Osman sevimli

Osman sevimli

, bir kitap okudu
Puan vermedi·1254 syf.··
64 günde okudu
·
2025 12. kitabı
Bediüzzaman Said Nursî
9.7/10 · 6,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·68 syf.··
2025 11. kitabı
Bazı kitaplar vardır ki yılları, coğrafyaları aşar. Anton Çehov’un Altıncı Koğuş adlı eserided bunlardan biridir. Bir akıl hastanesinin duvarları arasında geçen bu öykü aslında koca bir toplumun hastalığını fısıldar bize. Delilik nedir akıl kime göre ölçülür sistem kimin sesini duyar? Çehov bu soruları 19. yüzyıl da somuştu. duyarsızlaşan insanların görevini unutan memurların sorgulayanların susturulduğu sistemin içten çürümeye başladığı bir düzenin aynasıdır. Doktor andreyi’in giderek deliliğe yaklaşan sorgulayıcı ruh hâl gerçeği dile getirmeye çalışan hakikatin izini süren ama kalabalıklar tarafından marjinal delirmiş aykırı diye yaftalanan nice insanın sessizliğinde yankı bulur. dr. Andrey sistemin dışına itildikçe içe dönüyor sorguladıkça yalnızlaşıyor. Sosyal medya çağında bile, düşüncelerini açıkça ifade edenler kolayca akıl dışı ya da tehlikeli ilan edilebiliyor. Aslinda bu da deliliğin bazen sistemin dışında kalmak bazen ise sistemin tam ortasında olmakla mümkün olduğunu gösteriyor. Malesef delilik çoğu zaman susanların değil fazla düşünenlerin kaderi oluyor. Ve ne yazık ki hâlâ Altıncı Koğuşlar var.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
. Deli ya da bir suçlu olduğunuzu söylediklerinde ya da kısacası etrafınızdaki insanların ilgisi bir anda üzerinizde yoğunlaşmaya başladığında, bilin ki artık çıkışı olmayan bir kısırdöngünün içine düşmüşsünüz demektir. İçinden çıkmaya çalışsanız da daha fazla kaybolacaksınız. Bu durumda pes edin, zira hiçbir insani çaba sizi bu durumdan kurtaramavacaktır.
Gerçi dürüstçe hizmet ettiğini söylemiyordu, ancak hizmet etmiş olan herkes dürüst olsun ya da olmasın, fark gözetilmeksizin emekli maaşlarını alıyordu. Bugünün adalet anlayışına göre rütbeler, nişanlar ve emekli maaşı kişinin ahlaki özelliklerine ve yeteneklerine göre değil, ne olursa olsun hizmet edip etmediğine bakılarak veriliyordu. Peki neden sadece kendisi bir istisna olmak durumundaydı?
Acıya karşı bağırarak, gözyaşlarımla cevap veririm. Yapılan alçaklıklara öfkeyle, iğrençliklere ise tiksinti duyarak tepki gösteririm. Bana göre bu, hayatın ta kendisidir. Bir canlı ne kadar basitse o kadar az duyarlıdır ve uyarılara karşı daha zayıf karşılık verir. Ne kadar gelişmişse, gerçekliğe karşı daha fazla duyarlıdır ve daha enerjik bir biçimde tepki verir.