• Memlûk Sultanlığı'nın ortadan kalkmasi, Osmanlı Devleti'ne Asya kıtasında Suriye, Filistin ve Elcezire ile Hicaz'ı ve Afrika'da ise Mısır gibi mühim ve mamur bir kıtayı kazandırdı; ve Yavuz, Abbasî halifesinden hilafeti de alarak Islâm âlemi üzerindeki nüfuzunu artırdı.
    İsmail Hakkı Uzunçarşılı
    Sayfa 292 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
  • 336 syf.
    ·187 günde·10/10
    Ali Haydar Paşa’nın Hatıratlarıyla: Arap İsyanı

    Osmanlı yönetimi, Arabistan yönetimini ellerinde tutmak için ve Arap İsyanını başlatan Şerif Hüseyin’e karşı, Şerif Ali Haydar Paşa’yı 1916'da tayin etmişlerdir. Böylece Şerif Ali Haydar Paşa, son Osmanlı Mekke Emir’i olarak karşımıza çıkar. Ancak İngilizlerin desteklediği Şerif Hüseyin’e karşı Şerif Ali Haydar Paşa başarılı olamadı. 1866 ile 1935 yılları arasında 69 yıllık bir ömründe yaşadıklarını bir günlük tarzında yazarak ortaya çıkartmıştır. Türkçe olan bu günlüğü ikinci eşi İngiliz asıllı Sultan Fatma Haydar, İngilizceye tercüme ederek, aile dostları George Stitt’e gönderilerek gerekli eklemeler yapılarak neşrettirilmiştir. Alanında çok farklı bir yere sahip olan bu eseri çevirmen Yusuf Selman İnanç tarafından Türkçe’ye çevrilerek Kronik kitap tarafından yayınlandı.
    Şerif Ali Haydar, Sultan Abdülaziz döneminde İstanbul’un Nişantaşı’nda tarihi bir konakta dünyaya geldi. O dönemde dedesi Şerif Abdülmuttalip, Mekke Emiri olarak tayin edilmesini bekliyordu. Babası Şerif Ali Cabir, annesi de dokuz yaşındayken ölen güzel bir Çerkez hanımmış. Ali Haydar'ın ilk hanımı, Sabiha Hanım’dır. Bu hanımından Şerif Abdülmecid, Şerif Muhiddin Targan, Şerife Nimet, Şerif Muhammed Emin Bey ve Şerif Faysal Targan isimli çocukları olmuştur. Müslüman olan ikinci hanımı Fatma Hanımdan da Şerife Süfeyne ve Şerife Misbah adında iki kız çocuğu olmuştur. Ayrıca Şerif ailesinin hemen hepsi sanatla ilgilenirlerdi.
    Şerif Ali Haydar Paşa, adını pek fazla duymamışızdır. Bunun bir çok sebebi vardır. Özellikle kurulan Yeni Türkiye devleti ile beraber var olanı ortadan kaldırma/değiştirme faaliyetleriyle bir inkılap dönemi yaşandı. Yeni devletin, alt temellerini oluşturacak iki önemli alan var: Tarih ve Dil alanları. Kurulan Türk Tarih Kurumuyla, var olan tarih birikimi yeniden yazıldı. Halka; eğitim ve öğretim seferberliğiyle farklı/yeni bir bilgi, anlayış, bakış açısı verilmeye çalışıldı. Sancılı biçimde bir süreliğine, bu durum devam etti. Bu konuda Osmanlı Tarihi ret edilmedi, eğitimde Osmanlı Tarihi öğrenilme seviyesi, ihtiyacı azaltıldı. Tamda bu konuda Şerif Ali Haydar Paşa ve bu padişaha benzer şahsiyetler; gündelik hayattan ve devletin müfredatında az anlatılma ihtiyacı gerek duyuldu. Bu ismin bilinmesi için Ortadoğu yada Arap İsyanı konularında okumaların yapılıp, eğitimin alınması gerekli oldu.

    Şerif Ali Haydar’ın günlüklerine baktığımızda ilk çocukluk yıllarından, dedesi Şerif Abdülmuttalip’in üçüncü kez Mekke Emiri tayin edilmesiyle Mekke’ye yolculuğu, okul günleri ile başlayıp gençlik, evliliği ikinci bölümden devam eder. Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Harbi ne kadar oradan da Şerif Hüseyin’e karşı mücadelesi ve ömrünün son yıllarına kadar devam eder.

