Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’da insanlığın yüzüne çarptığı o kör edici hakikat şudur: İnsan aç kaldığında değil, görünmez kılındığında yok olur. Yoksulluk bir kış ayazıdır, elbet bir parça ekmekle ısınabilir insan. Oysa sefalet, toplumun sizi canlı canlı toprağa gömmesidir; bırakın elinizden tutmayı, göz ucuyla bile bakmazlar yüzünüze. Çünkü yoksulun sadece bedeni çıplaktır, sefilin ise ruhu… Toplumun en aşağılık yargısı, muhtaç olana acıyıp, ihtiyacı göze batacak kadar derinleşeni tiksinerek dışlamasıdır. Sefil insan, insanlığın gözünde artık sadece 'gereksiz bir kalabalık'tır. Dostoyevski’nin asırlar önce açtığı bu yara bugün hâlâ kanıyor. Üstelik öyle kanıksadık, öyle sıradanlaştırdık ki bu görünmezliği... Sefillik artık bir çaresizlik değil, modern dünyanın sırtımıza yapıştırdığı bir kimlik. Sahi, ne diyordu o acı çığlık? 'Vah bize… Vah biz gidi sefiller!
Funda'dan...
Her şeyin hızla eskitildiği bu çağda, sevilmeden önce arzulanmanın telaşına düşüyor kalpler. Şehvetin gürültüsü, sevginin o zarif fısıltısını bastırıyor. Oysa gerçek bir aidiyet, tenden önce karakterin hizasında durmayı gerektirir. Nefsin o kör adımlarından çok önce; gurur, onur ve ahlak on adım önde yürümeli ki aşkın yüzü yere düşmesin. Onursuz olacaksa, varsın hiç olmasın; yalnızlığın asil kefareti, sahte hazların taksirinden evladır. music.youtube.com/watch?v=LJio6eo...
Müzik
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Cezam bu benim..._GeceResepsiyonisti_
Sen güller saçarken gülüşün ile bana Onları zehir gördüm lanet olsun bana Bir ömür yolunu gözlemek ile geçecek Yaptıklarımla seni üzdüm cezadır bana Sen ki gülüşüyle beni ödüllendiren sevgili Yokluğun ne büyük bir cezamış oysa ki Gözlerinden akıttığım her bir damla yaş İnan ki ciğerimden kan kusa kusa çıkar Hasret denizinde boğulup tekrar diriliyorum Sen başkasında mutluluğu bul sevgilim Değerini bilemediğimden yokluğun ile Bir ömür beraber olmaya zincirlendim...
Şiir
Bir çığlığın ardından doğdum Birer feryadın sesinden Senden aldığım gözlerim Sadece sabrını taşıyor Bakışlarım yüzünün karası Soğuk sisli ve uzaktan Buraya ait değilim hani, sadece çağırıldım Büyürüm diye atılanım toprağa Dışında çiçekler açarken köklenemeyen Çiçektim ben dalına yabancı Çiçektim büyüdüğü topraktan utanan Anne, eğreti otuydum bahçenin İstediğin rengi veremedim Oysa ben baharda doğmadım mı? Şimdi binbir emekle baktığın bu bahçe öyle bakımsız ki Yakışmıyorum buraya Köklerle değil sorularla tutundum toprağına Anne, beni cevapsız bırakma Hala boşluğa dönemiyorum sırtımı Her gece gerçeklik bir azizler ordusu yolluyor rüyalarıma Sessiz bir yargıya mecbur kalıyorum Anne rahmet et bana Yaratıcı öz suyunla doğur beni Sen varken yetim olmak varlığımın özeti sanki Ama ben de istemezdim böyle olmayı Bak sokakta çığlıklar var Benimse akmaya korkan gözyaşlarım Anne yeniden doğur beni Kanayan dizimden
Ne çok sustuk Oysa söylenecek ne çok şey vardı.
Çünkü her tarafı gece olan bi kadını ışıkları kapatarak korkutamazsın… Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç Ben isterdim ki bu hayata her zaman mavi bakayım... Sarsıntı Mustafa Görgüç Bazı sırlar belki de her zaman sır olarak kalmalıydı. Sarsıntı Mustafa Görgüç Ulan kıyafete göre adam veya kadın muamelesi yapan bir milletten ne bekleyebilirsiniz… Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç Neden aynaya yumruk attın çünkü beni bir bütün olarak gösteriyordu. Oysa ben paramparçaydım Sarsıntı Mustafa Görgüç İki biradan sonra herkes sever, sen beni kahvaltıda sev Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç
Duygu ve Düşünce

Apsuva.

@Hkla
·
Yastığınızı ısırıp ağlarken sizi ağlatan insanın götünü dönüp uyuması nereden bakarsan bak, adaletsizliktir.