Puan vermedi·16 syf.··
2026 80. kitabı
Hikayenin kahramanı 10 yaşındaki Elif. Okulda bir dans yarışması var ve seçmeler yaklaştıkça Elif’in içini inanılmaz bir kaygı kaplıyor. "Ya yapamazsam, ya herkes benimle dalga geçerse?" diye diye öyle bir strese giriyor ki, sırf okula gitmemek için hasta numarası bile yapıyor. ​Tam o sabah, şans bu ya, en sevdiği kırmızı ayakkabısının ökçesi kırılıyor! Elif de istemeye istemeye, bir gün önce ninesinin eski sandığında bulduğu atmak için çıkardıkları gümüş ayakkabıları giymek zorunda kalıyor. Ama o ayakkabılar sıradan birer pabuç değil; Elif’i sadece dans pistine değil, kendi içindeki cesareti keşfedeceği harika bir yolculuğa çıkarıyor. ​Özgüven ve kaygı üzerine o kadar sıcacık bir hikaye ki... En çok da çocuklara "Sihir aslında senin içinde" mesajını gözlerine sokmadan, çok doğal bir şekilde vermesini sevdim. Gümüş ayakkabılar aslında Elif’in kendi içindeki o saklı cesareti ve yeteneği temsil ediyor. Bazen ihtiyacımız olan şey dışarıdan bir mucize beklemek değil, sadece kendimize birazcık inanmak, değil mi? ​Kitabın dili su gibi akıyor, çizimleri ise insanın içini açıyor. 7-10 yaş arası çocuklar kendileri rahatça okuyabilir. 5-6 yaş grubu için de bir büyüğün sesinden dinlemek harika bir deneyim olur. Özellikle yeni şeyler denemekten çekinen, "Ben bunu hayatta beceremem" diye kaygılanan minikler varsa, bu kitaba bayılacaklardır...
Gümüş AyakkabılarSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202519 okunma
Puan vermedi
Sırf inceleme yazacağım diye Yıllar sonra üşenmeyip bu kitabı da Bir kez daha okudum ve yıllar önce Kaleme aldığım makalemde ne kadar haklı ve tutarlı olduğumu bir kez daha anladım. İlk sayfalarda yer alan Maymunların da insanlar gibi içki, sigara, çay, kahve ve tabii tütün kullandıkları gibi malumatlar ile Karşı karşıya kalıp acaba beni bu kitapta İlerleyen sayfalarda ne bekliyor diye İçten içe bir merak uyandırsa da Kitabın genelinde zannedilenin aksine Bilimsel olan veriler değil sadece Darwin'in gözleme dayalı Yorum ve karşılaştırmalar yer almaktadır. Yani öyle müthiş ötesi Bilimsel veriler bekliyorsanız, Bu kitap da sizi hayal kırıklığına uğratacaktır. Zira, Türlerin Kökeni, İnsanın Türeyişi ve tabii İnsan ve Hayvanda Duyguların ifade edilmesi kitaplarında Sadece gözleme ve yoruma dayalı olan Analizler yer almaktadır. Kitabın incelemesine gelecek olursak,
Alıntı
İnsanın TüreyişiCharles Darwin · Evrensel Basım Yayın · 2015903 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:16
“Bir orduyu bir filin üstünde savaşa götüremezsiniz hanımefendi, bunu sadece erkekler yapabilir.” Kadının gücünden ve yapabileceklerinden habersiz söylendiği ne kadarda belli. İmparatorluk mührünü kullanan, krallık parası basan, kaplan vuran bir kadın fil üstüne ordu da çıkarır, eşini tek başına esir alındığı kaleden de kurtarır. Yeter ki fırsat verilsin ve imkanı olsun. Bahsettiğim kadın kim mi? Hemen söyleyeyim. Hindistan tarihinin en önemli kadını olan ‘Nur Jehan’. Babür hanedanının imparatoriçesi… Ne yazık ki gücünden o kadar korkulmuş ki yirmi yıl kendi evinde hapsedilmiş. Ah şu erkekler! Bizden bu kadar korkmasaydınız el ele neler yapardık kim bilir. Tarih yeniden yazılırdı. Hoş yine yazmışız adımızı bir yerlere. Ama