Yâ Rab... Aşkına layık olana dek nakış nakış işle ruhumu. Beni, Sen sevinceye kadar değiştir. Kalbimi ihlâsla güzelleştir, nefsimi Sana teslimiyetle terbiye et. Aşkınla öyle bir dönüştür ki beni; eski benden eser kalmasın. Beni, Sen'den razı olan ve Sen'in de kendisinden razı olduğu kullarından eyle. Âmin. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
Bir daha Kitapyurdu'ndan kitap alırsam... "24 saatte kargoda" yazıyor dördüncü gündeyim hâlâ kargoya verilmemiş. Amazon candır ya adamlar aynı gün kargoya veriyor. Evet bu isyanımı neye borçluyuz bilmiyorum... :'P İçimi dökecek başka yer mi var, evet var da... Bu sıcakta kimsenin başını şişiremem, öyle de iyi niyetliyim ehehe :'D
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Beni neden kiskanmazsin
Çünkü ailem tam anlamıyla geri kafalı. Takdir alıyorum diye sevinip karnemi almaya gittim; sırf etek giydim diye bana bağırıp çağırdılar. Doğal olarak en güzel karne hediyesini almadığımı düşündüm. İkinci bir haksızlık ise şu: Okulu düz geçen erkek kuzenimi benden daha çok seviyorlar. Ben düz geçsem bana kızarlar, teşekkür belgesi alsam dahi dünyayı başıma yıkarlar. Ama o siktirname alinca sadece beş dakika kızıp sonra yine sevmeye devam ediyorlar; o benden daha değerli. Üçüncü olarak, arkadaşlarım dışarıda eğlenirken ben evden çıkamıyorum. Çünkü aileme olan sinirimi ancak kendimi eve kapatarak ifade edebiliyorum. Sırf onlara kızdığım için bir yerlere gitmiyorum. Sonuçta onlar hem bana kizarken sinirlenip üzülüp hem de sonrasında gezi parası için onlara yalvaramam ya da onların verdiği parayla gezemem, gururum buna el vermez. Dördüncü olarak, babamla konuşmam dahi yasak; yasak olmasa bile o zaten benimle konuşmaz, öyle bir durum işte. Beşinci ve son olarak; ailemin, abimin, annemin ve ablamın istediği gibi yaşamak zorundayım. Aksi takdirde hayatımı sürdürmem mümkün değil, çünkü tamamen onlara bağlıyım. Sadece beş dakikada bile kalbimi darmadağın edebiliyorlar.
Kadir İnanır'ın ardından çok şey yazılabilir, çok şey konuşulabilir, ki o, şüphesiz bu ülkenin dev isimlerinden birisiydi... Bizim ülkemiz Yeşilçamı ve Yeşilçamdakileri çok sevdi... Hatta, Yeşilçam bitmiş olmasına rağmen, sevilmekten, değer görmekten geri kalmadı... Ben de iflah olmaz bir Yeşilçam tutkunuyum ve o dünyanın içerisinde yer alan herşeyi, herkesi çok önemsiyorum ve çok seviyorum... Kadir İnanır, bu mecrada hep zirvede oldu... O, Yeşiçam'ın bir devi olarak hep değer gördü... O, sadece bir aktör olarak yerinde durmadı, siyasi bir duruşta sergileyerek zaman zaman ülke gündeminde bu anlamda da yer aldı... Siyasi çıkışlarıyla bazen bir kesimi, bazen başka bir kesimi karşısına aldı... Tercihleriyle hayran kitlesini üzdüğü söylendi, sosyal medyada hakkında hakarete varacak nitelikte yazanlar oldu, kızanlar oldu... Siyasi olarak durduğu yerler benimde hiç gitmedi, beni de üzdü belki ama, ben onu "Yeşilçam'ın dev aktörü Kadir İnanır" olarak sevdiğim için öteki yanıyla hiç karıştırmadım... Siyasi duruşunu ve bulunduğu yeri beğenmedim ama filmlerini, sanatını, oyunculuğunu, karizmasını çok sevdim... Çünkü o, Yeşilçam'ın Kadir İnanır'ı idi... Çocukluğumuzdan başlayıp, yakın yıllarımıza kadar, onca anılar, hatıralar bırakmış, bize unutulmaz anlar yaşatmış bir isimdi... Sadece bu da değil, o ve onun dönemindeki hepsi, bize koskoca bir geçmişi anımsatan bir sembol olmuşlardır... Bir zamanlar yaşadığımız yerleri... Bir zamanlar birlikte yaşadığımız insanları... Bir zamanları... Onun gibi olmak istedik hep... Onun gibi sert, onun gibi racon kesebilen, onun gibi karizmatik, onun gibi yakışıklı... Saçlarımız onun gibi olsun istedik, bıyıklarımız, onun gibi, durşumuz onun gibi... "Kadir İnanır bakışı" diye bir tabir vardır ya, işte öyle bakabilmeyi