    Stıtt, bu kitabın anladım konusunda günlüklerde anlatılan konuları öncesinden açıklık getirir. Yer yer günlüklerin aralarına girerek bütünlük sağlamaya çalışır. Böylece anlatım gücünü arttırarak, sade bir üslup kazandırır. Bütün bunlar, bir Şerif ve Osmanlı padişahın gözünden padişahlardan Abdülmecid, Abdülaziz, II. Abdülhamit, Sultan Reşat ve Sultan Vahdeddin dönemlerini öğrenme Balkan, Birinci Dünya Savaşı ile Arap İsyanlarını anlama konusunda birinci derece bir kaynak haline gelir. Bütün bu olaylardan sonra 1935’e kadar ortaya çıkan yeni devletleri kavramamız konusunda yardımcı olacaktır.

    Şerif Ali Haydar Paşa’nın ömrünün son dönemlerine baktığımızda, çok zorluklar içinde geçtiğini görmekteyiz. Bir hanedan içinde bir çoğu İngilizlerin sömürge topraklarına yönetici oluyorlarken, Ali Haydar Paşa’nın düşmanla olmadığı için Barut’ta fakirlik içinde son yıllarını yaşamıştır. Öyle ki fakirlikten satacak bir şeyi kalmadığında üstündeki rozetleri mücevher zannedip, satmak istediğinde renkli cam parçaları olmasından başka bir şey değildir.

    Çözülen Ortadoğu’da yükselen ve yıkılan Portreler: bu konuya dair portre analizi yapmak, çok meşakkatli bir iştir. Bu zor işe yeltenmek, cesaretle başlayıp bir ömre sığacak sabırlı bir yolda ince ince yürümek gibi bir şeydir. Ancak biz elimizde ki Şerif Ali Haydar Paşa’nın hatıratını/günlüğünü baz alarak portre kısmını incelemeye çalıştığımızda Ali Haydar Paşa, Fahrettin, Cemal ve Muhiddin Paşalara karşı, Serif Huseyin ile İngiliz ajan T. E. Lawrence başta olmakla Edmund Allenby, I. Faysal ve Şerif Hüseyin’in oğlu Abdullah ile mücadele ettiler. Şerif Ali Haydar Paşa, Osmanlıya sadık bir insandı. Kendi ailesinden bazıları böyle sadık iken bazıları ise Osmanlıya ihanet ederek İngilizlere bağlı, Ortadoğu’da krallık kurmuş ve günümüzde de bir çok krallıkların devam etmesine sebep olmuştur.

    Mekke Emirliği, kavramına değinmek istediğimizde kendine has belli özellikler taşımaktadır. En başta Mekke’nin yönetim, güvenlik, asayiş gibi görevlerle en iyi biçimde bir yönetim birimidir. Bu özelliklerin yanında başka bir özellik ise Sevgili Peygamberimizin (sav)’in mübarek soyuna kadar gitmektedir. Bir anlayış/gelenek/kanun olarak tarih boyunca merkez Mekke, sonra Medine ve Hicaz Bölgesini Sevgili Peygamberimizin(sav); soyundan gelenlere verilir ve o kişilerin hakkıdır. Mübarek soyu, torunu Hz. Hasan'dan gelenlere Şerif, Hz. Hüseyin’den gelenlere ise Seyyid denilmektedir. Osmanlı'nın Hicaz bölgesinin yönetimi I. Selim’in Memluklerden bu toprakları almasıyla başlar. Osmanlı I. Dünya Harbi ne kadar Hicaz topraklarını koruyup, yönettiler.

    Arap Hayali yada İngiliz Oyunu: Büyük Arap Devleti

    Osmanlı Devleti, güçsüzleştiği ve denge politikası izlediği bir dönemde kendi sınırlarını ve varlığını korumaya çalışmıştır. Bu denge politikası ile çok uzun süre varlığını devam ettirmeyi başarmıştır. Ancak dünya siyasetinde yaşanan olaylar bazı devletleri birbirine yaklaştırırken, bazı devletleri de birbirine yaklaştırılmıştır. Ali Haydar Paşa’nın hatıratında da siyasi olaylar çok güzel bahseder. Reval görüşmesine baktığımızda İngilizler, Rusların Osmanlı üzerindeki hakimiyet ve çıkarlarına izin verme kararı almışlardır. Bu karar, Osmanlı’nın denge politikasını da çok önemli değişimlere sebebiyet vermiştir. Elbette bu değişim durup dururken ortaya çıkmamıştır. İngilizlerin çıkarlarını tehlikeye koyacak yeni ve güçlü bir devlet ortaya çıkmıştı, o da Almanya’ydı. Birinci Dünya Harbine kadar, Osmanlı ile Almanya yakınlaşması gerçekleşecekti. Reval görüşmesinden 6 yıl geçtikten sonra Birinci Dünya Harbi’ne Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa katılır.

