Kitapta karakterimiz Claire zaman yolculuğu yapıyor ve bir anda kendi zamanından 200 yıl öncesine 1743 yılına gidiyor. Öncelikle biraz zaman yolculuğu ve kitapta bunun işlenişi hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Birçok kişi zaman yolculuğu yapmak,geçmişe gitmek; balolara, saraylara, krallıkların içine girmek istediğini görürüz ve bununla ilgili yazılan birçok kurgu var. Kitapta ise geçmişe gıden bir insanın başına o kadar çok bela açılıyor ki. Özellikle bir kadın geçmişe gittiğinde bir ailesi,adı,unvanı yoksa bazen bunlar olsa bile birçok şiddete, tacize, tecavüze maruz kalıyor. Kendi dönemine kıyasla büyük bir acımasızlık, şiddet ve adaletsizlik var. Kitapta tüm bunlar acı bir gerçeklikle anlatılmış.
Kitapta kendimizi 1743 yılında İskoçya'sında klanlar ve onların mücadelelerini, yaşam koşullarını Claire'in gözünden okuyoruz. Tarihi,dönemin koşullarını anlatmasını çok sevdim. İskoçya ve Britanya savaş öncesini, Jakobit isyanlarını halkın bir kısmının Prens Charles desteğini tüm bu süreçler hakkında bilgi sahibi olmayı ve bu konuda yeni şeyler öğrenmeyi sevdim.
Claire'in bir yanda kendi dönemindeki eşi Frank ve bir yanda İskoçya'da önce anlaşmalı bir evlilik olarak başlayıp zamanla aşka dönen eşi Jaime arasında kalması da çok güzel işlenmişti. İki elinde iki evliliğinin de alyansını taşıması ikisinden de kopamaması. Başlarda sürekli Frank'a gitmek için her yolu denemesi. Vicdanıyla kalbi arasında kalması insana kendini Claire yerine koyup ben ne yapardım sorgulaması yaşattırıyor.
Claire Jaime aşkına geldiğimizde ikisinin önce arkadaş olup beraber bir sürü macera atlatıp sonra kendilerini bir evlilik içinde bulup gitgide daha kuvvetli bir şekilde birbirlerini sevmeleri çok güzel anlatılmıştı. Tüm zorluklar yaşadıkları korkunç şeylere rağmen birlikte bir yolunu