AŞK İNSANI AYRILIĞINDAN YAKALAR!..
(...) Âl-i İmran Sûresinin 11. Âyetinde dikkatimi çeken bir bölüm var. Meâller buraya mânâ vermekte iki yola ayrılıyorlar. Bir kısmının dediği Diyanet Vakfı'nın çalışmasındaki gibi: "Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar. Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi." Diğer bir kısmının dediğiyse Diyanet İşleri'nin çalışmasındakine benziyor: "Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı." Mealler dünyasındaki çeşitlilik içine girilince kolay çıkılmayan bir şey olduğundan daha fazla dolaştırmıyorum. Hep konuştuğumuz şeyler zaten: Meâller aslâ Kur'ân yerine geçemez. Geçemez. Aslâ. Kur'ân'ın hakiki tercümesi olamaz. Olamaz. Aslâ. Şu mânâlar yalnız birer eşik sayılabilir o yıldızları tefekkür için. Ne söylenildiğinden küçücük bir pay alabilmek için. Yoksa meâllerle Kur'ân'ın hakikati kuşatılamaz. Beşerin çay kaşığı etmez fehmi, okyanusları içine sığdıramaz, taşıyamaz, tutamaz, vesselâm. Yalnız burada "günahlarıyla yakaladı" ifadesi bana Mevlâna Celâleddin Hazretlerinin bir şiirini hatırlattı. Tastamam hafızamda değil. İnternette yaptığım aramalar da sonuç vermedi. Orijinalini paylaşamıyorum bu nedenle. Benzerlik kurduğum kısmı, eğer doğru hatırlıyorsam onu da, öz cümlemle nakledeyim sana: "Aşkın bizi ayrılığımızdan yakaladı." Evet. O Hazret, ism-i Vedud'a mazhar bir velî olarak, Cenab-ı Hakka bu şakıma ile sesleniyordu. İnşaallah doğru hatırlamışımdır. İşte, ilk duyduğum vakit şöyle tefekkür etmiştim Hazretin bu sözünü: **Hakikaten aşkın varlığı ancak ayrılıkla bilinir. Velev tevehhüm kadarcık olsun. İhtimal olsun. Ama olsun. Ayrılık varolsun. Başka türlü aşk da varolamaz. Ya bir "tasavvur korku" yahut da "yaşanılan bir hakikat" olarak "firak" insanın aşkını anlamasını sağlar. Yansımasının şiddetlenmesine elverir. İlgisini
Aşk’a Dair
"Fakat özgürlük ne ola- cak?" "Rüzgârm var." "Peki ya arzu, sonra öz- lem, huzur?" "Atesim, suyum, topra- gim var." "Fakat ben insanim, ben- siz olmaz." "Olur. Ben sensiz de dün- yayim."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Stanisław Lem
"İnsan başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama karanlık geçitlerle gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını bulup çıkaramamıştı."
İnsan
KİMLERE HİTABEN YAZIYORUM?
Enaniyet/benlik ve kendine güvenmek, riyâkârlık/gösterişçilik, hodfuruşluk/kendini beğendirmeye çalışmak ile bed/kötü, fena ve çirkin tüm hasletlerden Rabbimize sığınarak bu yazıya başlıyorum. Ömrünün büyük kısmını münzevî bir hayat içinde, bir bölümünü ise baskı ve zulüm altında; hapishanelerde, karakollarda gözaltılarla ve evinde denetimlerle geçiren Mehmed Feyzi Efendi şöyle demiştir: "Bunları size şikayet olsun diye değil, hikâye olsun diye; hakkımda mâlumatınız olsun, mahiyetimi bilesiniz diye anlatıyorum. Başka bir maksadım yoktur!" [Mehmet Feyzi Efendi’den Feyizler (4 Cilt Takım), c. II, s. 316] Aynen öyle de, bu yazıyı da şikayet için değil bir meseleyi hikâye etmek için kaleme alıyorum. Nitekim bizler Hizbü'l-Hakaik'te "Tazarru Ve Niyaz - 1" bölümündeki "Allah'ım! tasamı, üzüntümü ve şikayetimi sadece Sana arz ediyorum!" [Büyük Cevşen ve Türkçe Açıklaması (Celcelûtiye İlaveli), s. 469] duasına cân û gönülden bağlanan, iman eden kimseleriz. Ya'kub Aleyhisselâm da gam ve kederini yalnızca Allah’a arz ettiğini şöyle ifade eder: "(Ben) gam ve kederimi ancak Allah'a şikâyet ediyorum." (Yûsuf, 12/86) Üstâd Bediüzzaman'ın "...bundan sonraki hayatı kendimize değil, belki hak ve hakikata vakfetmeliyiz. Şekva değil, şükrettirecek rahmetin izini, yüzünü, özünü görmeye çalışmalıyız." (Tarihçe-i Hayat, s. 240) dediği gibi tam bu mânâya mutabakat sağlamaya gayret etmeliyiz. Rabbimiz de Âl-i İmrân Sûresi'nde buyuruyor: "O hâlde içinizden, hayra davet eden ve iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun! İşte kurtuluşa erenler, yalnız onlar olacaktır." (Âl-i İmrân, 3/104) Biz de bu şümûle mazhar olmayı ve felâha/kurtuluşa ulaşmayı niyaz ediyoruz. Yazılar yayınlayıp muhtelif mevzûları ele aldığımız zaman, fazla okunmayacağı vb ifadeler ile şevk kıranlar elbette oluyordu. Lâkin ayette geçtiği üzere **"hayra da'vet eden ve iyiliği
1000Kitap
Aslında aşk; "öz"ümüzden ve "öz"güvenimizden doğan en "öz"el duyguların en "öz"gün biçimde ve "öz"gürce "öz"ümlendiği, "öz"veriyle paylaşıldığı bir "öz"lem değil midir?
Duygu ve Düşünce
Stanislaw Lem.
İnsanoğlu başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama, karanlık geçitlerde gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını bulup çıkaramamıştı..