    Birinci Dünya Harbi’ne büyük/temel sebebiyet olan İngiliz ve Alman sömürge mücadelesinde, Osmanlı da büyük bir zarar görmüştü. Dahası Osmanlı'nın yıkılmasına sebebiyet verdi. İslam coğrafyaların Osmanlı Halifeliği etrafında toplanma amacıyla ne kadar mücadele edildiyse de Arap İhaneti/İngiliz Oyunlarıyla bu gerçekleşemedi. İngiliz ve Alman sömürge mücadelesi, jeopolitik öneme sahip Ortadoğu’ya kayınca bu mücadele İslam Coğrafya üzerinde devam etti. “Büyük Arap Devleti" İngiliz yalanıyla/kandırmacasıyla, Osmanlı’ya ihanet/coğrafyanın parçalanmasına sebep oldu. Keza bu parçalanma düzen üzerinde kurulup; sükuneti, huzuru getirecek bir parçalanma değildi. Huzursuzluğu ve yıkımları getirdi. Büyük ihanetlerin acısı, durmayacak bir pişmanlığın başlangıcı da olmuştu. “İngiliz Oyunu"n kuklası olan Şerif Hüseyin, Kıbrıs da son günlerinde vicdanın sesiyle, pişmanlık ve azap için de olduğunu dile getirir. Çünkü İngilizler sözünde durmayarak, vaat ettikleri “Büyük Arap Devleti” değil de Fransa ile paylaştığı bir çok bölünmüş sömürge krallıklarını oluşturdular, üstüne de bir İsrail devletini kurdular.

    Yakın Dönem Ortadoğu Tarihi, günümüze kadar gelen ve devam eden cereyanların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi yapılarının içinde bulunduğu durumlarının oluşturmasıyla; geleceği de etkileme gücüne sahiptir. Biz Ali Haydar Paşa’nın bu hatıratı ile o dönemin önemli kişilerin hatırat, günlük tarzlarda yaşanmış tarihi belgelerin ışığında, karanlık Ortadoğu Tarihi’nin aydınlata biliriz. Alanında nadir bir eser olan bu kitap, analiz çalışmaları konusunda ağırlığı olan bir hatırattır. Böyle sadık, haklı bir duruşa sahip ve bu duruşun bedellerini ödeyen Ali Haydar Paşa’nın emin olmamamla beraber günümüze gelen tek eseri olabilir.

    Şerif Ali Haydar Paşa, Son Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa Anlatıyor, Çev. Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, Haziran 2018.

    Yunus Özdemir.
  • 380 syf.
    ·21 günde·Beğendi·10/10
    Bir tarih üstadı Halil İnalcık'tan Osmanlı Devletinin Klasik Çağı üzerine derin ve bir o kadar objektif bir çalışma...

    Osmanlı Devleti'ni ele alırken; devletin oluşan dinamiklerini, döneminin tasvirini ve geleceğe etkisini bir araya getirmek gerekmektedir. Halil İnalcık bu etkenleri bir araya getirerek geniş bir bakış acısıyla Osmanlı Devletini ele almaya çalışıyor.

    Tarihi birikimini yakinen bildiğimiz hocaların hocası İnalcık, başta siyasi, sosyal ve ticari boyutları olmak üzere Osmanlı Devletini her yönüyle işlemeye çalışıyor.

    Devlet yönetimi, stratejik yönelim, savaşlar, iktisadi boyut, dini grup ve tarikatlar, ticaret yolları, kent oluşumları, askeri birlikler olmak üzere devlet yönetim birimlerine detaylı olarak değinmektedir.

    Kitabın ortasında ayrıca günümüz topkapı resimleri ile minyatür Sultan, asker tasvirleri gibi Osmanlı döneminin belli başlı tasvirlerinden de bir seçki sunuluyor.

