herkes kendisi için yaşıyordu. tanrı’ya, iyiliğe ait sözler yalandı. arada bir Katyuşa, niçin dünyanın bu kadar kötü olduğunu, niçin herkesin kötülük ettiğini, acılar içinde yaşadığını düşündüğü oluyordu. ama bunları düşünmemek gerekti. pek canı sıkılınca, ya bir sigara tellendiriyor, ya da bir kadehçik atıyor ya da en iyisi, bir erkeğin koynuna giriyordu. böylece her şey geçip gidiyordu.
insanın 15. yaş gününden tam bir gün önce yaşamının aslında bir rüya olduğunu anlaması ne acı! tıpkı rüyada piyangodan milyonlar kazanıp ikramiyeyi almak üzereyken uyanıvermek gibi..
..her şeyin doğru olduğunu söylemekle karşıt kesinlemenin de doğru olduğunu kesinleriz, bunun sonucu olarak da kendi savımızın yanlış olduğunu. her şeyin yanlış olduğu söylenirse bu kesinleme de yanlış olur. yalnız bizimkinin karşıtı olan düşüncenin yanlış olduğu ya da yalnız bizimkinin doğru olduğu bildirilirse, o zaman da sonsuz sayıda doğru ve yanlış yargıyı benimsemek zorunda olduğumuzu görürürüz. çünkü doğru bir kesinlemede bulunan kimse, aynı zamanda onun doğru olduğunu da söylemiş olur, bu böylece sonsuza kadar gider.