Güzel bir hayal :Erdemler pazarı
Hani diyorum hayal bu ya. Şu pazar tezgahlarında domates biber yerine insanlık satılsa. Biri ordan “Gel ablaa vicdana gell 3 kilo 5 lira” diye bağırsa.🙂 Bir diğeri Yetişen alıyorr merhamet merhamet olalı böyle ucuzlamadı” diye haykırsa.☺ Pazar arabasını hoşgörüyle doldursa Melahat abla. Neriman hanım önünde duran iyilik tohumlarından seçip poşete koysa ve tartması için satıcıya uzatsa. Adalete dokunup şöyle bi evirip çevirip gözlüğünün altından taze mi bunlar diye sorsa Ali amca.. Öte yanda bir başkası dürüstlüğün pazarlığını yapa dursa. Etiket fiyatının yarısına satılsa şefkat. Bir alana bir bedava olsa saygı. Vefa dört mevsim bulunsa Sabır kasalarla kapışılsa Kesmece bunlarr diye seslense esmer çocuk elindeki “Güven”i göstererek. İkiye bölse sonra,biri size dese,biri sevdiklerinize Ve aşk🙂 Akşam pazarına kalmadan tükenmiş olsa. Öyle her pazarda da bulunmasa, Bulanlar kendini şanslı saysa, Bulamayanlar burda kalmamış başka pazara bakalım diye umutlansa… İnan Durak Taş
Şiir
Gerçeklerde biraz (: Yok kendime dahi torpil yok.
Yaşarken olenler, olmüşken yaşayanlar, oldüğü için ölenler... Hayatımda sevdiğim tek tük insan vardı. Toprağa dönüştüler. Şerefsize dönüşenlere bir şey olmadı. Ya yaşarlarken ya da olmüşlerken kaybettim. Sevdiklerim olarak kaybettim ama asıl kaybeden o yaşayanlardı ama oldükleri için umrumda değiller ve o yüzden kayıp ya da kazanç olayına bile değinmiyorum. Daha küçük acılarda omurgasını yamultanları affetmeyeceğim. Onlar da kendini affetmesin. Ya da pek bir şeye maruz kalmadan çok şeye maruz bırakanları. Hayatın zorlaştırıcılığında rol oynayan herkes suçlu. Ve affetmiyorum. Bugün affetmeyen tarafındayım. Büyük oldukları için hürmet beklerken büyük gibi davranmayanlara ise öfkem de var. Yaşınız aşağılık oluşunuzu örtememiş. İğrenç oluşunuzu kapatmamış ne saygısı? Beni ölünce beni yiyecek olan kurtçuklara dahi saygıyla yaklaşırken onlar bir kurtçuk seviyesinde bile değil. Ne saygısı cidden? Acizlik ve pştluk saygı duyma algıma girmiyor. İnsan o yaşına kadar hiç mi kendini sorgulamaz, hiç mi kendini adam etmeye çalışmaz, hiç mi bir şeyleri düzeltmeyi düşünmez? B.k yemeye başlayıp nefeslenmeye dahi fırsat bırakmamışlar. B.k havuzu olup yaşlarından ötürü, sadece yaşlarından ötürü böbürlenerek yürüyorlar. Büyümek gerçekten saygıya baksaydı çoğu insan Dünyaya geldiği ilk andaki haliyle kalırdı. Bu senin emeğinle ya da çabanla hak etmiş olduğun bir şey değil. Ne saygısı? Benden fazlaca gün yaşamışsın. Ona rağmen bir halta yaramamış. Ne saygısı? Saygıya da basit gözüyle bakıyorsunuz: Yaşla sınırlandırılması ya da yaşın içinde olması basitliğini gösteriyor. Ezberden bozma hiçbir şeye saygım yok. Ağlayarak amel defterlerine yazabilirler. Layıkıyla olamamış olduğunuz hiçbir şeye saygı duymam ben. Mesafeden ikinci çoğulla konuşurum, saygıdan değil. Siz de aslında hak etmediğinizi
Duygu ve Düşünce