Puan vermedi·208 syf.··
2026 44. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:51
Dürüst olalım bu kitapta yazılanları birinin twitter “floodunda” okusak net linçlendiğini de görürdük Akıcı, kolay okunan bir kitap olması bir kitabın güzel bulunması için tek kıstas olmamalı bence. Bir yazarın ortak acılarımızı ele alırken okur olarak benim hissettiğim duyguları aynen benim gibi yazması o yazarı empat değil “yetersiz anlatıcı” yapar. Acıyı öyle bir ifade etmeli ki tüylerimi ürpertmeli, gözyaşım boncuk olup kirpik diplerimde beklemeli… yoksa babam öldü, ölüyor ikisi farklı şeyler yazmakla akılda kalıcı, vurucu bir kitap yazmış olmuyor insan. Anı-romanmış, yazar da ödüllüymüş, instagramda okuyan herkes hüngür şakır ağlamış. MIŞ DA MIŞ yani Bazen kitap yorumlarının ne kadarı gerçekten ne kadarı çıkar kaygısı taşıyor diye düşünmeden edemiyorum, hissinde samimi olan için söz meclisten dışarı tabii ki. Kısacası sosyal medyada şişirildiğini düşünüyorum, punto boylarıyla, bölüm sonlarının bittiği yerde sayfayı bitirmesiyle 200 sayfa olmuş kitap, 100-120 sayfada da bitermiş. #bahçıvanveölüm
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:05
Bu kitabı 2.okuyuşum ve ilk okuduğumdaki o etkiyi alamadım maalesef:( Ve Şebnem İşigüzel'in önsözünde dediği cümleye katılıyorum: "Gurur ve Önyargı'yı ilk kez okuyacak olanların yerinde olmayı çok isterdim." 1700'lerde yaşayan 5 kız kardeş. Baş kahraman ikincileri olan Elizabeth. Onun Darcy ile olan aşkı ilk okuduğumda beni çok etkilemişti. Yazar cümleleri öyle güzel kullanıyorki, diyologlar dışında geçen hareketleri, beden dilini okuyucuya çok iyi anlatıyor ve o aşkı hissettiriyor size. 3 yıl önce bu kitabı ilk okuduğumda duygularım çok farklıydı. Şu an etkilenmemin az olması sanırım yaşadığım dönemle alakalı. Filmi de var ve o kadar güzelki. Elizabeth'i Keira Knightley'den başkası oynayamazdı:)
Aşk
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Doğan Kitap · 201897,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bana Bir Çıkış Değil, Bir Uçurum Gösterdi
Puan vermedi·279 syf.··
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 17:00
Cehenneme Övgü’yü bitirdiğimde hissettiğim ilk şey şaşırtıcı bir nötrlük oldu. Ne büyük bir hayranlık ne de derin bir hayal kırıklığı yaşadım. Romanlarda kendimi genellikle daha rahat hissediyorum, yazarın ne demek istediğini daha kolay yakalayıp yorum yapabiliyorum. Ama düşünce ve deneme kitaplarında o kadar güçlü olmadığımı düşünüyorum. Bir şeyleri kaçırıyor ya da yeterince derin kavrayamıyor olabilirim diye sorguluyorum kendimi. Bu kitapta da tam olarak öyle oldu. Gündüz Vassaf’ın değindiği konular önemsiz değil. Eğitimden aileye, otoriteden özgürlük anlayışına kadar birçok kritik meseleye dokunuyor. Ancak kitap boyunca bende oluşan en baskın his şuydu: Sanki bir uçurumun kenarındayım ve yazar sürekli aşağıyı göstererek “burası cehennem, düşersen ölürsün” diyor. Tamam, farkındayım ama ben o sırada “nasıl kurtulurum?” diye çıkış yolu arıyorum. Vassaf ise bana sadece karanlığı ve tehlikeyi gösteriyor, çözüm konusunda ise bilinçli bir sessizlik tercih ediyor. Belki de bu yüzden anlatılanlardan çok, anlatılma biçimine takıldım. Yazar yer yer topluma ayna tutmaktan ziyade topluma kızgın gibi yazmış. “Bakın, sonunda bunlar olacak” der gibi bir tonu var. Bu öfke bazı okurları sarsabilir ama bende “neden bu kadar uç örneklerle genelleme yapıyor?” sorusunu yarattı. Verilen örneklerin çoğu bana fazla aşırı ve gerçek hayattan kopuk geldi. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle bazı çarpıcı cümleleri ve aforizmaları. Altını çizdiğim, aklımda kalan birçok güzel ifade oldu. Fakat zamanla şu soruyu sormaya başladım: Bu kadar etkileyici cümleler gerçekten derin bir düşünce bütünlüğü mü sağlıyor, yoksa güzel yazılmış cümlelerin büyüsüne mi kapılıyoruz? Bir diğer sıkıntım da yazarın kendi tezlerini zaman zaman çürütmesiydi. Bir bölümde susmanın, konuşmamanın değerinden bahsederken