    Kaynakça, ekler, sözlük gibi başlıklardan müteşekkil oldukça geniş bir ek bölümü dikkatleri çekmektedir. Yıl yıl Osmanlı Devletinin önemli olayları da özet olarak bu ek bölümde yer almaktadır.

    Osmanlı Devletini merak eden herkesin okumak zorunda hissetmesi gereken bir bilgi ve birikimi size yansıtmasıyla eseri başucu bir eser olarak değerlendirebiliriz.
  • Önsözden bir alıntının iyi bir inceleme olabileceğini düşünerek kitabı bitirmeden eklemek istedim.


    Böyle bir kitabı okuma hayali, küçüklükten beri aklımda vardı. Henüz yazılmadığını görünce ileride yazılacağını düşünürdüm, "İleride” de yazılmadığını görünce biriktirdiğim malzeme ile bir "Türk askerî kültürü” kitabı yazma fikri doğdu. Fakat daha sonra işin büyüklüğünü görünce zaman zaman kendimi geri çektiğim oldu. Kendimi yeterli görmediğim, Türk askerî tarihi ve kültürüne hâkim olmadığım için böyle bir kitaba başlamamam gerektiğini düşündüm. Kitaba başlama sebebim ise artık kendimi yeterli görmem, alana hâkim olmam değil, hiçbir zaman hâkim olamayacağımı kabul etmemdir. Yazma aşamasına geçmeden hemen önce tekrar hata yaptığımı fark ettim ve bu kitabı tek başıma yazmamın doğru olmayacağına, alanın uzmanlarıyla birlikte bir çalışma yapmam gerektiğine kâni oldum. Kendim de biriktirebildiklerimi ve önerilerimi genel bir giriş yazısı ile kitabın başına eklemeye karar verdim. Ardından bu kitap çalışması fikrini kitabın diğer yazarlarına açtım. Bundan çök sene evvel bu fikri ilk açtığım kişi Prof. Dr. İlber Ortaylı Hoca oldu. Önemli bir eksiklik olduğunu söyleyerek teşvik etti ve beni kırmayarak bir de "kitap bölümü” lütfetti. Ardından Prof. Dr. Feridun Emecen ve diğer hocalarımızla görüştüm. Her biri memnuniyet ve desteklerini belirtince, birbirinden kıymetli 30 adet kitap bölümü lütfetmiş oldular. Zamansızlıktan, vefattan veya başka sebeplerden dolayı yazamayan kıymetli isimler de oldu. Bunlardan birisi de, bu satırların yazarı üzerinde en büyük emeği olan kişilerden biri olan Merhum Hocam Prof. 'Dr. Semavi Eyice'dir. Kendisi sağlığı el vermediği ve ömrünün son zamanlarında yaşadığı bazı başka sorunlarından dolayı Diş Cebehane üzerine yazmayı düşündüğü makaleyi yazamadan Fatih Camii'nin haziresine sırlandı. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.
    A. Sefa Özkaya

    Makaleler;
    1 KÜLTÜR TASNİFİ VE TÜRK ASKERÎ KÜLTÜRÜNE GİRİŞ
    ; A. Sefil Özkaya
    2 TÜRK ASKERÎ TARİHİNİN BAŞLANGICI: HUN ORDUSU
    ; Ahmet Taşağll
    3 KÖK TÜRKLER VE UYGURLAR ÇAĞINDA TÜRK ORDU TEŞKİLATINA UMUMÎ BİR BAKIŞ
    Saadettin Y. Gömeç
    4 TÜRK HAKANLIĞI (KARAHANLILAR) ORDUSU
    Ömer Soner Hunkan
    5 GAZNELİLERDE DEVLET VE ORDU
    M. Hanefi Palabıyık
    6 MEMLÛK DEVLETİ'NDE ORDU TEŞKİLATI
    Cüneyt Kanat
    7 BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ'NDE ORDU
    Salim Koca
    8 GELENEK VE DEĞİŞİM ARASINDA TÜRKİYE SELÇUKLU ORDUSU
    Erkan Göksu
    9 OSMANLI ÖNCESİ TÜRK DENİZCİLİK FAALİYETLERİ
    Burak Gani Erol
    10 OSMANLI ORDUSUNA GENEL BIR BAKIŞ
    İlber Ortaylı
    11 KLASİK DÖNEM OSMANLI ASKERÎ TARİHİ ÜZERİNE YENİ BAKIŞLAR
    Feridun Emecen
    12 OSMANLI DEVLETİ'NİN ASKERÎ TEŞKİLATI
    Abdülkadir Özcan
    13 AKDENİZ DÜNYASINDA KLASİK DÖNEM OSMANLI DONANMASI
    İdris Bostan
    14 YAKINÇAĞDA OSMANLI BAHRİYESİ
    Ali Fuat Örenç
    15 ONALTINCI YÜZYILDA OSMANLI İSTİHBARATININ
    KURUMSAL YAPISI
    Emrah Safa Gürkan

