10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:57
Addie, lisede okuyan, geçen sene öğretmeniyle ilişki yaşadığı skandalı yayılan bir öğrenci... Nate ise aynı lisede edebiyat öğretmeni ve eşi de matematik öğretmeni... Her şey Addie'nin ikisinin de öğrencisi olmasıyla başlıyor. Matematiği berbat olan Addie, öğretmeniyle bazı sorunlar yaşıyor. Ancak edebiyatı çok seven ve şiirlere bayılan Addie, Nate'in dersinde epey başarı gösterir. Nate ile vakit geçirdikçe ondan hoşlanmaya başlar. Hem öğretmeni olması hem de evli olması onu durduracak etkenlerden midir? Yoksa aşkının peşinden gidip bir uçuruma mı sürüklenecektir?.. Soluksuz okudum resmennn... O nasıl bir sondu öyle yaaaa... Okurken sinir krizleri geçirdim. Ergenlerin bu kadar kolay etkilenmesi, hormonlarının etkisiyle olayları çok büyütmeleri, dünyanın kendi etraflarında dönüyormuş gibi davranmaları... Her açıdan insanı sorgulamaya iten ve insanı çevreye karşı daha duyarlı hâle getiren bir kitap bence. Bu kadın öyle konular seçiyor ki, her seferinde daha da iyisi olamaz diyorum ve beni hep yanıltıyor... Keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,934 okunma
Yırtıcı Kuşlar Zamanı İnceleme
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 02:40
Ahmet Ümit'in romanını ilk kez okuyan biri olarak, okuduğum diğer polisiye romanları kadar keyif alamasam da kitap bir şekilde beni sürükledi ve sonlara doğru hikayenin içine çekmeyi başardı. 400 sayfa boyunca kitabın verdiği hissiyatın veya atmosferin aynı olmasından mıdır bilmiyorum ama okurken yoruldum. Olaylar tam çözüldü tamam artık şu kişiymiş derken bir anda hiç aklıma gelmeyen bir karakterin suçlu çıkması şaşırtıcıydı ve keyiflendirdi. Her şey beklediğim gibi çıksaydı okumaktan pişman olabileceğimi düşünüyordum. Kitabın sonunda daha uzun bir bitiş bekliyordum sanki aniden kesilmiş gibi hissettirdi. Yine de Ahmet Ümit karakterleri öyle ısındırıyor ki insana, öyle kendindenmiş gibi hissediyorsun ki sonu beklediğim gibi bitmese de ben kendi zihnimde karakterleri hâla konuşturmaya devam ettim. Gerçekten çok önemli konulara değinilmiş içeriğe, konuya sahip bir kitap. Emeğinize sağlık.
1000Kitap
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Reklam
...içinde konuşan Tanrı'yı söze getiren, sessizliktir.
Puan vermedi·132 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:25
Kendi atmosferini oluşturabilmiş şairler, başka bir bakış geliştirebilenler değil de, bakışını koruyabilenlerdir belki de... Çünkü her ruhun olağanüstü bir başkalığı var... Bunu biraz kendi ruhuna şahitlik etmiş herkesin onaylayacağını zannediyorum. Şiirin tasarlanabilir bir edebi tür olmadığını, onda teselliden çok mecburiyet olduğunu, sıkıntının ve taşmanın varabildiği bir kanal olduğunu, zihnin doğal akışından kopamayacağını Necatigil şiirinde görebilirsiniz. Bu doğal bakışın saflığında, insanın ruhuna giden müthiş patikalar keşfetmiş... Özellikle bu eserde, kişisel ızdırabı, sosyal bağlama öyle ustalıkla yerleştirmiş ki, bir müddet o evlerde yaşadığınıza, o kederi ve sevinci, maddi kaygıları birlikte taşıdığınıza inanabilirsiniz. O dönemin, bu günlerle benzerlikler göstermesi de üzerinde durulmaya değer konulardan biri. Uçlarda yaşamlar... Çok zengin ve çok fakir... Ama aslında zenginlik maddi güçten ibaret midir? Bilgelik bilgiyle ne kadar ilgiliyse :) "Büyük şair bize kendi zenginliğimizi hissettirir..." diyordu Emerson. Okura bir süreliğine kişisel varlığını unutturan, sadece duyguya dahil eden, o derinliğin içine usulca bırakan, hayretiyle başbaşa bırakan bir eylemdir