Ozan

Çevremdekilerin hassasiyet, rikkat, kadirşinaslık, hamiyetperverlik, diğerkâmlık gibi türlü türlü laflarla övgüye değer bulduğu karakterim, yıllar geçtikçe beni içine çeken ba-taklığa, zamanla daha karmaşıklaşan bir labirente dönüştü ve oradan nasıl kurtulacağını bilmeyen, kaderine razı bir kurban gibi usul usul sonumun gelmesini bekledim.
Sayfa 18·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ölmekle hayatta kalmak arasındaki mesafe, sevdiklerinle arandaki mesafeyle ters orantıl. Ölümün veya hayatın sana yakınlığını sadece bunun belirlediğini gördüm.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Kendini bildiğinden bu yana didinerek kurmaya çalıştığın konforlu hayat meğerse bir kuruntudan, zayıf bir örümcek ağından ibaretmiş; yaşamak, karanlık bir denizin kıyısında yürür gibi kaybolmanın kıyısında yürümekmiş; insanın kendisiyle mesafesi, dünyanın geri kalanıyla arasındaki mesafeden daha büyükmüş. Yalnızlık, hayatın içindeki küçük bir parça değil, hayatın kendisiymiş.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Kaybolmak ansızın başımıza gelen felaketlerden değil; bir zaman dilimine yayılarak, yavaş yavaş, insana sezdirmeden gerçekleşiyor. Ancak son evrede kendini belli eden sinsi hastalıklar gibi iş işten geçtiği vakit anlıyorsun ruhuna musallat olan amansız musibeti.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Bilmemek
Öte yandan gerçeğin mutlaka ortaya çıkması gereken bir şey olduğundan emin değildim, bazen bilmemek çok daha iyiydi. Ben bilmeden önce iyiydim, çok daha iyiydim.
Sayfa 385·Kitabı okudu
Edebiyat