    16 TÜRK ASKERÎ GELENEKLERİ Salim Koca
    17 ŞEHİR KUŞATMAIARINDA COĞRAFYANIN ROLÜ

    Metin Timcel
    18 OSMANLI'NIN BÜYÜK KALESİ VIDIN'DE ASKERÎ LOJİSTİK
    UNSURU OLARAK "OT” Mahir Aydın
    19 OSMANLI ORDUSUNUN SAVAŞ HAZIRLIKLARI VE SEFER ORGANİZASYONU
    M. Yaşar Ertaş
    20 YENİÇERİ OCAĞI'NIN KISA BİR TARİHÇESİ
    Mert Sunar
    21 TÜRK ASKERİ DÜŞÜNCE GELENEĞİ Cevat Şayin
    22 TÜRK KÜLTÜRÜNDE ATIN ÖZELLİKLERİ VE EĞİTİMİ
    Mesut Şen
    23 TÜRK ASKERÎ MİMARLIĞI
    Sevgi Parlak

    24 TUĞDAN MEHTERE: TÜRKLERDE GELENEKSEL ASKERÎ MÜZİK Erhan Tekin
    25 OSMANLI DEVLETİ'NDE ASKER HEKİMLİĞİ Nil Sarı
    26 TÜRKİYE'DE DENEYSEL VE DİJİTAL TARİHÇİLİĞİN GELİŞİMİ içiN BİR STRATEJİ ÇERÇEVESİ
    Kahraman Şakul, Yunus Uğur, Abdülhamid Kırmızı
    27 ORDULAŞAN MİLLET: TÜRKLER-BİRİNCİ DÜNYA HARBİ'NDEN TÜRK İSTİKLÂL MÜCADELESİNE UZANAN SÜREÇTE ORDU-MİLLET DAYANIŞMASI
    Zekeriya Türkmen
    28 TÜRK ORDUSUNUN "ÖRGÜT KÜLTÜRÜ-GRUP YAPISI VE UYMA DAVRANIŞI" KAVRAMLARI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ
    Yasin Şehitoğlu
    29 SAVAŞIN EVRİMİ VE GELECEKTE TÜRK ORDUSU
    Metin Gürcan
    30 BALİSTİK FÜZELER, BALİSTİK FÜZE TEHDİDİ VE BALİSTİK FÜZE SAVUNMA SİSTEMLERİ
    Hakan Kılıç
    OSMANLICA YAYIMLANAN ASKERÎ SÜRELİ YAYINLAR BİBLİYOGRAFYASI
    (1828-1928) Selahattin Öztürk
  • 232 syf.
    ·43 günde·Puan vermedi
    Tarihe olan ilgim dolayısıyla hediye edilip okumaya başladığım bir kitap.Kitap anlatım tarzı olarak diğer kitaplara hiç benzemiyor ve çok tanınan biri tarafından kaleme alınmamış olmasına rağmen bilgi açısından ve ayrıntılı tarih bilgisi sevenler tarafından sevilecegini düşünüyorum.Kitap bana bildiğim bazı tarihi bilgilerin bakış açısı tarafından dolayı yanlışlığını öğretti, diyebilirim.Yavuz Sultan Selim bir kitap ile anlatılacak bir şahsiyet değil kesinlikle.Yaptıkları Osmanlı Devleti açısından çok önemli ve ilerleyişini ciddi manada etkilediği kanısındayım.Bu kitabın bana en büyük kazancı olarak "Tâcü't-Tevârih" kitabını, kitabın genelinde alıntılayarak bu kitap hakkında bilgi sahibim olmam.İyi okumalar dilerim,esen kalın.
  • Balfour Deklarasyonu'na giden yolda, Kudüs için işleyen planın önündeki en önemli engel Osmanlı Devleti idi. Bu nedenle artık ortadan kaldırılması ya da Anadolu'ya hapsedilerek güçsüzleştirilmesi gerekiyordu. Bu planı da en iyi işletecek kişi aslında o zaman hükümette yer alan David Llyod George idi.
  • 208 syf.
    ·Beğendi·10/10
    işte karşımızda teşkilat kitaplarından biri daha!
    orkun uçar ve saygın ersin 2007 yılında yazmış.