şiir. Necatigil'de zamanının ötesine geçebilmiş üstadlardan biridir. Ve -bütün nüanslarıyla- Walt Whitman şiirine ne çok benzediğini farkettim, hattâ dönüp Whitman'ın dizelerini şaşkınlıkla okudum :) Esere özgü bir cümle seçilecek olsaydı bu; “Susanlara hiçbir şey sormayınız." cümlesi olurdu. Necatigil'in bu cümleyle olan bağını, kızı Ayşe Sarısayın şöyle anlatıyor; -Sıcaktan bunaldığımız yaz geceleri biraz olsun serinleyebilmek için deniz kenarındaki çay bahçesine veya yazlık sinemaya giderdik. Bazı filmlerde ağlayışlarını anımsıyorum babamın, ya da komik filme kendini kaptırıp çocuklaşarak
Şiir
Eski SokakBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 20132,625 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 40. kitabı
Bu kitapta o kadar çok fazla ters köşe var ki hangisinden bahsedeceğimi, hangisine şaşıracağımı inanın ki çok şaşırdım. Kesinlikle kusursuz bir zihin oyunu okuyacaksınız. Yazarın diğer kitaplarını okuduğum için ki okuyanlar da bilir. Asla tahminleriniz çıkmıyor. Karakterler üzerinden ikinci bir kimlik oluşturuyor resmen ve asla tahmin edemiyorsunuz. Kitamız iki farklı kadının yaşadıklarıyla ilerliyor... Eden ve Birdy. İlk başlarda aralarındaki bağlantıyı çözmeye çalışırken kendimi sürekli yanlış tahminler yaparken buldum. Sonra bıraktım bunu yapmayı. Çünkü resmen beynim error verdi. Tamam ben hemen anlatıyorum. Eden Fox, eşi Harrison ile birlikte yeni bir başlangıç yapmak adına ve deniz manzaraları da çizen biri olduğu için Hope Falls'a taşınmış ve Spyglass'ı satın almışlardır. Eden, her şeyi bir kenara bırakarakta kendi sanatına adapte olarak bir resim sergisi düzenler. Hazırlığına başlamadan önce de yanına evinin anahtarlarını alarak kısa bir koşuya çıkar. Evine dönünce eşinin de seyahatten döndüğünü görerek kapıya yönelir. Gelin görün ki, evden çıkmadan yanına aldığı anahtarı kapıya uymaz. Ve kapıyı da ona tıpa tıp benzeyen ve onun akşam için giyeceği kadife elbise ona tıpa tıp benzeyen bir kadının üzerindedir. Durun bu kadarla da sınırlı kalmıyor... Çünkü, eşi Harrison da kapıyı açanın kendi karısı olduğunu söylüyor. Buradan itibaren öyle senaryolar kurdum ki... Ama hepsi de puff elimde patladı. Daha sonra karşımıza Birdy çıkıyor. Kendisi, Londra'dan anneannesinin ölümü üzerine ve Spyglass'ın satılmasından sonra geliyor. Ve açıkcası anneannesi gibi onunda ölümünü tahmin eden Thanatos adında bir ilaç firmasından ölüm tarihi alır. Ve kendisi aslında bir Başmüfettiş. Hope Falls'a da tam olarak bu sebeple geldiğini ve polis memuru olan Carter'ın başına geldiğini
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202674 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 2. kitabı
Arminuta, bebekliğinde evlatlık verildiği ailesinden kendi gerçek ailesine geri verilmesi ile başlayan bir roman. Yazar öyle kırgın bir zeminde yaşanan bir olayı her bireyin bakış açısından öyle bir gösteriyor ki. Günün sonunda "hiçbir şey dışardan göründüğü gibi değildir" dedirtiyor. Aynı zamanda yazar yokluk ve varlık çatışmasını, yetiştirme tarzının bir çocuk üzerindeki etkilerini, aidiyet duygusunu, fıtratı kurduğu betimlemeler ile 4 duyunuzu harekete geçiriyor. Kız kardeşliğin ne kadar kuvvetli ne kadar büyülü ve bir o kadar da gerçek olduğunu hatırlatırken. "Kan bağın olsa da kardeşin gerçekten kardeşin midir?" sorusunun cevabını iliklerime kadar hissettiğim bir roman oldu. Kitap bittiğinde Arminuta'ya sarılmak isteyeceksiniz Gönülden tavsiyemdir.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,194 okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Reklam
Reklam