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202512,9bin okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
2.Dünya Savaşı sırasında Hollanda’da bir tütün dükkanı işleten Osewoudt, bir gün kendisine ikizi gibi benzeyen biriyle tanışır ve bir süre sonra ondan çeşitli emirler alarak Nazilere karşı çeşitli saldırılarda ve casusluk faaliyetlerinde bulunur. Savaş sırasında Almanlar tarafından sorgulanan ve işkence gören Osewoudt, savaştan sonra ise Alman işbirlikçisi olarak yakalanır ve yargılanır. Sıradan bir casus hikayesinin ötesinde bir gizem ve gerilim barındıran bu eserde en ilginç olan nokta Osewoudt’un emir aldığını iddia ettiği ve kendisine tıpatıp benzeyen Dorbeck’in izine hiçbir şekilde rastlanılamamasıdır. Acaba gerçekten öyle biri var mıdır, yoksa Osewoudt’un psikolojik travması sonucu oluşan bir hayal ürünü müdür? Kitap, 2.Dünya Savaşı üzerine yazılan en özgün eserlerden biridir ve savaşa ve casusluk faaliyetlerine çok farklı bir açıdan bakmaktadır.
Damokles'in Karanlık OdasıWillem Frederik Hermans · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202523 okunma
Metropolde delirdim kimse anlamadı
Puan vermedi·
İstanbul’da ne güzel tanımladı sevgili Tuba ; acıyla asalet, kanla aşk, şehvetle şiddet iç içeriyor 117. Sayfada Öyle bir kitap ki Tuba bunları yaşadı mı acaba dedirtti bana Bir soluk alırken “kesin yaşadı Ayy yok canım yaşamadı …!” Dedirtti bana . Sansürsüz , tıpkı bir ERKEK BEYNİ gibi yazılan eserdi. Tuhaf olan ise yaşanma olasılığı varsa karakteri olan Seren’e , hemcinsime üzüldüm .! Savruluşuna , yok oluşuna , itaat edişine , inkar edişine , acizliğine , hissizliğine , HİÇliğine…! Gülhan Tuba Çelik seni tanımak güzel
Kafandaki AğaçlarGülhan Tuba Çelik · Epona Yayınları · 202318 okunma
Puan vermedi·
Ferhan Şensoy’u okumak, sadece bir kitap okumak değildir; onunla aynı masaya oturup, o meşhur gözlem yeteneği ve kara mizahıyla dünyanın absürtlüğüne dair bir sohbete dalmaktır. Henüz kitabın ortalarındayım ama "Hacı Komünist" tam da böyle bir deneyim sunuyor. Ferhan, elinde kamerası, yanında arkadaşları, kafasında ise Fidel Castro hayranlığıyla düşüyor Küba yollarına. Bir film çekme macerası olarak başlayan bu serüven, onun kalemiyle bambaşka bir hal alıyor. Olayları anlatışındaki o ustalığı, insanı yormayan, aksine akıp giden üslubu yine bildiğimiz gibi; eğlenceli, derin ve bir o kadar da içten. En etkileyici yanı ise, sayfaların arasına sıkışıp kalmamanız. Ferhan Şensoy satırlara öyle bir ruh üflemiş ki; kendinizi onunla Havana sokaklarında gezerken, o kaçak puroların dumanını solurken buluyorsunuz. Hatta anlatılan o meşhur, lezzetsiz Küba çorbasının kokusunu bile duyabiliyorsunuz. Sadece bir seyahat anısı değil bu; insanı hem gülümseten hem de düşündüren, yaşanmışlığın en saf hali. Kitabın geri kalanında hangi sürprizlerle karşılaşacağımı merakla bekliyorum, ancak şimdiden söyleyebilirim ki; iyi ki Ferhan Şensoy’un gözünden Küba’ya bakmışım.
Hacı KomünistFerhan Şensoy · Ortaoyuncular Yayınları · 20051,059 okunma