İman Dağı: Hazreti Asiye Radyallahü Anhâ
Hz. Asiye Radyallahü Anhâ, yeryüzünün en acımasız zalimi olan Firavun’un eşiydi. Sarayların ihtişamı, zenginliği ve dünya nimetleri ayaklarının altındayken, o ruhunu ve kalbini Allah Teâlâ’ya teslim etti. İmanını uzun süre Firavun’dan gizledi. Ancak saklanan bu ilahi nur bir gün açığa çıktığında, Firavun çılgına döndü. Eşine her türlü işkenceyi reva görerek ondan tek bir şey istedi: "Dininden dön!" Fakat Hz. Asiye Radyallahü Anhâ, imanın lezzetini tatmıştı; saraylar da gelse, kırbaçlar da inip kalksa geri adım atmayacaktı. Firavun özel sopalar getirterek işkenceyi iyice artırdığında, Hz. Asiye Radyallahü Anhâ tarihe geçecek o sarsılmaz duruşu sergiledi ve zalimin yüzüne şöyle haykırdı: "Sen de biliyorsun ki, benim nefsim ve kalbim Allah Teâlâ’nın koruması altındadır. Beni paramparça etsen bile, bu zulmün sadece Allah Teâlâ’ya olan sevgimi artırır!" Meleklerin Gözlediği Bir Sultan Zulmün ve işkencenin doruğa ulaştığı o günlerde, Hz. Musa Aleyhisselâm bu iman abidesi valideyi ziyarete gitti. Hz. Asiye, çektiği acılara değil, sadece Rabbinin rızasına odaklanmıştı. Büyük bir endişeyle Hz. Musa’ya sordu: "Ey Musa! Rabbim benden razı mı, yoksa bana kızgın mı?" Hz. Musa Aleyhisselâm ona şu müjdeyi verdi: "Ey Asiye! Semanın tüm melekleri senin yolunu gözlüyor, hepsi seni özlemekte! Allah Teâlâ seninle gurur duyuyor. Benden ne istersen iste, dileğin Allah Teâlâ katında anında yerine getirilecek!" Sarayları Reddedip Cennette Ev İsteyen Kadın Firavun’un emriyle Hz. Asiye için korkunç bir düzenek kuruldu. Yere dört büyük kazık çakıldı; mübarek validemizi bu kazıklara bağladılar. Göğsünün üzerine devasa bir değirmen taşı koyarak, çöllerin o kavurucu, kızgın güneşi altında ölüme terk ettiler. Selman-ı Farisi Radiyallahü Anh o anları şöyle aktarır: "Hazreti Asiye kızgın
Din İslam
"Muhakkak ki sizden biri namaz kılarken (aslında) Rabbiyle özel olarak konuşmaktadır."(Buhârî, Salât, 36)
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kültigin gümüş hatıra para ve baknot. Türk runik alfabesi yazılı özel klasör. Tüm dünyada sadece 500 tane 3'ü benim koleksiyonumda :)
10 Muharrem 1448 özel dua
​Ya Rabbi, Ya Erhamurrahimin; ​Senin sonsuz merhametine sığınarak, Aşure Günü'nün o mübarek ikliminde huzuruna geliyoruz. Bugün yaşanmış tüm hikmetli olayların hürmetine, kalbimizdeki tüm samimi duaları senin yüce katında kabul eyle. ​Ya Rabbi! Hazreti Adem (a.s.)'ın tevbesini kabul ettiğin gibi, bizim de işlediğimiz tüm hata ve günahlarımızı bağışla, bizi temizle ve tevbelerimizi katında makbul eyle. ​Ya Rabbi! Hazreti Nuh (a.s.)'ı tufandan selamete çıkardığın gibi, bizi de hayatın çalkantılı tufanlarından, kederlerden ve bizi boğmaya çalışan dünyevi sıkıntılardan kurtar, bizi selamete ulaştır. ​Ya Rabbi! Hazreti İbrahim (a.s.)'ı ateşin içine attıklarında, o ateşi ona serin ve selametli kıldığın gibi; hayatımızdaki her türlü maddi ve manevi kötülüğün, üzerimize yönelen hasetlerin, bizi yakıp kavuran dertlerin ve nefsimizin ateşinin bize dokunmasına izin verme. Bizi her türlü şerden muhafaza eyle ve ateşlerimizi serinliğe, huzura çevir. ​Ya Rabbi! Hazreti Yunus (a.s.)'ı balığın karnından, o karanlıklar içerisinden çıkarıp selametine ulaştırdığın gibi, bizi de içinde bulunduğumuz çaresiz ve imkansız görünen durumlarımızdan, ruhumuzu sıkan dertlerimizden selametle çıkar. ​Ya Rabbi! Hazreti Musa (a.s.)’ı ve kavmini firavunun zulmünden kurtarıp denizi onlar için yol kıldığın gibi; içimizdeki ve dışımızdaki tüm firavuni nefislerden, bizi hakikatten alıkoyan tüm maddi ve manevi putlardan, özgürlüğümüze ve imanımıza kasteden her türlü engelden bizleri halas eyle. ​Ya Rabbi! Hazreti Yusuf (a.s.)'ı kuyudan çıkarıp aziz eylediğin, Hazreti Eyyüb (a.s.)’a hastalıklarının ardından şifa verdiğin gibi; bizleri de derin kuyulardan, yalnızlıklardan ve her türlü maddi-manevi hastalıklarımızdan kurtararak feraha eriştir. Ya Rabbi! Bizleri nefsimizin arzularından, gafletin
Canım İsmet Özel, çok az kaldı yıkılacak gibiyim..
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri seyir bile edemezken içimizdeki şenliği yılgı yanımıza yanaşamazken bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat yıkılmak elinde mi? İsmet Özel
Şiir
Hayatın gürültüsü içinde kendi sesini kaybedenlere bir çağrı. Bu kitap, cevaplar vermek için yazılmadı. Birlikte durmak için yazıldı. İnsanın kendine yabancılaştığı anlardan, kırıldığı yerlerden, susarak geçtiği eşiklerden doğdu. Bazen bir şiirle, bazen bir günlük satırıyla, bazen uzun bir sessizlikle... Bu sayfalarda bir yolculuk var: Uyanmadan önceki halden çatlağa, dağılmaya, durmaya; kayboluştan seçime, birliğe, öze ve huzura doğru. Kahramanı olmayan bir kahramanın yolculuğu bu. Çünkü burada anlatılan, özel bir hayat değil, hepimizin içinden geçen kolektif bir hal. Okurken kendinizi bir cümlede dururken, bir satırda nefes alırken, bir paragrafta içinize bakarken bulabilirsiniz. Bu kitap size ne yapmanız gerektiğini söylemez. Sizi dönüştürmeye çalışmaz. Sadece şunu hatırlatır: Kendinize geç kalmış olabilirsiniz. Ama henüz geç değil. Eğer bu satırlarda kendinizden bir parça bulursanız, bilin ki bu tesadüf değildir. Çünkü bazı kitaplar okunmaz, insanı kendine doğru çağırır.