Özge

Özge
@ozge_aksoy
Mutlu olabilmeyi başarmış bir insan; eş, anne ve evlat.
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 13:02
Hayatım boyunca okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Harika betimlemeleriyle yazar, adeta insana romanın içinde bir film izletiyor. Hem gerçekçi hem masalsı büyüleyici bir roman. Hem harika bir anlatımla ve betimlemelerle 1900'lerin başlarını hem de ara ara eklediği kısa anlatılarla günümüzde geçen olayları çok güzel harmanlamış yazar. Sonradan eklenen "Son-ra" bölümü iyi ki eklenmiş!
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·200 syf.··
2026 5. kitabı
Su gibi akan bir kitap. Yazar eserini, romanın kahramanlarından biri olan Ethem’e ithaf etmiş. Çok haklı bir ithaf olmuş bence. Ama yine de ben olsaydım Ethem’e ve Nurten’e ithaf ederdim. Yazar olayları adı geçen kahramanların farklı bakış açılarıyla ele almış. Herkes kendince haklı. Ama kendince haklı olmak yetmez. Bazı karakterler gerçekten bencil, rahatsız edici bencillikleri de çok yaygın bir durum Malesef. Geçmiş travmaları hayatlarına ilmek ilmek işlenmiş, motif olmuş karakterlerin. Yaşananların; ama büyük ama küçük, geçerli bir sebebi var. Mesela ben Mürüvvet’i bile anladım. Yine de Ethem’le Ekrem’e çok günah etmiş. Senin derdin Kazım’la. Bu kitabı okurken şunu düşündüm, normalde tek bir ailede bu kadar üst üste skandal bir arada olmaz. Yazar muhtemelen sağdan soldan duyduğu çeşitli yaşanmış olayları romanında tek bir aile çatısı altında ete kemiğe büründürdü. Çok güzel işlemiş. Çok kısa karakterlerin özelliklerinden -kendi bakış açımla- bahsedeceğim. *Spoiler olabilir*. Ethem çok iyi bir adam, çok düzgün, namuslu, çalışkan. Sebebini bilmediği bir yalnızlık, yabancılık hissiyle geçirmiş ömrünü. Nurten Ethem’in karısı. Ethem’den daha iyi bence. Pırlanta gibi bir kalbi var, içler acısı da bir hikayesi. Saflık derecesinde de dindar. Akıl süzgeci din konusunda zayıf. Hülya sözünün eri, yiğit bir kadın. Ben Hülya’yı çok sevdim. Çok omurgalı kadın vesselam. Çok düzgün, dosdoğru. Öyle bir dostum olmasını isterdim. Emin Hülya’nın kocası. Kötü biri değil belki ama Hülya ne kadar omurgalıysa Emin de tam tersi omurgasız olmuş. Hep eğilip bükülmüş, kendi kararlarını verememiş. Ekrem küçük kardeş. Biraz kurnaz. Kurnazlığı sebebiyle yaptığı evliliğinde esir olmuş ama karısının hatırına değil, kayınbabasının hatırına sürdürmüş evliliğini. Onca sahipsiz ve sevgisiz
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
10/10
·256 syf.··
2026 4. kitabı
*spoiler olabilir* İki genç kadın, iki farklı tercih, tercihlerin neticesi olan iki farklı hayat. Benim gözlemime göre, bu iki kadının ortak bir noktası var: huzursuzluk. Sürekli onları içten içe kemiren; ilerlemelerine, mutlu olmalarına, anda kalmalarına engel olan bir huzursuzluk. Aslında bence yazar, dünya tatlısı ve hanımefendisi Ceren hanım, bize en temelde şu mesajı veriyor: neyi tercih etmiş olursan ol, sana mutlak bir mutluluk vadeden bir hayat yaşayamayacaksın. Çünkü mutluluk ve huzur, gerekli tüm koşulları sağladığını zannettiğinde bile eğer içinde huzursuzluk ve aidiyetsizlik varsa asla seninle olmaz. Bir insanın mutluluğa gönlünün olması lazım. Huzursuzlukları bertaraf etmeye kararlı olması lazım. Ancak o zaman hayatın bize sunduğu güzellikleri hakkıyla yaşayabiliyoruz. Ben pek Asiye gibi asi değildim. Zaten annem babam da beni hep destekledi. Şehir dışında da okudum, huzurla yuvaya geri de döndüm. Yaşadığım her türlü sıkıntıda hatalı ben bile olsam gizliden gizliye beni çimdikleyip tüm dünyaya karşı delicesine beni savunacak bir annem vardı arkamda. Beni uyarır, bana kızar ama beni asla yalnız bırakmazdı. Asiye asiliğe ve huzursuzluğa o kadar aşina ki, ona dinginlik vadeden umuttan vebadan kaçar gibi kaçtı mesela. Gözünü huzursuzluk bürümüş bir kere. Herkesin hakkını savunup iş kedine gelince meseleyi sadece kavga etmek olarak algılamış Asiye. Ceylan başka ama. Bazı huzursuzluklar insana çok tanıdık geliyor. Ceylanı kendime o kadar çok benzettim ki bazı konularda. O cesaret edip şehir dışında bir bölüm yazamadı mesela. Ben de cesaret edip yarı burslu psikoloji yazamamıştım. Sırf anneciğim ve babacığımın gözünde devleti kazanamadı özelde okudu olmamak için. Oysa ki yazsaydım alasını okuturlardı . Önce dört yıl boyunca bu pişmanlık ve huzursuzluk
