Puan vermedi·192 syf.··
2024 149. kitabı
Merhaba. Biraz uzun ancak yararlı bir derleme olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar. Ölüler Kitabı, 1899'da tanınmış Mısırbilimci E.A. Wallis Budge tarafından çevrildiği için tarihte önemli bir yer tutmaktadır. Mısırbilimci John Romer'ın önsözünde açıkladığı gibi; mütevazi öncülleri ile büyük ölçüde kendi kendini eğitmiş olan Budge, bu işi önceki nesil Mısırbilimcilerden devralmıştır. Budge'ın çalışmaları daha sonraki yıllarda birçok modern Mısırbilimci tarafından "centilmen amatör" olarak tanımlanmış ve "profesyonellik ve bilimsel titizlik eksikliği" gerekçesiyle kınanmış olsa da, bu çalışma Penguin Books tarafından Penguin Classics serisinin bir parçası olarak seçilmiştir. Ancak neden bu çeviri tercih edilmiş? Belki de Romer, Budge'ın İncil'den etkilenilmiş bu kadansları kullanmasının, modern ingilizce bilen okuyuculara eski Mısır insanlarının bu metnin tamamını oluşturan büyüleri veya bölümleri okumasının ne kadar kutsal bir eylem oluduğunu aktarmaya çalıştığını öne sürmek istemiştir. Romer'ın da bahsettiği gibi, bu özel çeviri Batı kültüründe muhteşem bir yankı uyandırmış ve James Joyce'un deneysel romanı "Finnegans Wake"den (1939) Philip Glass'ın operasına kadar çoğu eseri etkisi altına almıştır. Ölüler Kitabı'nın bu baskısı yalnızca Romer'ın önsözünü değil, Budge'ın konuyu tanıtımı bakımından orijinal yaklaşımını da içermektedir. Bu durum gerçekten inanılmaz çünkü Budge, firavunlar dönemi Mısır'ı hakkında çok şey biliyordu ve Mısırbilimciler arasında uyandırdığı tüm bu olumsuz etkilere rağmen kendisi, modern okuyucuların eski Mısır dininin karmaşıklığını anlamalarına yardımcı olmakta oldukça başarılı bir akademisyendir. Örneğin başlangıçta Mısırlıların ruh kavramının, çoğu okuyucunun alıştığından çok daha karmaşık bir bağlama sahip olduğunu anlamak
Edebiyat
Ölüler KitabıE. A. Wallis Budge · Erasmus Yayınları · 201917 okunma
8/10
·368 syf.··
2024 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 19:26
Mısır Mitolojisi; Mısır Bilimci Geraldine Pinch'in Mısır hanedanlıklarına, tarihi metinlere,tapınaklarda bulunan kabartmalar ve yazıtlara değinerek; Mısır tarihini, kültürünü, mitolojik döngüyü ve anlatıların sembolik anlamlarını; anlaşılır ve yalın bir üslup ile işlediği, okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. İlk bölüm mitin tanımı, işlevi, Mısır kelimesinin anlamı ve coğrafi konumu ile bağlantısı, kronolojik sırası ile Mısır Hanedanlıkları, piramitlerin yapımı, Mitlere dair genel çerçevenin öğrenildiği Piramit Metinleri ile Sanduka Metinleri,bir babanın oğluna doğru davranmayı öğretmesi ve Etik konular ile ilgili Akil Metinleri, tanrılarla karşılaşan insanları işleyen yazılı ve sözlü öykücülük, asillerin ruhlarının öbür dünyada zengin bir yaşam sürmesine yardımcı olmayı amaçlayan el kitaplarından biri olan Ölüler Kitabı,Perslerin Mısır'ı işgali ve Yunan Tarihçi Herodot ve Mısır'a yönelik düşünceleri, Büyük İskender'in Mısır'ı bağımsızlığa kavuşturması ve İskenderiye kentini kurması, 2.Ptolemaios zamanında kurulan İskenderiye Kütüphanesi, Jül Sezar ile başlayan Roma dönemi, Yunan tarihçi Plutarkhos'un mitleri anlamak konusunda rolü işleniyor. İkinci bölüm mitolojik akışı tarihsel kayıtları temel alarak yansıtıyor. Başlangıçta Nun (Kaos) adı verilen Kadim sular vardı.Nun içinden çıkan Atum-Ra, tanrısallaştırılan zihinsel ve fiziksel özellikleri ile Shu ve Tefnut'u yaratır.Sonsuz tekdüzeliği simgeleyen Tefnut, yeryüzü ile bağlantısı olan Geb'i ve gökyüzü ile ilişkili Tanrıça Nut'u yaratır. Geb ile Nut birbirilerine sımsıkı sarılır. Aralarına hava ve ışığın girmesi ve yaşamın ortaya çıkması için; sonsuz değişimi simgeleyen Shu; Nut'u havaya kaldırır, Geb'i ise ayaklarının altına alır. Nut ve Geb'in birbirinden ayrılması; Tanrılar Osiris, Seth ve Horus ile
Mısır MitolojisiGeraldine Pinch · Say Yayınları · 2019178 okunma
Reklam
ATATÜRK ATEİST MİYDİ
10/10
·393 syf.··
Beğendi
·
2020 174. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2020 19:02
Bir insanın kendine karşı en büyük ödevi hakikati keşfetmektir. (#73093133) __________ En hoşlanmadığım hususların başında aklımla dalga geçildiği hissi yaşamak veya başka bir ifadeyle aldatılmışlık hissi yaşamak gelir. Bu hissi en çok yaşadığım hususların başındaysa Atatürk’ün şahsının ve onun icraatlerinin din ve laiklikle ilgili kısımlarının gizem bulutu arkasına saklanması veya kasıtlı/kasıtsız çarpıtılarak aktarılması gelir. Çünkü onun bu konudaki sözlerinin, yaptığı işlerin geçtiği ilk elden kaynaklara ulaşmak deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor. Eğer internet olmasa katiyen bu kaynaklara ulaşamayız. Böyle olunca onu sevenler başka sevmeyenler başka iddialarda bulunuyor ve her iki tarafta aslında gerçeği değil de kendi gerçeklerini yaratmaya çalışıyorlar. Örneğin, bir tarihçi defalarca basılan kitabında ve çıktığı televizyon programlarında Atatürk’ün, ordusuyla Filistin’e inerim dediği iddiasını ballandıra ballandıra dile getirebiliyor. Bu iddianın kaynağı olarak verdiği Hakimiyeti Milliye gazetesiyse iddianın geçtiği 1937 yılında yok! Sanırım üç yıl önce Ulus adını alıyor ancak bu gazetenin de o sene içinde hiçbir yayınında yine bu iddia yok. Ayrıca bu konu hakkında İçişleri bakanı Şükrü Kaya’nın falanca tarihinde Cumhurbaşkanına durumu haber ettiğini söylüyor lakin yine verdiği belgeye göre falanca tarihte değil, ondan birkaç ay öncesinde haber ettiği geçiyor ama Cumhurbaşkanına değil, Başbakanlığa haber ettiği görülüyor. Son olarak Atatürk’ün içinde tüm Hristiyan dünyasına adeta “adam ol, akıllı ol” tarzında verdiği bir demeci de yok. Olduğu rivayet edilmiş ve bu haber ta Hindistan’da bir gazetede de çıkmış. Bu tarz ortalıkta bir sürü haber, iddia dolaşır. Bunu Atatürkçü isimler çok yapıyor, bence amaçları halkın
Tarih
Din ve AllahDoğu Perinçek · Kaynak Yayınları · 201465 okunma