Ferhan Şensoy’u okumak, sadece bir kitap okumak değildir; onunla aynı masaya oturup, o meşhur gözlem yeteneği ve kara mizahıyla dünyanın absürtlüğüne dair bir sohbete dalmaktır. Henüz kitabın ortalarındayım ama "Hacı Komünist" tam da böyle bir deneyim sunuyor.
Ferhan, elinde kamerası, yanında arkadaşları, kafasında ise Fidel Castro hayranlığıyla düşüyor Küba yollarına. Bir film çekme macerası olarak başlayan bu serüven, onun kalemiyle bambaşka bir hal alıyor. Olayları anlatışındaki o ustalığı, insanı yormayan, aksine akıp giden üslubu yine bildiğimiz gibi; eğlenceli, derin ve bir o kadar da içten.
En etkileyici yanı ise, sayfaların arasına sıkışıp kalmamanız. Ferhan Şensoy satırlara öyle bir ruh üflemiş ki; kendinizi onunla Havana sokaklarında gezerken, o kaçak puroların dumanını solurken buluyorsunuz. Hatta anlatılan o meşhur, lezzetsiz Küba çorbasının kokusunu bile duyabiliyorsunuz.
Sadece bir seyahat anısı değil bu; insanı hem gülümseten hem de düşündüren, yaşanmışlığın en saf hali. Kitabın geri kalanında hangi sürprizlerle karşılaşacağımı merakla bekliyorum, ancak şimdiden söyleyebilirim ki; iyi ki Ferhan Şensoy’un gözünden Küba’ya bakmışım.