Spoiler içerebilir!
İncelememe kitabın kendimize sormadığımız, sormaya çekindiğimiz veya sorup cevaplarını veremediğimiz soruları sorduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Kitabı okurken birçok soruyu aslında daha önce kendime sorduğumu fakat cevap vermekten çekinip bir şekilde kendi kendimi geçiştirdiğimi fark ettim. Bu yönüyle kendimle yüzleşmeme fırsat verdiği için beğendiğimi söyleyebilirim. Fakat kitapta bazen sık sık aynı şeylerden bahsettiğini gördüm. Bu da benim okurken biraz yorulmama ve uzaklaşmama neden oldu.
İçerikle alakalı ise ilk sayfalardaki karakterimiz Esin ile çok fazla ortak nokta buldum. Belki de tüm kitap Esin veya Ahmet, Mehmet, Dilek gibi karakterler üzerinden, onların yaşadığı durumlar üzerinden işlenseydi daha bağlayıcı bir okuma serüveni olurdu diye düşünüyorum.
Kitap içinde kendiyle çelişen bazı yazılara rastladım. Belki de benim yanlış yorumlamamdan kaynaklı böyle bir sonuca varmış olabilirim ama şu şekilde:
Sayfa 21'de "Etkili hayır hangisidir?" bölümünde 1. Kısımda şöyle bir cümle var: "Hayır, gelemem, çok üzgünüm..." demek, yaptığınız işin içinde kendi adınıza suçluluk hissettiğinizi gösterir. Aslında gitmeniz gerek ama üzgünsünüz, gidemiyorsunuz. Yaptığınız şeyde bizzat kendinizi de suçlu buluyorsunuz ki bu tutum karşı tarafı haklı çıkarır. Haksızlığa uğradığını hissettirir.....
Etkili bir hayırın içinde suçluluk, korku ve endişe yoktur.
Bu bölümdeki etkili hayır nasıldır yazısına karşılık sayfa 85'te şu şekilde bir yazı mevcut:
"Git başkasını bul, ben böyle bir şey yapmam" demek yerine "Bu bana hiç uygun değil, üzgünüm yapamam" demeyi deneyin mesela.
Şeklinde bir cümle var. Bu iki sayfada(21 ve 85) birbiriyle çelişen iki kendini ifade ediş biçimi var.
Buna ek olarak yine etkili hayır hangisidir bölümünün devamında 2. Kısımda