“...
Gün ışığının ulaşamadığı köşesine geçti odasının. Düşüncelere daldı yine. Gözünü kapattı ve fikir tohumlarını büyüttü. Öyle karanlık, öyle kasvetliydi ki o köşe, ışık bile oraya uğramak, yüzünü görmek istemiyordu. Bir zamanlar bembeyaz olan duvarlar, düşünceleri kadar siyahtı şimdi. Yer yer rutubet kokusu kıyafetlerine işlemişti. “Nasıl?”Nasıl olur da insanlar düşündüğü şeyleri düşünmezlerdi? Bir sonraki günlerini, kariyerlerini planlarken aynanın karşısına geçip iki dakika bile düşünmezlerdi? Kafasını son kez duvara vurdu ve onu diğerleri gibi yaratmayan, düşünmesini sağlayan tanrıya bir kez daha, ilk olmadığını ve son da olmayacağını bilerek, lanet etti...”
-ofq