Bu muazzam hazinenin üzerinde tembel tembel oturamayız. Böyle bir lüksümüz yok. Bize düşen, emanetimiz olan mirasımı-zı hayatın içinde yeniden yaşayan bir gelenek hâline getirecek donanıma sahip olmaktır. Zaten "gelenek" kelimesi "gelene-ek", yani eklene eklene büyüyen şeydir.
Yani incitirsen, aşağılarsan ya da zulmedersen sadece sosyal, siyasal, hukuki manada sorumluluğun olmaz; aynı zamanda Yaratan nezdinde ve varlık düzeni içinde bir sorumluluğun olur. Bu söz bize en yüksek metafizik referans-la insan sevgisini ve insanın nerede durması gerektiğini öğreti-yor. Anadolu irfan geleneği bu değerleri yüzlerce yıllık bir tecrübeyle şiirler, hikâyeler, destanlar, masallar, halk türküleri üzerin-den ortaya koydu.
Hayır. Hakikat arayışı, inşası, yolculuğu bitmez. Hakikatin derinlikleri, mertebeleri, dereceleri vardır. İstikamet üzere olduğumuzda derinleşme şansımız olur. Durduğumuz yer doğru ise aradığımız şeyi bulma şansımız var demektir. Bunun için bir duruşumuz olmalı.
Farklı tecrübelerin dünyasına açılmak bi-ze yeni ufuklar kazandırabilir. Ama tüm bunlar ancak kendinize ait bir duruşunuz, bir sabiteniz, demir attığınız bir limanınız varsa anlamlıdır. Aksi hâlde herkesin rüzgârına kapılan, suyuna giden bir nesneye dönüşürsünüz. İnsan bilmediğini, bildiklerinden hareketle öğrenir.