hepimiz biraz deliyiz
10/10
·231 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:16
Bu incelemeye biraz geç kalmış gibi hissediyorum cunku genelde kitabi okudgum gibi yazardım incelemeyi ama alıntı eklemekten şimdiye kaldi.Kitapta kesinlikle harika alıntılar vardi hangisini paylasacagimi secemedim. Her neyse kitabi anlatacak olursam kitap Ruth'un kız kardeşi için nedensizce endişelenmesi ve bu endisesini gidermek icin çocukluk arkadaşı Miss Marple'i kiz kardeşinin yaşadığı Sonygates'e gondermesiyle başlıyor. Bahsedilen kiz kardeş Carrie Louise biraz fazla İdealist,kocası da böyle olduğu için tahmin edin Sonygates'te bunların neyi var?Neyi olacak.Genç yaşta suca suruklenenler için bir islah evi.Yani bildiğiniz tımarhane artı yetimhane artı okul artı vakıf birleşimi bir şey.200 tane suclu cocukla yan yana yasadiginiz dusunun. Her neyse Marple buryaa geldiginde pek bir sorun gorwmiyor.Yani bir dunya deli ile ayni masada yemek yedigini saymazsak.Yani cidden herkes kacikti kitapta.Cinayet hemen islenmiyor,baya bir atmosfere alsinca oluyor.Cinayeti anlatmayacağım,kendiniz yaşayın istiyorum okuyarak. Bu kitaba gerçekten kalbimi bıraktım.Çok mukemmel otesi bir kitapti.Gerek karakterler,gerek olay orgusu,gerek alıntılar(birçoğunu paylaştım)Katil kirk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek biriydi.Her sayfada ayrı ters kose oldum.Ayrıca 213 beni mahvetti,gozlere toz kaçtı Kitap ile ilgili en tatlı bulduğum şeye gelecek olursak(bunu soylemeden edemeyeceğim.)Mufettis Curry'nin birini sorgularken kağıda kedi cizmesiydi.Tatli komasina girdim resmen.Yani kaç yaşında adam kucuk çocuk gibi kedi karaliyor.Çok tatlı,çok tatlı,çok tatlı.YERİM SENİ MUFETTİSCİK. Bu kitapta en sevdiğim çifti soylemek istiyorum.ALEX VE GİNA YANİ.Aslında çift bile değiller.Gina evli ve hiç belli etmese de(ona asilan herkesle çok samimi)kocasını seviyormuş(!)Alex de oyle iste ya.Benim kucuk
Zarif Bir Cinayet GecesiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2014641 okunma
Pişmanlıkların Kıyısında Bir Gece Yarısı Kütüphanesi
9/10
·296 syf.··
2026 4. kitabı
"Yaşamadığımız hayatların pişmanlığıyla yaşarken, elimizdeki tek hayatı kaçırıyor olabilir miyiz?" Merhaba kitap dostları, sıradaki durağımıza, yani ihtimallerin dehlizlerine açılan Gece Yarısı Kütüphanesine hoş geldiniz! Bu sefer sizleri ekrandan tek bir admin olarak, biraz mahcup bir tebessümle karşılıyorum. Çünkü itiraf etmeliyim ki, bu kitabı okuma konusunda diğer adminimizin biraz gerisinde kaldım. Ama olsun; bazen bir kitabı sadece okumuş olmak için değil, hayatımızın tam da ona ihtiyaç duyduğu o doğru saniyede okumak gerekir ya, benimki de tam olarak öyle bir serüven oldu. Geç de olsa aynı sayfalarda buluşabilmiş olmanın mutluluğuyla bu yolculuğu sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Aslında kitabın adını uzun zamandır her yerde sıkça duyuyordum. Fakat geçtiğimiz yaz akşamlarından birinde, kendimi derin bir içsel sorgulamanın ortasında bulmuştum. Tam da kitabımızın baş karakteri Nora Seed gibi, geçmişte aldığım kararların, seçtiğim yolların ağır pişmanlığına düştüğüm; hatta belki de onunkinden çok daha kabarık, kalın kaplı bir Pişmanlıklar Kitabına sahip olduğumu hissettiğim bir andı. İşte tam o anda, hayatımda çok değer verdiğim, ruhumu iyi tanıyan insanlardan biri bana dönüp kitabın kalbini oluşturan o tılsımlı soruyu sordu: ”Başka bir hayatı yaşıyor olsaydın, onun istediğin gibi kusursuz geçeceğinden nasıl emin olabiliyorsun?” Ve ardından okumam için bana bu kitabı tavsiye etti. Bunun üzerinden biraz zaman geçtikten sonra diğer adminimiz de ”Hâlâ okumadın mı?” diye beni tatlı tatlı teşvik ettiğinde, nihayet kitapla buluşma kararı aldım. Ve şunu büyük bir samimiyetle söyleyebilirim: Okumak için bu kadar geç kaldığıma öyle pişman oldum ki, kendi hayali Pişmanlıklar Kitabı’ma bir madde daha eklemiş oldum! Matt Haig'in kurduğu o
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?
