Hayatımızı bir insana göre kurarız; artık onu hayatımıza kabul edebileceğimiz an geldiğinde, o insan gelmez, sonra bizim için ölür ve biz de sadece onun için hazırlanmış olan şeyin içine hapsolup yaşarız.
Sayfa 188 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025
(...) kalıcılık ve süreklilik hiçbir şeye bağışlanmamıştır, acıya bile. Zaten aşk acısı çekenler, bazı hastalar için de söylendiği gibi, kendi kendilerinin hekimidirler. Tek teselli ıstıraplarına sebep olan kişiden gelebileceği ve bu ıstırap o kişiden yayıldığı için, sonunda ilacı bu ıstırapta bulurlar. Bu ilacı, ıstırabın kendisi, belirli bir noktada kendilerine sunar; çünkü içlerinde evirip çevirdikçe, bu ıstırap, özlenen kişinin bir başka yanını gösterir onlara; bazen öyle iğrenç bir yanıdır ki bu, onu bir daha görmek bile istemezler, çünkü ondan hoşlanabilmek için, acı çektirmeleri gereklidir; bazen de öyle tatlı bir yanıdır ki, sevgiliye atfedilen hoşluktan onun adına şeref duyulur, bir umut ışığı çıkarılır.
Sayfa 185 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025
Rüyaların çoğunda, insanların görünüşüne aldanmamak gerektiğini biliyordum; bunlar kılık değiştirmiş olabilirler, başkalarının yüzünü taşıyor olabilirler; katedrallerdeki, cahil arkeologlar tarafından birleştirilmiş, birinin başı diğerinin vücudu üzerinde duran, sıfatları ve isimleri birbirine karışmış, sakat azizler gibi. Rüyalardaki insanların isimleri bizi yanıltabilir. Sevdiğimiz insanı rüyada sadece hissettiğimiz acının şiddetinden tanıyabiliriz.
Sayfa 184 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025