yardımla (Tâhâ, 20/46) süren mücadelede firavunun Kızıldeniz’de ölümü, hedefe ulaşıldığına işaret etmektedir.Bu yüzden Horus’un bedeni olarak inanılan firavunun boğularak ölümü Çıkış sürecinin sonunu ilan etmiştir.Çıkış anlatısının Kur’an versiyonu, bütün peygamberlerin kavimleriyle olan tebliğ mücadelesinin temel olarak üç boyutta gerçekleştiği tespitiyle uyumludur: (i) Peygamberlerin ilahi çağrısı, görünürde bir kavme ya da bir kentin halkına karşı dile getirilmiş olsa da esasen bütün insanlığa yönelik evrensel bir çağrıdır; (ii) Peygamberler temel olarak “âlemlerin rabbinin elçisi” olarak tevhit ilkesini tebliğ etmişlerdir; (iii) Peygamberlerin tebliğ stratejisi, muhatap alınan kavmin gündelik yaşamında etkili olan bütün batıl inanç, düşünce ve uygulamaları hedefleyerek bunları halkın gözünde zaafa uğratmaktır. Çıkış’ın Kur’an ile Tevrat anlatıları arasındaki en temel farklılık da İslam nübüvvet geleneğinin bu üç boyutuna ilişkindir.Kur’an’a göre peygamberlerin ilahi çağrısının evrensel boyutuna rağmen Tevrat’ta Çıkış anlatısının İsrailoğulları bağlamında insanlık tarihindeki küçük bir kavme münhasır bir içerikle öykülenmiş olması, bu anlatının evrensel değerini azaltmaktadır.Nitekim anlatının Tevrat nüshasında Hz. Musa’nın çağrısının İsrailoğulları dışında bir karşılık bulduğuna işaret edilmez. Ancak Kur’an anlatısında açıkça ifade edilen sihirbazların (Tâhâ, 20/70), firavunun eşinin(Tahrim, 66/11) ve firavun ailesinden olup imanını gizlemiş başka kişilerin (Mü’min, 40/28) Hz. Musa’nın rabbine iman etmiş olmaları, onun çağrısının Mısır halkının zihninde bir karşılığı olduğunu
Din
Reklam
Eski Mısır mitolojisinde Gök Güneş tanrısıdır osiris ve isis'in oğludur horus.Horus firavunların ısısın kucağında sembolize edilmiştir.bunun sebebi firavunların dünya üzerindeki horus olduğuna inanılmasındandır. firavunlar kendilerini horus'un yeryüzündeki cisimleşmiş halleri olarak gördükleri için,horus antik mısır'ın en önemli tanrılarından biridir.firavunlar ranın da takipçisi olduklarından aynı zamanda Güneş ile de ilişkilendirildi
Sayfa 135·Kitabı okudu
Kur’an’daki anlatıya gelindiğinde ise, burada geçen “âlemlerin rabbi” ifadesi ile Tevrat’ın “İbranilerin tanrısı” ve “İsrailin tanrısı” kavramları arasında keskin bir ayrım olduğu ortadadır.Tevrat kayıtlarının aksine Kur’an anlatısına göre firavunun kendisini belirli bir kavmin ya da kültün tanrısı olarak tanımlamaktan ziyade Mısır kozmogonilerinin en yüce tanrısı ile ilişkilendirmiştir.Nitekim Hz. Musa’nın çağrısı karşısında Tevrat’taki firavunun “Rabbi tanımıyorum” ifadesi ile Kur’an’daki firavunun “âlemlerin rabbi nedir?” (Şu’arâ, 26/23) ya da “Sizin rabbiniz kimdir ey Musa?” (Tâhâ, 20/49) ifadeleri arasındaki ayrıma dikkat edilmelidir.Kur’an’a göre Hz. Musa firavunun karşısına çıkınca ona “Ey Firavun! Ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim” der (A’râf, 7/104). Firavunun bu ifadeye verdiği karşılık, Tevrat’taki kayıttan oldukça farklıdır. Firavun Hz. Musa’ya âlemlerin rabbini sorduğunda, Hz. Musa da “Bizim rabbimiz her şeye yaratılışını veren, sonra ona doğru yolu gösterendir” (Tâhâ, 20/50) cevabını verir. Bu ifadede Kadim Mısır kozmogonisinde anlatılanlardan farklı bir yaratıcıya atıf olduğu gibi yarattığı insana hidayet vererek iyi, güzel ve doğru olanı yapmaya yönlendiren yani yeryüzü hayatına müdahil olan bir otoriteden söz edilmektedir.Hz. Musa devamında “Eğer gerçeğe inanmaya yatkınlığınız varsa bilin ki O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin, geçmişteki atalarınızın doğunun, batının ve ikisi arasında bulananların rabbidir” cevabını verir (Şu’arâ, 26/23-28). Hz. Musa’nın, rabbini tanımlayan bu izahı firavunun mitolojik inançlarına yönelik iki meydan okumayı içermektedir:Birincisi, Allah’ın geçmişteki ataların da rabbi olduğudur. Kadim Mısır’ın oldukça detaylı bir ölüm sonrası yaşam tasavvuru vardır.Nitekim Mısır’a karakteristik
Din
Esasen Eski Krallık Dönemi (MÖ 2543-2120) devasa piramitlerin inşa edildiği “Piramitler Dönemi”ni ifade etmektedir.Böylece bu dünyada kutsal meşruiyete sahip bir figür olarak kralın öte dünyada Osiris ile buluşacağı ve hatta burada tanrısal hususiyete kavuşacağı inancı Kadim Mısır’ın metafizik düşünceler açısından zihinsel gelişimini oldukça beslemiş olmalıdır. Bu kanaat bir anlamda kutsal otoriteye sahip kralların ölüm sonrasında kendilerine tapınılan tanrısal figürler arasına karıştığı anlamına gelmektedir. Böylece Horus miti ile yeryüzünün tanrı-kralı vasfını alan Kadim Mısır kralları ölümlerinden sonra da Osiris miti bağlamında kutsanmışlardır. Dipnot: Kadim Mısır’da ölen kişinin ebedi âleme geçişi inancına dayalı olarak krallar için devasa mezarlar inşa edilmiştir. Erken Hanedanlık döneminin başlangıcından itibaren kral mezarları kayaya oyulmuş ve piramitlerin öncüsü olan “mastaba” olarak bilinen düz çatılı dikdörtgen yapılarla kaplanmıştır. Mısır’da bilinen en eski piramit, III. Hanedanlık dönemi kralı Zoser için Sakkara’da inşa edilmiştir. Eski Krallık dönemine gelindiğinde ise “Büyük Piramit” olarak bilinen Giza’daki üç piramidin en eskisi ve en büyüğü IV. Hanedanlık döneminde Kral Khufu/Keops için yapılmıştır. Giza’daki orta büyüklükteki piramit aynı hanedanlık dönemi kralı Khephren için inşa edilmiştir. Büyük piramiti inşa edenlerin sonuncusu, VI. Hanedanlık dönemi kralı II. Pepy Neferkare’dir. Bu piramitler genellikle MÖ 2500-2200 yılları arasında yapılmıştır. II. Pepy’nin ölümünden bir süre sonra krallığın güçlü merkezi idaresi çökmüş ve Mısır, I. Ara Dönem olarak bilinen çalkantılı bir aşamaya girmiştir. Orta Krallık dönemindeki krallar piramit inşasına yeniden başlamış ancak bunlar Giza’nın piramitleri kadar büyük ölçekte olmamıştır. Dolayısıyla Kadim
Din
İksirler buharlar tütsüler
Kyphi 16 bileşenden oluşan bir karışımdır. (Bal şarap kuru üzüm zencefil reçine mühür aspalatus küçük geyik otu menengiç doğal saz labada ve bunlara ek biri büyük diğeri küçük olarak adlandırılan iki tür ardıç kakule ve kamış) Bunlar rastgele bir araya getirilmez. Aktarlar bunları karıştırırken kutsal yazılar okuyarak birleştirir. Çoğu, aromatik güçlere sahip oldukları için hoş bir koku ve yararlı buhar yayarlar. Hareket halindeki vücut yumuşak ve nazik bir şekilde uykuya dalar günlük üzüntü ve kaygılar sarhoş olmadan, zincirleri çözüp salınır. Hayal gücü ve rüyalar bir ayna gibi parlar. Kokular kaybolan hisleri çoğu kez geri getirir. Kyphi hem iksir hem de merhem olarak kullanılır. Bileşenlerinden bazıları gece daha iyi gelişir, çünkü serin rüzgarlar, gölge, çiğ ve nemle beslenirler.
Sayfa 159 - Liberus·Kitabı okudu
Reklam
Reklam