Öykü

Öykü
@oykuli
O Eylül geliyor aklıma: Üveyik Atlanta Kelebeği Sarı Hasat Turuncu Gece. "Seni seviyorum" dedin. Neden birbirimize söyleyebileceğimiz en sıradan şeyi duymayı bu kadar çok isteriz hâlâ? Bu her zaman bir alıntıdır. Onu ilk söyleyen ne sensin, ne benim, yine de sen söylediğinde ve ben söylediğimde, keşfettikleri iki kelimeye tapınan barbarlar gibi oluyoruz. Ben taptım onlara ama şimdi, kendi bedenimden sökülüp alınmış bir kayanın üzerinde yalnızım.
Reklam

Öykü

, bir kitap okudu
7/10
·192 syf.·
5 saatte okudu
·
2020 5. kitabı
John Berger
8.5/10 · 700 okunma
Yaşlanmak insana dayanıklılık getirir -yılların zalim hediyesi.
Hiçbir yöntem mükemmel değil, dedi, ama mükemmellik daima sevimsizdir. Asıl kusurları severiz biz. Ondan ayrıldıktan sonra senin sağ bileğinin üzerindeki yara izlerini düşündüm. Yanık izleri. Kusurlar. Sende fark ettiğim ilk ayırıcı işaret onlardı. "Ayırıcı İşaret" tuhaf bir laf değil mi? -Polis kayıtları ve laboratuvar testleri için bulunmuş-Bileğindeki yara izleri gözümün önünde. Geçen yılları düşünüyorum. Bütün hatalarım ve kusurlarım içinde en çok hangisini seviyorsun?
Umutla beklenti arasında büyük fark var. İlk başta süreyle ilgili olduğunu düşünmüştüm, umudun daha uzaktaki bir şeyi beklemek olduğunu. Yanılmışım. Beklenti bedene ait, umut ise ruha. Fark bu. İkisi birbiriyle temas ediyor, birbirini tetikliyor ya da yatıştırıyor ama her birinin hayali farklı. Bir şey daha öğrendim. Bir vücudun beklentisi bir umut kadar uzun sürebilir. Seninkini bekleyen benim vücudumun mesela.
Reklam