özgürlük ve cinsiyet eşitliği için çok uğraşmışız kabul edin. Feminist değilim yoksa öyle miyim bilmiyorum ama kadınlar ile ilgili bir yazı, hikaye roman ce tarihin kıyılarında kalmış bir biyografi okuyunca mücadeleleri açısından aşırı gururlanıyorum aynı zamanda çektikleri acılar yüzünden de kahroluyorum. Sanırım ben insanım. Fazlaca empati özelliği olan Neyse kitabın konusuna geliyorum artık. Yeterrr diye bağıranları duydum. Taş devrinden başlayıp- Atom çağına uzanan muhteşem kadınlarımızın hikayelerinden oluşuyor. Tarihi kalıntılar ve araştırmalar ile taçlandırılmış. Önden söyleyeyim çok çok eğlenceliydi. Seçim hakkının bize verildiği okurla bağ kurmak için sorular sorarak cevapları maddeler halinde yazması ayrıca güzeldi. Bence saf bilgi insanı yoruyor. Hikayeleştirilmesi ne kadar doğru bilmiyorum fakat araya eğlenceli bir kaç sayfa bıraktığınız zaman tadından yenmiyor. Tarihçilere sesleniyorum alışılmışın dışında yazın ki herkes okusun. Zira kafamızı dağıtmak, kendimizi bulmak, boş vaktimizi değerlendirmek ve öğrenmek için okuyoruz. Dikkat
Seksen Unutulmuş Kadınla Dünya TarihiKatie Nelson · Maya Kitap · 20259 okunma
Rüyalar Masallar Mitoslar
Puan vermedi
“Rüyalar, Masallar, Mitoslar” ismini verdiği kitabında sembol dilinin çözümlenmesi üzerine sosyal psikoloji bağlamında bir araştırmanın altına imza atan psikanalist Erich Fromm’u özellikle sevgi, şiddet, özgürlük, erdem, sağlıklı toplum, insan olanakları konusundaki pek çok çalışmasıyla yakından tanıdığımızı belirtmek isterim. “Sevme Sanatı”, İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri”, “Özgürlükten Kaçış”, “Sevginin ve Şiddetin Kaynağı”, “Umut Devrimi”, “Sahip Olmak mı, Olmak mı?” ilk akla gelen kitapları arasında yer alıyor. Söz konusu eserinde Fromm, insanlık tarihinde yer etmiş mitoslarla günlük yaşamımızda her zaman ilgimizi çeken rüyalarımız arasındaki ilişkiyi masaya yatırıyor. Kültürel bağlam, toplumsal deneyim ve kişilik yapısını göz ardı etmeden rüyaları yorumlamanın önemine değiniyor. Fromm, 1951 yılında kaleme aldığı esere gönderme yaparken, “unutulmuş bir dili yeniden anlamamıza yardımcı olabilmek için yazıldığını” ifade ediyor. Yazara göre, “rüya gerçek bir yaşayıştır” (s.19). Nitekim kendi anlatımı ile de, “tüm farklılıklara rağmen, bütün mitos ve rüyaların ortak bir yanı vardır. Hepsinin anlatımı aynıdır, sembolik bir dil ile yazılmışlardır” (s.21). Sembol dilinin insanlığın geliştirdiği evrensel bir dil olması ve bütün kültürlerde ortak özelliklere sahip olması ve bu dilin niteliklerinin bilinmesi mitosların, masalların ve rüyaların dilini anlayabilmeyi olanaklı kılar… Aralarındaki etkileşim öyle derin ve içice geçmiş ki, bu dili anlayabilmek “bilgelin” kapısını da aralamak gerekir. Benliğimize giden yolun yapı taşlarının bu dili anlamak üzerine kurulu olduğunu anımsatmakta fayda var. Kitapta sembol dilinin özellikleri detaylıca anlatılıyor. Sembollerin çok anlamlılığına dikkat çekiliyor. Rüyaların özelliklerinde ise yazar “rüyalar, uykudayken bedenimizi terk
Rüyalar, Masallar, MitlerErich Fromm · Arıtan Yayınevi · 1992784 okunma
Bir derdin acısını bu kitaptan çıkarttım
Puan vermedi·504 syf.··
2026 8. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:18
