Ordudan erkeklerini geri alan "eksik etek isyanları"
1904'ün sonu ve 1905'in tamamı, Japonya'ya karşı savaşın tetiklediği sürekli bir "eksik etek isyanları" dönemidir. (...) 1905 yazında, güneyde bir dizi "eksik etek isyanı" patlak verdi. Köylü kadınlar, kendilerinden beklenmeyecek bir öfke ve cesaretle, ordu birliklerinin konuşlandığı asker ve polis karargâhlarına saldırarak erkeklerini aldı ve evlerine götürdü. Tırmık, dirgen ve süpürgelerle silahlanmış köylü kadınlar, silahlı muhafızları köylerden kovaladılar. Savaşın dayanılmaz yükünü kendi yöntemleriyle protesto ediyorlardı. Elbette tutuklandılar, yargılandılar ve ağır cezalar aldılar; ancak "eksik etek isyanları" hâlâ devam ediyor. Bu protestoda köylülerin çıkarlarıyla salt "kadın” çıkarlarının savunulması öyle iç içe geçmiştir ki bunları birbirinden ayırmanın ve "eksik etek isyanları"nı "feminist hareket"in bir parçası olarak sınıflandırmanın hiçbir temeli yoktur.
Sayfa 88 - Yordam Kitap, Birinci Basım, Ağustos 2023
Aşk da insana bir sürü saçma sapan şey yaptırır. Evlilik gibi mesela. Çocuk yapmak, mutlu aileler kurmak, mutlu bir evlilik. Ya da en azından öyle olduğunu düşünebilirsiniz. Belki mutlu değil de makuldür. Makul bir evlilik. Yani neticede bir insan nasıl sürekli mutlu olabilir ki? Böyle bir nasıl zaman bulunur? Çoğu zaman sadece günü atlatmaya çalışırız. Sizin de öyle günleriniz olmuştur muhtemelen. Ama böyle yeterince gün geçirdikten sonra bir sabah omzunuzun üzerinden şöyle bir bakar ve tek başınıza olduğunuzu, evlendiğiniz insanın yolda bir yerlerde ilgisini kaybettiğini fark edersiniz. Belki bir yalanını yakalarsınız.
Sayfa 70 - Kairos Kitap
İnsan ve Duygular
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övülür. Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelseydi dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya!”
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı
Hadewijch, Tanrı'ya şöyle hitap ediyordu:
"Sevilenin sevilende yaşaması ne kadar tatlı bir şeydir. Bunlar birbiri içine öyle girerler ki birbirinden artık ayrılamazlar. Bu keyif, ortak ve karşılıklı bir keyiftir. Ağızdan ağıza, yürekten yüreğe, vücuttan vücuda, ruhtan ruha geçer."
Sayfa 24·Kitabı okuyor
kardeş
...kendimi şöyle ya da böyle temize çıkarabilecek bir gerekçe bulmak için, Abdullah'la küçük kardeşinin arasında sıradan bir bağ vardı, derdim. Ama ne yazık ki öyle değildi. Bu ikisinin neden birbirine böylesine bağlandığını Allah'tan başka bilen yok. Tam bir muammaydı. İki insan arasında böyle bir düşkünlüğü hiç görmedim. İşin aslı, Abdullah Peri için bir ağabeyden çok bir baba gibiydi. Kız bebekken, geceleri ağladığında uykusundan fırlayıp onun yanına koşan, Abdullah'tı. Onun kirli bezlerini değiştiren, onu kundaklayan, pışpışlayıp uyutan, oydu. Kardeşine karşı sabrı sınırsızdı. Onu köyde dolaştırır, dünyanın en değerli, en kıskanılan ödülüymüşçesine etrafa gösterirdi.
Sayfa 94 - Abdullah ve kardeşi Peri arasındaki bağ. (Anneleri vefat etmişti.)
Alıntı
Empati kurmadan, orada öyle rahat rahat oturun, alkoliği eleştirin, aklını kaçırmıştan nefret edin, bir rahip gibi yanından geçip gidin ve sizi onlardan biri yapmadığı için Ferisi gibi Tanrı'ya şükredin.