“Soygun” İskender Pala'nın dili hem zengin hem de her seviyeden okuyucunun rahatlıkla anlayabileceği bir akıcılıktadır. Osmanlıca kelimeleri ve dönemsel tabirleri kurgunun içine öyle güzel yediriyor ki. Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı dönemlerinden birinde geçer. Sultan II. Mahmud tahttadır ve Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından biri olan Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (Vaka-i Hayriye) henüz yeni gerçekleşmiştir. İstanbul, bir yanda yenileşme sancıları diğer yanda ise isyanların, karmaşanın ve saray içi güç mücadelelerinin gölgesinde karanlık ve puslu günler yaşamaktadır. Bu büyük siyasi karmaşanın ortasında, Topkapı Sarayı'nın en mahrem ve en sıkı korunan yerinden imparatorluğun en değerli hazinesi olan Kaşıkçı Elması'nı çalmak üzere gizli bir plan yapılır. Kimsenin tahmin etmediği, her ne kadar kusursuz bir plan olarak da tasarlanmış gibi olsa da kimsenin beklemediği bir son bekliyor hırsızları ve biz okuyucuları…
️2. Mahmut zamanı, Vaka-i Hayriye'nin yaşandığı zamanlar, zindanda bir müderris, arastada bir mücellit, Kapalıçarşı'da bir elmastıraş, bir cündi, bir de hırsız ama gönül hırsızı; dünyanın en göz alıcı mücevherinin peşinde.
️Her zamanki gibi İskender Pala'nin kalemine hayran oldum. Kitap resmen bir sarmal gibi bir bölümün bittiği cümleden diğer bölüm başlamış ve sanki sona geldiğinde tekrar başa döndük. Her karakter, içinde hazineler saklayan bambaşka bir kuyu. Özellikle aşık hırsız çok hüzünlü. Son sayfalarda gözlerim doldu ve çok şaşırdığım olaylar yaşandı. Gerçekten kitabı çok sevdim ve çok sayıda Osmanlıca kelime ekledim heybeme. Ve sanırım bu kitapta İskender Pala'nın oğlunun da desteği var. Galiba yerini oğluna bırakacak üstad. #okudumbitti
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
'Modern Tutiname ': UZAKLARIN ŞARKISI kitap incelemesi:
Yazar: Kaan Murat Yanık
Boğaziçi kitap kulübü 'Okur Yazar Buluşmaları' etkinliklerimiz kapsamında görevli olduğum Şiir Müzesi'nde ikinci olarak yazar Kaan Murat'ı Yanık'ı ağırladık.
Aslında muhitimizin güzide okullarından bir ilkokulun kitap okuma grubuna bizler de ev sahipliği yapmaya çalışarak yine kardeş kulüp dayanışması yaşamış olduk. Tüm üyelerin, kitap kurtlarının ilgisine sağlık.
KONU: Hayatın önceki dönemlerinde acılar yaşamış roman yazma hayali ile yanıp tutuşan bir Bünyamin karakteri var günün birinde Kars'a gider ve uzlet'e çekilir yalnız kalmak ister bu süreçte o yörenin insanları ile kurmuş olduğu ilişkiler sonucunda ilginç olaylarla karşılaşır kitabın seyri asıl buradan sonra başlar. Hint ve Doğu ezgileri motifleri fantastik karakterler hayal ve halüsinasyonlar rüyalar insanı sorgulatır.
Gabriel Garcia Marquez’in başlattığı büyülü gerçekçilik akımını yansımalarını fazlasıyla gördüğümüz bu romanda belki yazar için yerli Marquez diyebiliriz. Binbir Gece masalları gibi bir kurgusu var çünkü öte yandan Türk yazarlardan da etkilenmiş Gulyabani ya da evrensel, yazarlar Koku, Yüzyıllık Yalnızlık gibi... Bu noktadan sonra roman karakterimiz Besti Nineyle karşılaşır ve bu noktada sonra roman daha akıcı hale gelir ve ninenin gizemli evinde 260 yaşında bembeyaz tüylü bir papağan çıkar adı Zencefildir. Yaşlı ve bilge bu papağan, büyülü gerçekçiliği kapılarını aralar. Binbir Gece masalları tadında diyebileceğimiz bir dünyanın içine bizi sokar.
Papağan Zencefil ve Gül badem karakteri Hindistan Yeni delhi'den İstanbul'a sürgüne giderler. Dolayısıyla 18. yüzyıl Osmanlı'daki Lale devri'ni ve İstanbul'un günlük hayatını insanlarını eserde görürüz.Şarkılara da metaforik göndermeler atıflar yapılır sessiz gemi
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,796 okunma
Anlaması biraz zor olsa da derin düşüncelere daldıran akıl yürüten ve mantıklı cevaplar veren sohbet tarzında nadir bir eser. Osmanlıca kelimeler ağırlıklıdır. Ağır ağır okumak gerekir . Kafa yormak ufku genişletmek hayali zorlamak hem felsefe hem İslam alanında kafanıza takılan sorulara güzel cevaplar verir. Dönüp bir daha okumak isteyeceğim kitaplar arasında. Ben eski basım okudum bir daha okusam yeni baskı tercih edeceğim inşaAllah.
Osmanlıca metin günümüz Türkçesi ile yazılmış olsa daha iyi olurdu altta kelimelerin anlamını vermişler çok bölünerek okunduğu için zevk alamadım okurken içeriği de beklentimi karşılamadı.
Biraz Farsça öğrendi iseniz, daha doğrusu Gülistan’ı Farsça okuyup anlayabilecek kıvama geldiyseniz, sadece metinden ibaret kitabı kenara koyun ve buna başlayın. Gülistan’ın Farsça metni, okunuşu, neredeyse kelime kelime izahı ve nihayetinde ilgili cümleden maksadın ne olduğunun beyanı ile fevkalade bir şerh vücuda getirilmiş. Kâğıt ve cilt de gayet kaliteli. Farsça, Osmanlıca ve Arapça ile ilgilenenlere ve bilhassa edebiyat talebesine tavsiye olunur.