Puan vermedi·96 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:23
Martı Jonathan, varolma amacını ve nedenini arayan bir martıdır. İçinde bulunduğu sürü, -tıpkı biz insanlar gibi- karınlarını doyurup, günlerini tamamlamak için uçmaktadır. Bu yaşayış hali Jonathan’ı tatmin etmemektedir. Jonathan, hayatını ve varlığını tanımaya çalışan, öğrenmeye meraklı bir martıdır. Her gün daha hızlı, yüksekten uçabilmek için alıştırmalar yapar, ailesinin ve toplumunun tepkisiyle karşılaşsa dahi arayışından, düşüncelerinden, çabasından vazgeçmez. Yaşamak için birçok neden olduğunu düşünür. Nedenlerin peşine düşer. Yaşamın, yalnızca karın doyurmak için balıkçı teknelerin etrafında dönüp dolaşmak olmadığına, yeteneğini ve zekasını kullanarak kendini bulabileceğine inanmıştır. İnancı ve bu uğurdaki iradesi Jonathan’ı özgürlüğüne taşır. Jonathan başarmıştır, yeteneğini kim olduğunu fark etmeyen birçok martıdan çok daha iyi şekilde uçmaktadır. Tattığı hissi başka martıların da bilmesini ister, öğrencileri olur, uçuş dersleri vermeye başlar. Öğretileri öyle benimsenir ki gelecekte Tanrı Jonathan olarak anılacaktır. Fakat, aynı gelecekte, Jonathan’ın bu derecede azizleştirilmesinden kaynaklı, hikayesi bazı martılara efsane gibi gelerek, kendilerine olan inançlarını yitirmelerine yol açar. Kaybettikleri inancı geri getirecek olan, yine kendileri gibi uçan ancak kendisine inanan bir martı olacaktır. Martı, debelenip durduğumuz hayatları düşünmek için muazzam bir kitap. İnsanı içinde yaşadığı toplumla, yakın çevresiyle beraber düşünmeye teşvik ediyor. Yaşadığımız hayat gerçekten bizim mi? Yoksa rahatlığı ve güvenliği seçerek, kendi hayatımızı yaşama riskini almadan topluma uyum mu sağlıyoruz? Uğruna özgürlüğümüzden, yalnızca yemek içmekten ibaret olmayan farklı yaşama sebeplerini keşfetmekten, öğrenmekten vazgeçiyoruz. Güvenli bölgelerimizde kalmak için
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,3bin okunma
4/10
·728 syf.··
2026 8. kitabı
·
160 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:15
Spoiler içerir! Nesta çekilecek çile değil! Sonunda bitirmeyi başardım. Sadece okumak için okuduğum ve eylülde çıkacak altıncı kitabı okuyabilmek için kendimi bitirmeye zorladığım bir kitaptı. Aylarca okusam da, bir türlü bitmek bilmedi. Ve sabrımı sınadı. Detayına inerek beğenmediğim kısımları daha da netleştirmek istiyordum. Nesta hakkında epey bir söyleyeceklerim var. İlk önce bu karakter bana asla ve asla geçmiyor. Tavırları saçma, yapay ve anlaşılmaz. Karakter gelişimi de öyle. Ne yani herkese nefret kusan bir karakter bir anda ailesinden özür dileyip de onların arasına katılmaya mı karar verdi? Bu süreç kesinlikle doğal değildi. Okurken o kadar garipsiyordum ki... yani bu karakter gelişimi değil de, karakterin bir anda kişilik değiştirmesi gibi olmuştu. Ayrıca, Cassian asla Nesta'yı hak etmiyor. Nesta Cassian'a öyle kırıcı şeyler söylüyor ki, en son Cassian da bu laflara karşılık veriyor ve o zaman da Nesta duraksıyor, kırılıyor falan... ve bir anda suçlu Cassian! Ne?! Böyle sahneleri okurken delirdim resmen! Genel olarak bakıldığında kitapta canlı bir dinamik var. Ama ben yine de sıkıldım. Özellikle Nesta'nın Ganimet'leri bulduğu kısmlar. Bilemiyorum, okurken keyif almıyordum. Genel olarak kitabın son kısmı dışında hikayeyi okumaktan keyif almıyordum. Sanki bir şeyler çok yavan kalmıştı. Serinin diğer kitaplarındaki o ruh bunda yoktu. Ayrıc okurken çok sıkıldığımı ve sabrımın sınandığını söylemiş miydim? Biraz da hoşuma giden yerlerden bahsedeyim. Kitabın son yani, dördüncü kısmı gerçekten güzeldi. Öyle akıp gitti ki bir baktım kitabı bitirmeme sayılı sayfalar kalmış. Her ne kadar Nesta'nın herhangi biriyle olan ilişkisi bana gram geçmese de, Gwyn ve Emerie ile mücadele etmeleri güzeldi. Ama bu dostluk da başlarda hiçbir şey hissetmedi yani. Bir de şu
Gümüş Alevler SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20211,621 okunma
İyilik yaptında noolllduuuu???
