Dalgalar|Virginia Woolf
Puan vermedi·264 syf.··
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:56
(Spoiler içerir) Bazı kitaplar bittiğinde "Beğendim." ya da "Beğenmedim." demek kolaydır. Dalgalar ise benim için bunlardan biri olmadı. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, onu değerlendirebilmek için zamana ihtiyacım olduğuydu. Öncelikle söylemeliyim ki okuması oldukça zor bir kitaptı. Sürekli bir içe bakış hâkimdi. Alışık olduğumuz anlamda ilerleyen bir olay örgüsü yoktu. Zaman zaman kitaptan koptuğum, hatta okumayı bırakmayı düşündüğüm anlar oldu. Fakat yine de devam ettim ve bitirdiğim için mutluyum. Roman boyunca doğumdan ölüme uzanan insan hayatı, güneşin gökyüzündeki yolculuğuyla metaforik bir şekilde anlatılıyor. Çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık... Hayatın tüm evreleri, altı farklı karakterin iç sesiyle birlikte akıp gidiyor. Bu yönüyle Dalgalar, bir hikâye anlatmaktan çok insan zihnini anlatıyor. Virginia Woolf'u okurken sanki onun zihninin içinde dolaşıyormuşum gibi hissettim. Bazen karmaşık, bazen melankolik, bazen de büyüleyici bir dünyanın kapıları aralanıyordu. Kitabın en etkileyici yanı ise karakterlerin en gizli duygularını büyük bir dürüstlükle ortaya koymasıydı. Kıskançlık, imrenmek, kendini başkalarıyla kıyaslamak ya da itiraf etmekten çekindiğimiz düşünceler... Woolf, bunları insan olmanın doğal bir parçası olarak anlatıyor. Beni en çok etkileyen bölümlerden biri ise ölüm ve yas üzerine olan satırlardı. Bu konuda bugüne kadar pek çok alıntı okudum. Ancak bu kitapta yas, alışık olduğum şekilde anlatılmıyordu. "Her şeyin merkeziydi o. Artık noktaya gitmiyorum. O yer boş." cümlesi, kaybın insanda bıraktığı boşluğu uzun uzun anlatmadan hissettirebildi. Belki de bu yüzden kitap boyunca en çok aklımda kalan satırlar bunlar oldu. Bazı kitaplar okunduğu anda değil de insanın içinde yavaş yavaş anlaşılır.
Duygu ve Düşünce
DalgalarVirginia Woolf · Sia Kitap · 20203,964 okunma
Sanat ve Siyaset
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 306. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 03:07
Sıkı izleyicisi olduğum efsanevi yönetmen Ken Loach ile sıkı okuru olduğum genç Fransız yazar Édouard Louis in sanat,hayat ve siyaset üzerine söyleşisi.Sadece ülkemizde değil tüm dünyada gittikçe ağırlaşan çalışma şartları ve insanca yaşamın zorlaşması üzerine neden halen sağ siyasetin gündemi belirlediğini çözümlemeye çalışan ikili,savunmada kalan ve gündem üretemeyen, gittikçe silikleşen solun nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini irdeliyor. Egemenlerin tahakküm altına aldığı halk kitlelerinin nasıl yeniden örgütlenebileceği,başka bir dünyanın mümkün olabileceğini tartışan,kısa olsa da ufuk açan söyleşiyi mutlaka okumanızı öneririm.
Sanat ve Siyaset KonuşmalarıÉdouard Louis · Tellekt · 2024118 okunma
Reklam
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:44
Kitaba başlarken hedefim kaybettiğim okuma alışkanlığımı geri kazanmaktı ve bunun için bundan 6 sene önce okuduğum Simyacıyı seçmiştim iyi ki de öyle yapmışım. Hayatımızın belirli döneminde kendi kişisel menkıbemizin ne olduğunu düşünürüz onu fark etttiğimizde önce anlamayız sonra o bize kendini hatırlatacak işaretler gönderir. Benim hayatımın tam bu dönemindeydi işaretleri fark ettiğim ama adım atmadığım şimdi ise ne olursa olsun kendi kişisel menkıbemi gerçekleştirmem gerektiği ve yaşadığım tüm olayların aslında kendi kişisel menkıbemin içerisinde olduğunu farketmemi sağladı. Kitabın başında çoban olan Santiago sonunda yine aynı yere döndü ama bu sefer öğrendikleri ve aşkı vardı. Benim kitapta en etkilendiğim yerlerden biride Fatima ile olan ilk görüşte aşktı “ Ve aşktı bunun adı , insanlardan da çölden de daha eskiydi, tıpkı kuyunun yanında bu iki bakışın buluşması benzeri, iki bakışın buluştuğu her yerde, her zaman aynı güçle ortaya çıkardı.” “bir gün bu kadının kokusunu bıraktığını ve bu kadının yaşadığını bile bilmeden onu sevmiş olduğunu düşündüm ve bu kadının duyduğu aşk ona dünyanın bütün gizlerini açacaktı” ve benim için en anlamlı alıntı “ başarısızlığa uğramak korkusu şimdiye kadar Büyük Yapıta girişmeme engel oldu on yıl önce başlamam gereken şeye ancak şimdi başlayabiliyorum ama 20 yıl beklemiş olduğum için de mutluyum. “Düşüşüzü gerçekleştir emememmizin yanı sıra ona doğru ilerlerken aldığımız dersleri iyice öğrenmemmizi ister ama insanların çoğunluğu işte bu anda vazgeçerler çölün dilinde biz bu durumu şöyle tanımlarız Vanın palmiyeleri Ufukta görülmüşken susuzluktan ölmek” ve kitabın son sözlerinde en etkilendiğim ve son alıntı da “gerçekte kendi kişisel menkıbesi yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir.” Eğer bu kitabı hala okumayan varsa kesinlikle
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,8bin okunma
8/10
·320 syf.··
2026 27. kitabı
Merhaba sevgili okurlar Bugün sizlere @uguroguzpayas ın romanıyla geldim.Bir romanın daha ilk sayfalarından okuyucuyu içine çekmesi her zaman kolay değildir ama Yarından Önce Ölme bunu başaran kitaplardan biri olmuş. Şiirle, edebiyatla başlayan ve zamanla büyük bir gizemin içine sürüklenen hikâye; sadece bir suç romanı değil, aynı zamanda insan ilişkilerini, aşkı, geçmişi ve yaşanılan coğrafyanın izlerini de taşıyor. Genç bir kızın ardında bıraktığı gizemli notla başlayan olaylar, öğretmenin çıktığı araştırma yolculuğuyla bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Sayfalar ilerledikçe Payas’ın sokakları, Kapadokya’nın atmosferi ve karakterlerin sakladığı sırlar hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Güç, para, suç ve geçmişle yüzleşmenin iç içe geçtiği bu yolculukta yazar; okuru sürekli “gerçek nedir?” sorusunun peşinden sürüklüyor. Karakterlerin değişen yüzleri ve beklenmedik gelişmelerle sık sık ters köşe olduğum, merak duygusunu diri tutan bir okuma oldu. Yerel dokunuşlarla zenginleşen, gizem ve duyguyu harmanlayan bu roman Uğur Oğuz Payas’ın kaleminden dikkat çekici bir çalışma olmuş. Gizem ve suç bir aradaysa sever ve okuruz her daim emeğinize sağlık..
