1860'lı yılların Rusya'sındaki sosyal problemleri, ana karakter Raskolnikov'un suçu işleyip bunu itiraf edene kadarki süreçte psikolojik bir labirente kendini hapsederek gözler önüne sermesini çarpıcı bir şekilde içselleştiriyorsunuz. Psikolojik detayların bu kadar tam ve eksiksiz betimlenmesi ürpertiyor okurken.
Yahudi olan Stefan Zweig Avusturya'dan kaçarak önce İngiltere'ye sonra Breilya'ya gitmiş ve II. Dünya Savaşının yarattığı insanlık dramına dayanamayarak eşiyle 1942'de intihar etmiştir. Yaşadığı psikolojik yıkımları eserlerine çok iyi yansıtmıştır. Bu kitabında da ülkesinden kaçan Ferdinand'ın savaş karşıtlığı, eşi ve görev mecburiyeti arasında sıkışıp kalmasına, özgürlüğünü elinden kaçırışına tanık oluyorsunuz.