    bir kitabı okurken önce kapağını, arkasını, iç sayfalarını
    yayım ekibini, önsözünü, ilk yayın tarihini özellikle incelerim.

    kitabı doğru değerlendirmek için yazarın hangi psikoloji
    ile yazdığını, o günün şartlarını özellikle bilmek isterim.

    bu yüzden bu kitabın metal fırtına'dan
    birkaç yıl sonra çıktığını ilk olarak belirteyim.

    her zaman diyorum, metal fırtına kitaplarını
    roman olarak değil, siyasi ve biraz da
    askeri açıdan okumak gerekir.

    bu arada yazarın paralel metal fırtına serisinin
    beşinci kitabı çıkmış. güya tüm serileri okumuştum,
    ne ara nasıl çıktı 2 yıldır nasıl gözümden kaçmış hayret!
    hemen sepete ekledim. 420 sayfa olmasından
    içinin dolu olduğunu tahmin ediyorum.

    gelelim teşkilat meselesine...

    selman kayabaşı, oktan keleş, erol elmas gibi isimlerin
    "teşkilat", "börü budun", "ay yıldız teşkilatı" gibi
    daha önce farklı başlıklarda benzer konuları işlediklerini görmüştük.

    yaklaşık 15 yıldır birçok yayınla gözümüze sokulan
    bu örgüt hakkında yapılan yorumlardan biri şöyleydi:

    "teşkilat yeniden bilinmek istiyor!"

    kitap siyasi kurgu roman olmakla birlikte son cümlesi şöyle:
    "acaba bu sadece bir roman mı?"...

    bir genç hayattan ümidini kesmişken kendisini
    birtakım gizli operasyonların içinde bulur.
    epey aksiyon yaşandıktan sonra "erkân" adlı bir teşkilata ulaşır...

    diğer teşkilat kitaplarıyla birlikte değerlendirirsek
    farklı yayınlarda tanıtılan bu dünya çapındaki gizli
    türk teşkilatının benzer vasıflarla anlatıldığını görebiliyoruz.

    kitapta erkân teşkilatını şöyle tanıyoruz:

    * erkân teşkilatı, tarihteki türk devletlerinin
    kurucu ve koruyucu unsurudur.
    * genel olarak türkmenlerden oluşur.
    * osmanlıyı ve türkiyeyi kuran bu teşkilattır.
    * tarihteki bazı ünlü isimler bu teşkilatın yöneticilerindendir.
    * "ottoman" deyiminin aslı osman değil, türkmenlerdeki "ataman"dır.
    * fatih sultan mehmet bu teşkilatı farketmiş ve
    [muhtemelen yanlış bir anlaşılma sonucu] yok etmek istemiş.
    bu yüzden teşkilat yeraltına çekilmiş.
    * başka kaynaklarda belirtildiğine göre 2000 yıllık bu teşkilat
    genel olarak günlük siyasete karışmayıp
    halkın çoğunluğunun istediği yönetim şeklini destekler.
    çoğunlukla da yeni bir türk devleti kurulacağı zaman ortaya çıkar.
    * mevcut türkiye cumhuriyeti devleti osmanlı imparatorluğundan sonra
    "yeni küresel türk imparatorluğu"na geçiş devletidir.
    * erkan teşkilatının yanında masonlar çocuk,
    tapınak şövalyeleri delikanlı seviyesindedir.
    diğerleri acemi bile sayılmazlar.
    * abdülhamid gizli yıldız istihbarat örgütü sayesinde
    erkan'a ulaşmış ve onlarla anlaşıp birlikte çalışmış.

    diğer kaynaklarda belirtildiğine göre bu teşkilatın geçmişinde
    farklı yetki seviyelerine göre nizamülmülk, ahmet yesevi,
    mustafa kemal, abdülhamid gibi görevlilerle çalışılmıştır.

    özellikle son padişahlarımızın görevi osmanlı'yı korumak değil,
    geçiş devleti kurulana kadar düşmanları oyalama taktiği gütmek olmuştur.

    yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabı da roman olarak değil
    siyasi ve tarihi açıdan değerlendirmek şart.