10/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:35
Budala, benim için olaylardan çok karakterlerin zihnine yapılan uzun bir yolculuktu. Bu yüzden de öyle bir oturuşta okunup geçilecek bir kitap değil. Ben zaten bu tarz klasik romanları bayağı uzun sürede bitirebiliyorum. Hatta bu kitabı 1-2 günde bitiren insanları görünce gerçekten şaşırıyorum. Hiç mi sindirmiyorsunuz arkadaş? Yoksa benim bilmediğim gizli bir okuma yeteneğiniz falan mı var? Varsa gerçekten öğretin.:) Çünkü ben neredeyse her birkaç sayfada bir durup düşünüyorum. Altını çizdiğim bir cümle oluyor, üzerine kafa yorduğum bir karakter oluyor ya da “Dostoyevski bunu niye özellikle böyle yazmış?” diye kendi kendime sorgulamaya başlıyorum. Hal böyle olunca kitap da doğal olarak uzuyor. Ama bence bu kitap tam da böyle okunmalı. Hızlıca tüketilecek bir roman değil. Sindire sindire, karakterlerle birlikte düşünerek okununca asıl etkisini gösteriyor. Ben okurken sadece Mışkin’i, Nastasya’yı ya da Rogojin’i okumadım; zaman zaman kendimden de parçalar buldum. Belki de Budala’nın en güçlü yanı bu. Kitap bittikten sonra hikâyesinden çok, insanın içine bıraktığı sorular aklında kalıyor.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
10/10
·392 syf.··
2026 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:32
Merhaba sevgili okurlar Bugün sizlere Semra tavsiyesiyle geldim.Daha ilk sayfalardan itibaren içine çeken, karanlık atmosferiyle beni adeta o izole adanın içine hapseden bir okuma oldu. Sydney’in hikâyesiyle birlikte ben de sürekli “Gerçek olan ne?” sorusunun peşinden gittim. Vancouver Adası’nın ıssız ormanları, gizemli araştırma merkezi, tuhaf olaylar ve karakterlerin sakladığı sırlar sayfalar ilerledikçe gerilimi daha da yükseltti. Her bölümde yeni bir soru işareti oluştu ve cevapları bulduğumu düşündüğüm anda kitap beni bambaşka bir yere götürdü. Yaz ortasında yağan kar, kaybolan öğrenciler, açıklanamayan olaylar ve ormanın içindeki o rahatsız edici his… Okurken Sydney kadar ben de gerçeklik algımı sorguladım. Yazar öyle bir atmosfer kurmuş ki bazen karakterlerin yaşadığı korkuyu hissettim, bazen de “Acaba her şey gerçekten böyle mi?” diye düşündüm. Sydney’in kusursuz olmayan ama güçlü duruşunu sevdim. Geçmişinden kaçarken kendini bambaşka bir karanlığın içinde bulması, yaşadığı dönüşüm ve verdiği mücadele hikâyeye ayrı bir derinlik katmıştı. Wes Kincaid ve diğer karakterler ise kitabın gizemini daha da artıran, akılda kalan karakterler oldu. Gotik atmosfer, gerilim, gizem ve dozunda romantizmin bir arada olduğu bu kitap; beni hem ürpertti hem de merakla sayfaları çevirmeye devam ettirdi. Özellikle sonlara doğru gelen ters köşelerle “Ben bunu nasıl fark edemedim?” dedirten anlar yaşattı. Kısacası; karanlık ormanların, saklanan sırların ve psikolojik gerilimin olduğu hikâyeleri seviyorsanız kesinlikle şans verilecek bir kitap. Benim için son zamanlarda okuduğum ve etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri oldu. .
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202571 okunma