Bir tavsiyeyle belki de hiç dikkatimi çekmeyen bu kitabi bir çırpıda okudum. Betimlemeler ve karakterin iç dünyasına ayna tutan pasajlar okuyucu adına lezzetli anlatılar. Fakat bir karakter vardı ki hayal kırıklığı. Şuan elimde olan "Tanpınar'a Huzur Yok" kitabında da öyle bir karakterle karşılaştım. Edebiyatımıza giren bu tiplemeler niye diye sormadan edemedim. Bunu nasıl bir yerden yazıyorlar; artık gerceğimiz olmaya başlamanin yansımaları mi,bizi bir şeye ikna etme çabası mı, olur ne yapalım varlar ve var olmaya devam ediyorlarin kabulü mü.... Üzgünüm ama ben bu tiplerin edebiyatta varolmaya devam etmesine karşıyım. Eğer mesele hoşgörüyse ahlak çatısı altına sokamayacagim hiçbir hoşgörü benim sanatımda yer alamaz. Dünyayı değiştirmek herşeyiyle kabul ettiğim düzenin anlatıcısı olmamı gerektirmez. İlla da almak mı istiyorsunuz o halde anlatıp geçmeyin. Sanki öylece hayatımıza girebilir, görmezden gelebilir zemininden aktarmayın. Ana karakterin yapabileceği şeyler olmalı. Bir yazar olarak tek gayemiz bir karaktere hayat vermekten ve peşinde sürüklenmekten ibaret olmamalı. Bir hareket,bir erdem ve bir değişim tutarli bir sona işaret etmeli değil mi!
EvNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,9bin okunma
BU GÜNÜN TARİHİ- Bütün Yarınlara
10/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2026 82. kitabı
Selam. ekin ✧ sayesinde başlayabildiğim ve kesinlikle hakkının verilmesine ihtiyacım olan bir kitaplayız bu gün. Bir de Balçın ile okumaya karar verince tüm bu süreç daha büyüleyici bir hâl aldı. All Tomorrows’a başlamadan önce bile beni sarsacağını biliyordum çünkü ben hortlaklardan değil, biyolojiden korkuyorum. Bir canavarın saldırmasından çok, bir gün bambaşka bir şeye dönüşebilecek olmamız fikri beni rahatsız ediyor. İnsan bedeninin ve evrimin sınırlarının ne kadar esnek olduğunu düşünmek bile ürkütücü geliyor. Bu yüzden kitabın yarattığı korku, klasik bir korku değil; insanın kendi potansiyelinden duyduğu korku. Kitabı okumaya başladığım ilk anda kendimi sanki bir Star Wars evrenindeymiş gibi hissettim; ancak bu kez yaratıkların yalnızca var olduğu değil, biyolojik olarak nasıl işlediğinin de anlatıldığı bir versiyonuydu bu. Genişletilip filme uyarlanabilecek muazzam bir potansiyel taşıyor. Üstelik bütün bunların arkasındaki kişinin henüz genç yaşlarda bu fikri ortaya atmış olması hayranlık uyandırıcı. O tasarımlar, o düşünce biçimi, o ölçekte bir hayal gücü... İnsan ister istemez etkileniyor. Daha da etkileyici olan şey ise yaratıkların yalnızca ilginç görünmesi değil, gerçekten yaşayabilecekmiş hissi vermesi. Çok büyük bir biyoloji bilgisine sahip olduğumu iddia edemem ancak bildiklerim ve sonrasında yaptığım araştırmalar sayesinde yaratık tasarımlarındaki ustalığı görebildim. Gözleri olmayan bir canlıya farklı algı organları verilmesi, ağır uzuvlara sahip bir türün vücut dengesinin düşünülmesi gibi detaylar bile yazarın konuya ne kadar hâkim olduğunu gösteriyor. Sadece biyoloji de değil; tarih, felsefe, coğrafya ve hatta sosyoloji bilgisi de satır aralarında kendini belli ediyor. Böylesine özgün, cesur ve hayal gücü yüksek bir eserin yaratıcısının Türk
Duygu ve Düşünce
All Tomorrows Bütün YarınlarC. M. Kösemen · Kara Karga Yayınları · 042 okunma