özge

Psikanalitik bakış açısına göre çocuk, beklemeye başladığında aynı zamanda fantazi kurmaya ve bildiğini düşünmeye başlar. Yaşadığı hüsran içinde bir tatmin imgelemi kurgular. Psikanalist­lerin dile getirdiği gibi, karnı acıktığında kendisini tatmin edecek nesnenin kontrolünün onda olmadığını anlamaya başlayınca, bu­na çare olarak memeyi hayal eder. Hüsran yalnızca bir tatmin im­gesi vasıtasıyla doğabilir; bu çerçevede bilgi hüsranla, eksikliği, noksanlığı veya yokluğu hissedilen şeyle alakalıdır. Çocuk açtır, meme fantazisi kurar ve anne yeterince güvenilirse ve geç kalma­yıp erken gelirse çocuk, varsaydığı bilginin kesinliğine kani olur. Açtır, memeyi hayal eder ve meme gelir; bunun adı güven duy­husudur. Çocuk açsa ve meme fantazisi kurdu­ğunda meme gelmiyorsa, bu defa başka bir kesin bilgiye ulaşır: nefret, ümitsizlik ve intikam. Bu şemada çocuğun tatminle kur­duğu ilişkinin iki aşaması vardır; aynı zamanda birer hayal kırık­lığı olan iki biçimlendirici bilgi öğesidir bunlar. Birincisi, tatmin olmanızı sağlayan şey başkasının sunduğu bir hediyedir (ki bu da ona imrenmenize sebebiyet verebilir) ve ikincisi, tatmin olmanızı sağlayan şey sizden önce bir başkasına açıktır ve paylaşılması gerekir (bu da kıskançlık ve rekabete yol açabilir). Tetikleyici bir hüsran olmadan tatmin olunmaz.
Sayfa 137
Reklam
Sevgi/aşk repertuvarımızda orantısız­lık yerini hep korur. Patoloji denilen şeylerin ortaya çıkış sebebi eşit konuma gelme, durumu tersine çevirme, bu ilk doğal düzen­den intikam alma çabaları, hayatın bir gerçeğine bulunan yanlış çözümlerdir.
Sayfa 135
hepimiz hayata bu kurucu orantısız bağımlılık po­zisyonunda başlarız*
Sayfa 134
birisini yanlış hayal etmek, o kişinin sağlaya­bileceği tatmini son derece kesin bir biçimde hayal etmekmiş gi­bi (ki bu da, o kişi böyle bir tatmin sağlamıyorsa bunu bizden esir­gediği ya da başkasına sağladığı anlamına gelir).
Sayfa 124
Trajik karakter de­nilen kişiler, tanımları gereği, bir şeyi isterken süreç içinde ken­dilerini tatmin edecek başka bir şeyle karşılaşabileceklerini dü­şünmezler. Rahat, aldırmaz ya da kaygısız değildirler, ilgileri ko­layca başka bir tarafa çekilemez ve karşılarına başka bir şey çık­masını beklemezler.
Sayfa 122
Reklam