Yarından Önce ÖlmeUğur Oğuz · Kavim Yayıncılık · 20264 okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Dedektif Maeve serisinin on ikinci kitabını da büyük bir keyifle okudum. Gizli Oda, serinin önceki kitaplarından farklı bir özellik taşıyor çünkü bu kez polisiyeden ziyade dedektiflerin özel hayatına daha fazla yer verilmiş. Maeve ve Derwent arasındaki ilişki derinleştirilirken, Derwent’in bir olay nedeniyle gözaltına alınması hikâyeye ayrı bir hava katmış. Kitapta en çok sinir olduğum karakter ise Melisa oldu. Okurken kendimi nasıl kitaba nasıl kaptırdıysam artık, bir an onu boğmak istedim Finali ise gerçekten çok iyiydi, yüzümde bir tebessümle bitirdim. Kitap bitti ancak içim buruk çünkü yazarın yeni kitabı henüz yayımlanmadı. Anlaşılan o ki şu an yazım aşamasında ve biz okurlar olarak en az bir yıl daha beklemek zorundayız. Dedektif Maeve Kerrigan serisi ; 0,5 Ölüme Terk Edilenler 1- 5. Kurban 2- Acımasız 3- Sessiz Kurban 4- Parafili 5- Sakın Hata Yapma 6- 11. Kat 7- Ölülerin Konuşmasına İzin Ver 8- Sessizliğin Peşinde 9- Kapalı Kapılar Ardında 10- Çıkmaz 11- Ailede bir yabancı 12- Gizli Oda Jess Tennant Serisi; 1- Kimsenin Freya’dan Haberi Yok 2 - Bundan Kimseye Bahsetme 3 - Üçe Kadar Say Bağımsız;
The Secret RoomJane Casey · Hemlock Press · 202516 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 420. kitabı
Mülksüzler, Amerikalı yazar Ursula K. Le Guin’in kaleme aldığı, bilimkurgu edebiyatının en derinlikli, en entelektüel ve en sarsıcı başyapıtlarından biridir. 1974 yılında yayımlanan roman, ikircikli bir ütopya alt başlığını taşır ve iki farklı toplumsal düzeni karşı karşıya getirerek kusursuz bir sistem eleştirisi sunar. Hikaye, birbirinin uydusu olan iki farklı dünyada geçer: Urras ve Anarres. Urras; mülkiyetin, kapitalizmin, devlet otoritesinin, lüksün ve aynı zamanda derin sınıfsal eşitsizliklerin hakim olduğu zengin bir dünyadır. Anarres ise, iki yüz yıl önce Urras'taki bu sisteme başkaldıran anarşist bir grubun yerleştiği, mülkiyetin, paranın ve yasaların olmadığı, tamamen dayanışmaya dayalı, kurak ve zorlu bir çöl dünyasıdır. Romanın başkahramanı dahi fizikçi Shevek, kendi dünyası olan Anarres'teki anarşist düzenin zamanla hantallaştığını, kurumlaştığını ve düşünce özgürlüğünü kısıtlamaya başladığını fark eder. Shevek, zaman ve mekan algısını kökten değiştirecek olan Eşzamanlılık Kuramı'nı tamamlayabilmek ve iki dünya arasındaki duvarları yıkabilmek için, yüzyıllardır hiçbir Anarreslinin yapmadığı bir şeyi yapar ve Urras’a seyahat eder. Ursula K. Le Guin, Shevek’in bu iki dünya arasındaki yolculuğunu ve içsel sorgulamalarını kronolojik olarak dönüşümlü bölümlerle aktarır. Yazar; dili, mülkiyet algısını (örneğin Anarres dilinde "benim" yerine "sahip olduğum" ifadesi kullanılır) ve insan doğasını muazzam bir sosyolojik ve felsefi altyapıyla irdeler. Mülksüzler; gerçek özgürlüğün hiçbir şeye sahip olmamaktan geçtiğini savunan, mülkiyetin insan ruhunu nasıl tutsak ettiğini gösteren ve mükemmel bir toplumsal düzen arayışının asla bitmeyeceğini hatırlatan anıtsal bir edebi şaheserdir.
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Reklam
Reklam