Eşref Bey ise İzzet’in omzuna dayanmış zorlukla yürürken ağzından şu sözler zorlukla dökülüyordu:
“Durmadan çalıştım...Bu işe gönül vermiştim, mantık ne derse desin... Hiç bir zaman filozof yâ da siyasetçi olmadım ve bu işten iyi dostlar, yara izleri, kalça kırığı ve birkaç madalya ile memleketim için çok iyi dövüştüğümü bilmenin verdiği tatmin dışında hiç bir şey elde etmedim.”
Nasıl ki bir avuç kahraman Trablusgarp’ta bütün oyunları boşa çıkarmışsa, şimdi de yine nice oyunlar bozmak için yurda dönüyorlardı.
Eşref Bey, vapurda İstanbul yolculuğu sırasında kamarasından hiç çıkmadı. Kederini kamarada bir başına yaşadı ve sadece Musa ile paylaştı. Onun ne denli hüzün içinde olduğunu gören emir eri, koca yolculuk boyunca bir cümle konuşmuştu:
“Allah var gam yok, ya Bek...”
“Gam.... Çok... Lakin ümidimiz de çok Musa.”