TercihCeren Ceran · Masa Kitap · 2025271 okunma
8/10
*Spoiler içerir.* Kitap su gibi akıyor. Çok güzel bir kitap, çirkin olduğuna inandırıldığı için kendi ördüğü kalın duvarlar arasında iç sesiyle konuşarak yaşayan bir genç kadın: Peri. Ama aslında çirkin değil. Normal bir kadın. Yani aslında bence güzel. İnanmış bir kere ben çirkinim diye, o yüzden de kendini güzelliklere layık göremiyor. Betimlemeler mükemmel. Yıkık çadır o kadar çarpıcı geldi ki mesela bana, daha önce hiç kimseye yıkık çadır dendiğini duymamıştım, acayip bir şeydi. Beni en çok o etkiledi. Annesinin safi kötülüğü ya. Yani bir anne çocuğu çirkin olsa bile nasıl o kadar rencide edebilir. Hep kendini düşünen, bencil ve berbat bir insanın elinde büyümenin korkunç sonucu Peri’nin ilk halleri. O ürkek özgüvensizliği, hiçbir şeyi haketmediğine inanan değersizlik hissi. Ama bu kitap gerçekçilikten biraz uzak bir peri masalı gibiydi. Çok güzeldi ve mutlu bir sonla bitti. Mutlu sonla biten masalları, romanları kitapları severim. Hatta bayılırım. O yüzden sonunda Peri’nin sonuna kadar hakettiği her şeyi söke söke almasına çok sevindim. Bir de fotoğrafı veren kişinin İdil olacağını zannetmiştim :) kadın kadının kurdudur lafına o kadar inanmışız ki. Sonrasında yazar beni bir güzel utandırarak İdili de kızkardeş dayanışmasına dahil etti. O kısma özellikle bayıldım. Sadece şunu düşünmeden edemedim, Peri üstün yetenekli bir ressam olmayabilirdi. Normal sıradan bir işi olan hepimiz gibi bir insan olabilirdi. Acaba o zaman Mete yine de sever miydi mesela onu? Sevmezdi, zaten kitapta da bahsediliyor resim yeteneğine tutulduğundan. Güzel bir kadının pek böyle kaygıları olmuyor, kendini ispat etmek gibi bir zorunluluğu. Ama kadın eğer çirkinse, mutluluğu sadece istediği anda yakalaması -Peri gibi- çok kolay değil. Hem çirkin hem de özel bir yeteneği olmayan bir
Çirkin Kadınlar İçin Hayatta Kalma RehberiCeren Ceran · Masa Kitap · 2024498 okunma
8/10
·244 syf.··
2026 3. kitabı
Kitapta çok güzel mesajlar var, hayatın içinde olan ama insanların görmemeyi, görmüş olsalar bile uzun ve dik dik bakmaktan çekindikleri için gözlerini kaçırmayı tercih ettikleri acı gerçekleri çok güzel bir dille ele almış Ceren Ceran. Kendisinin zarif konuşmasıyla ve o güzel ses tonuyla instagramda paylaştığı videolarını izlemeye bayılıyorum. Ve bu güzel kitabın her yerinde Ceren Ceran’ın, o çarpıcı gerçekleri anlatırken takındığı nezaket dolu tavrı görüyorum. Çok güzel bir kitap, okunmasını tavsiye ederim. Bununla birlikte Ömer için mutlu bir son bulmayı çok ama çok diledim. Onu bulamamanın bende yarattığı hayal kırıklığından dolayı 8 puan verdim. Bir insanın hayatının böyle tepetaklak dümdüz yokuş aşağı yuvarlandıktan sonra hayatın ona “Aferin, iyi dayandın. İşte mükafatın.” diyerek güzellikler getireceğine duyduğum o iyi niyetli inanç, tüm zorluklara daha kolay sabretmemi sağlıyor benim. Ömer’in de mükafatını en azından döndüğü memleketinde güzel bir kıza aşık olup, bahçeli müstakil bir evde; temiz, rutubetsiz ve sevgi dolu bir hayatla almasını falan bekledim sonuna kadar. Yani Ömer bunu hakediyordu. Bir de bakış açısının da değiştiğini görmek istedim sanırım. Mutluluğa ve başarıya yüklediği anlamlar neresinden bakarsan bak yanlış. En azından mutluluğun bekçi Hasan’ın oğluyken de küçük bir kasabada yaşarken de mümkün olabileceğini idrak edişini görmek isterdim. Keşke Ceren hanım bize Ömer’in hayatında gün yüzü gördüğü kısımları da anlattığı bir kitap yazsaydı. Ne güzel okurdum.
İstanbul'un Bodrum KatlarıCeren Ceran · Masa Kitap · 2022428 okunma